Bir önceki yazımızda dijital veya fiziksel ölümsüzlük alanındaki gelişmelerden bahsetmiştik.
Dünyada bu alanda çalışan bilim insanları sanırım o yazıyı bekliyormuş! Çünkü hemen sonrasında bilim dünyasını sarsacak çok ilginç gelişmeler yaşandı.
DÜNYA SİMÜLASYONU
Yine birkaç hafta önce Simile isimli bir yapay zekâ girişimi 100 milyon dolar yatırım aldı.
Hedefleri: Dünyadaki tüm insanların davranışlarını, yani tüm insanlığı simülasyon ortamında gözlemlemek.
Tüm insanlığı simüle etmenin ne gibi bir faydası olabilir? Şimdilik daha çok pazarlama uygulamalarından bahsediliyor. Örneğin bir şirket, ürünlerini raflara nasıl dizeceğini ve insanların buna nasıl tepki vereceğini bu “sanal insanlar” üzerinden test ederek aylar sürecek pazar araştırmalarından kurtulabiliyor.
Fakat muhtemelen daha farklı uygulama alanları da çıkacak.
Düşünsenize, milyarlarca “sanal insan”, farklı dillerden, farklı dinlerden, sanal bir dünyadalar. Birbirleriyle iletişime geçiyorlar, pazarlık yapıyorlar, seviyorlar, kavga ediyorlar, uyuyorlar ve her yaptıkları anlık takip edilip kayda geçiriliyor.
Tabii bu çok ilginç sonuçlar doğuruyor. Mesela istediğiniz kadar sanal dünya oluşturabilirsiniz, içinde birbirinden farklı ortamlar yaratabilirsiniz. Örneğin sadece tek bir dilin konuşulduğu bir dünya.
Veya iki dilin konuşulduğu bir dünya. Tek dinli bir dünya. 100 kişiden oluşan bir dünya. 100 milyar kişiden oluşan bir dünya. Herkesin iyi ya da herkesin kötü olduğu bir dünya.
Dijital insanlara “Burası cennet” ya da “Burası cehennem” dediğiniz bir dünya. Dijital insanlara “Yakında öleceksiniz ve sonra burada yaptıklarınıza göre sizi başka bir dünyaya yerleştireceğiz” dediğiniz bir dünya.
Kısacası, hepimizin hayatlarının sanal bir “laboratuvarda” farklı koşullar altında değerlendirildiği, veri toplandığı ve bu verilerin sonra belki gerçek (?) hayatlarımızı etkilemek için kullanılacağı bir geleceğe doğru ilerliyoruz.
SONUÇ
Sadece burada bahsettiğimiz gelişmeleri düşünelim -ki aslında daha farklı gelişmeler de var. Yani gerçek bir beynin dijital dünyaya yüklenmesi (sinek örneği), gerçek bir beynin küçücük bir kopyasına bir bilgisayar oyununun öğretilmesi ve onun gerçek hayatta bu oyunu oynamasının sağlanması, milyarlarca insana ait verilerle bir insanlık simülasyonu oluşturulması…
Geçen yazımızda bir Oxford Üniversitesi profesörü olan Nick Bostrom’dan ve onun simülasyon teorisinden bahsetmiştik: “Hepimiz bir simülasyonda olabiliriz, çünkü bundan yüzlerce, binlerce, belki milyonlarca yıl sonra torunlarımız ‘Acaba bizim atalarımız nasıl bir dünyada yaşamışlardı’ diyerek bugünleri simüle ediyor olabilirler.”
Benim gördüğüm kadarıyla böyle bir geleceğimiz olmayacak. Evet, insanlığı simüle etmeye çalışan girişim veya benzer kuruluşlar böyle bir simülasyon ortamını mümkün kılacak belki. Ama bizler (veya bir sonraki nesil), torunlarımızın torunlarının torunlarına bizim nasıl yaşadığımızı kendimiz anlatacağız.
Çünkü bir şekilde zihinlerimiz dijital veya fiziksel olarak yaşamaya devam edecek.
SANAL (AMA GERÇEK?) MEYVE SİNEKLERİ
2024 yılında bilim insanları önemli bir başarıya imza atıp bir meyve sineğinin beyninin tam haritasını (konektom) çıkarmışlardı.
Hangi hücre beyinde nerede duruyor, hangi hücreden hangisine sinyal gidiyor tek tek kaydedilmişti.
Sonrasında başka araştırmacılar bu haritayı alıp “Acaba bu sinek; yemek yeme, hareket etme gibi kararları nasıl alıyor?” sorusunu cevaplamak için basit bir davranış modeli oluşturdu. Beyin haritası ve davranış algoritmaları birleşince ortaya güzel bir dijital “sinek beyni” çıktı.
Ancak bu zihnin bir bedene ihtiyacı vardı.
Birkaç hafta önce EON isimli bir girişim, bu sanal sinek beynini alıp sanal bir sinek bedenine “bağladı”. Bir robotun kafasını başka bir mekanik gövdeye entegre etmek gibi düşünün.
Sonuç? Sanal sinek beyni, sanal vücudu otonom bir şekilde gerçek hayattaki bir sinek gibi yönlendirmeye başladı. Yaratılan sanal ortamda dolaşmaya, her sinek gibi ayaklarını ovuşturmaya, şekerli yiyeceklere yönelip acı olanlardan uzaklaşmaya; kısacası tam bir sinek gibi davranmaya başladı.
Lütfen bunun üzerine biraz düşünelim: Sadece haritası çıkarılmış bir beyin, basit bir davranış modeli ve sonradan verilmiş sanal bir beden, nasıl olur da gerçek bir canlı gibi davranabilir? Kimse bu sineğe kodlarla “Şunu yap” dememiş olmasına rağmen nasıl gerçek hayattaki bir sinek gibi davranabilir?
Bir simülasyonda yaşayan ve muhtemelen bir simülasyonda olduğunun farkında bile olmayan otonom bir varlıktan söz ediyoruz. (İnternette “fruit fly simulation video” diye aratarak çıkan videoları izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.)
BİR AVUÇ BEYİN HÜCRESİ
Geçtiğimiz haftalarda enteresan bir gelişme daha oldu.
Cortical Labs isimli bir kuruluşta çalışan bilim insanları küçük bir laboratuvar kabına sığacak miktarda insan sinir hücresini bir bilgisayara bağladılar ve bu “Bir avuç hücreye” efsanevi Doom oyununu oynamayı öğrettiler.
İnsan beyninde yaklaşık 86 milyar sinir hücresi var. Bunlardan sadece 200 bin tanesi alındı, bir çipe bağlandı ve bir bilgisayar oyunu oynatıldı.
Peki bu nasıl başarıldı? Önce gönüllü bir kişiden kan alındı, bu kandaki akyuvarlar kök hücreye, ardından da sinir hücresine dönüştürülerek çoğaltıldı. Yani beyni açmadan, kişiye ait canlı nöronlar elde edildi. Bu sinir hücreleri, elektrik sinyalleri aracılığıyla bilgisayarla iletişim kurdu. Oyunda ne olduğu bilgisi hücrelere sinyalle iletildi; onlar da yavaş yavaş oyunu öğrenerek “Sağa dön, ateş et” gibi kararları bilgisayara geri ilettiler.
Aynı araştırmacılar bir sonraki aşamada Pokemon oyunu oynatmayı planlıyorlar. Tabii hedef sürekli böyle oyunlar oynatmak değil, özellikle tıbbi alandaki araştırmalara katkıda bulunmak.
Fakat burada düşünmemiz gereken başka konular var. Acaba o oyunu oynayan hücrelerin belli bir bilinci var mı? Oyun oynarken bir şey hissediyorlar mı? Gelecekte kendi sinir hücrelerimizle, bir anlamda kendi beynimizle çalışan makineler üretilebilecek mi?
Acaba bir pilotun beyin hücreleri bir uçağı veya dronu yönetebilecek mi? Kendi beyin hücrelerimizi bir bilgisayara veya telefona yükleyip 7/24 iş yapar hale getirecek miyiz?
YAPAY ZEKÂ GİRİŞİMLERİ
Geçenlerde Globalink isimli ilginç bir Türk yapay zekâ girişimi ile tanıştım. Ürününüzü giriyorsunuz, dünyadaki birçok farklı e-ticaret platformunda otomatik olarak ürününüzü listeliyorlar ve satışa sunuyorlar.
Bu tarz pratik sorunları çözen girişimlere ülkemizin çok ihtiyacı var. Özellikle son dönemlerde değerini daha iyi anladığımız teknolojide dışa bağımlı olmama durumu ülkemizin daha güzel bir geleceği olması için çok önemli. Bu nedenle bu sayfada zaman zaman ilginç bulduğum girişimlerden bahsetmeyi planlıyorum. İlginç sorunları çözen tüm Türk girişimleri bana ulaşabilir.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

