Site icon Serbest Görüş

Ne yapmaya çalışıyor; Trump geri adım mı attı?

Ne yapmaya çalışıyor; Trump geri adım mı attı?


ADEM YAVUZ ARSLAN | ANALİZ

ABD Başkanı Donald Trump’ın son günlerdeki açıklamaları Washington’da ciddi bir kafa karışıklığı yarattı. Bir kesime göre ortada açık bir çelişki var. Ancak Trump’a yakın çevreler aynı fikirde değil. Onlara göre bu tablo bir dağınıklık değil, bilinçli bir strateji.

Trump’ın yıllardır uyguladığı “öngörülemezlik” taktiği yeniden sahnede. Bir gün sert bir ültimatom veriyor, ertesi gün “verimli görüşmelerden” söz ediyor. Bu yaklaşımın amacı, muhataplarının oyun kurmasını zorlaştırmak.

İran krizi bu stratejinin en net örneği…

Trump önce 48 saatlik bir ültimatom verdi. “İran’ın enerji altyapısını yerle bir ederim!” dedi. Süre dolarken ise frene bastı. İlk bakışta bu açık bir geri adım gibi görünüyor. Ancak perde arkasına bakıldığında tablo daha karmaşık.

Görünmeyen diplomasi: Riyad hattı

Son günlerde perde arkasında yoğun bir diplomasi trafiği yürütüldü. Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan aynı hat üzerinde devreye girdi. Amaç netti: Savaş büyümeden durdurulmalıydı. Ancak kritik bir sorun vardı. İran tarafında Batı ile konuşabilecek “makul muhatap” eksikliği.

Tam da bu noktada İsrail’in hamlesi dengeleri değiştirdi. Batı ile temas kurabilecek önemli isimlerden biri olan Ali Larijani’nin devre dışı kalması, diplomasi kanalını zayıflattı. Bu durum, savaşın sadece askeri değil, diplomatik zeminde de sertleştiğini gösteriyor.

Asıl temas: Devrim Muhafızları hattı

Kulis bilgilerine göre en kritik temas Mısır üzerinden İran Devrim Muhafızları ile kuruldu. Bu detay hayati. Çünkü İran’da gerçek güç, resmi hükümetten ziyade bu yapı içinde. Beyaz Saray’a iletilen mesaj kısa ama belirleyiciydi: “Beş gün duralım, sonra konuşalım.” İşte Trump’ın frene basmasının arkasındaki ana kırılma noktası bu oldu.

Trump’ı geri adım attıran üç baskı

Trump’ın ton değiştirmesi sadece diplomasiyle açıklanamaz. Üç büyük baskı aynı anda devreye girdi…

İlki ekonomik baskı. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz petrol fiyatlarını sert şekilde yukarı çekti. Küresel enerji akışı risk altında. Washington’da konuşulan açık: Bu savaş uzarsa Amerikan ekonomisi ciddi darbe alır. Trump için bu, seçim sürecinde büyük bir risk.

İkincisi askeri risk; Trump’ın hedef gösterdiği enerji altyapısı, uluslararası hukukta tartışmalı bir alan. Daha da önemlisi, böyle bir saldırının karşılığı doğrudan Körfez’deki ABD müttefiklerine gelebilir. Yani savaş bir anda bölgesel yangına dönüşebilir.

Üçüncü ise siyasi baskı. Belki de en kritik başlık bu. Amerikan kamuoyu bu savaşı istemiyor. İran savaşı, ABD tarihindeki en düşük kamuoyu desteğine sahip çatışmalardan biri haline gelmiş durumda.

Trump için risk açık: “Savaşları bitiren başkan” imajından, “kontrolden çıkan savaşın mimarı”na dönüşmek.

İsrail ile görünür ayrışma

Bu noktada en dikkat çekici gelişme Trump ile İsrail arasındaki ton farkı. Trump frene basarken, İsrail tam tersine gazı kilitliyor. Başbakan Netanyahu’nun mesajı net: “Nükleer programı eziyoruz, devam edeceğiz.”

Bu cümle, Washington ile Tel Aviv arasında örtük bir ayrışmaya işaret ediyor. Trump açısından öncelik artık savaşın kontrol altında tutulması. Ancak İsrail açısından hedef daha geniş: İran’ın askeri ve nükleer kapasitesini kalıcı şekilde zayıflatmak. Bu iki hedef aynı çizgide değil.

Washington’da giderek daha fazla konuşulan senaryo şu: Trump, İsrail’i sınırlamak istiyor ama bunu açık bir çatışmaya dönüştürmeden yapmak zorunda. Yani ABD–İsrail hattında sessiz bir gerilim oluşmuş durumda.

Bu bir barış süreci değil. Trump “verimli görüşmeler” diyor. Ancak sahadaki gerçeklik farklı. İran müzakere iddialarını reddediyor. Taraflar hâlâ maksimum taleplerinde ısrarcı. İsrail saldırıları durdurmuyor. Ortada bir barış süreci yok. Sadece kısa bir “nefes alma arası” var.

Hürmüz Boğazı: Krizin kilidi

Müzakerelerin odak noktası ise Hürmüz Boğazı. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si bu dar geçitten geçiyor. Masadaki öneriler bile krizin derinliğini gösteriyor: Arap ülkeleri boğaza uluslararası, tarafsız kontrol istiyor. İran ise geçişleri kontrol ve ücret talep ediyor. Suudlar ise İran’ın önerisini tartışmaya bile değer görmüyor. Çünkü böyle bir durumda İran kalıcı hakimiyet kurmuş olacak. Bu tartışma sadece bir güvenlik meselesi değil. Küresel enerji düzeninin yeniden yazılması anlamına geliyor.

Yeni gerçek: Daha sert bir İran

Bir diğer önemli değişim de İran’ın iç yapısında. Washington’daki değerlendirmelere göre artık daha sert, daha kapalı ve daha intikamcı bir İran var. Bu şu anlama geliyor: Savaş diplomasiyle dursa bile kriz bitmeyecek.

Son 48 saatte yaşananlara bakınca şunu söylemek mümkün: Trump geri adım atmadı ama sadece zaman kazandı. Ancak ortada bir çözüm yok.

Taraflar geri adım atmıyor. Risk büyümeye devam ediyor. Washington’da en çok tekrarlanan cümle ise şu: “Bu savaşın nasıl biteceğini kimse bilmiyor.”

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version