Site icon Serbest Görüş

Musicandle Quartet’tan mum ışığında klasik müziğin büyüsü: ‘Müziğin aydınlığı, ışığın sesi’


Musicandle Concerts, klasik müziği yalnızca işitsel değil görsel bir deneyime dönüştürüyor. Tarihi mekânlarda, mumların aydınlığında gerçekleşen konserlerde, farklı dönemlerden bestecileri Türk eserleri ve sevilen melodilerle bir araya getiriliyor. Konserleriyle klasik müziği yeni bir sahne deneyimine dönüştüren Musicandle Quartet’in repertuvarından sahne tasarımına uzanan yaratım sürecini Özlem Sevil ile konuştuk.

– Musicandle Concerts’in çıkış noktası neydi?

Musicandle Concerts’ın çıkış noktası müziği dinlerken zamanın yavaşladığı, dikkatin tamamen notalara yöneldiği bir atmosfer yaratmak. Mum ışığı, tarih boyunca müzikle ve sanatla güçlü bir bağ kurmuş bir unsur. Biz de bu sıcak ve zamansız hissi sahneye taşıyarak dinleyiciyi günlük yaşamın temposundan uzaklaştıran bir deneyim yaratmak istedik. Türkiye’de ilk kez bu konsepti yaşama geçirirken amacımız yalnızca bir konser sunmak değil, müziğin duygusal etkisini daha yoğun hissettiren bir atmosfer kurmaktı. Mum ışığı, mekânın dokusu ve klasik müzik bir araya geldiğinde ortaya gerçekten benzersiz bir sahne deneyimi çıkıyor.

– Repertuvarınızda Şostakoviç gibi klasik bestecilerin eserlerini Türk eserleri, tangolar ve film müzikleriyle bir araya getiriyorsunuz. Bu farklı müzikal dünyalar arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Farklı dönemlerden ve kültürlerden gelen eserler arasında görünmez ama güçlü bir bağ olduğunu düşünüyoruz. Bir Brahms eseri ile bir tango ya da bir film müziği aynı sahnede yer aldığında dinleyici bambaşka bir yolculuğa çıkabiliyor. Programlarımızı hazırlarken klasik müziğin zarafetini korumaya özen gösterirken aynı zamanda dinleyiciyi şaşırtacak ve farklı duygular arasında geçiş yapmasını sağlayacak bir akış kurmaya çalışıyoruz.

– Konserleriniz çoğu zaman tarihi mekânlarda oluyor. Bu tür mekânlarda çalmak, hem icracı hem de dinleyici açısından müziğin algısını nasıl değiştiriyor?

Tarihi mekânlar müziğin atmosferini tamamen değiştiriyor. Bir kilise ya da tarihi bir salon yalnızca bir sahne değil, aynı zamanda kendi hikâyesini taşıyan bir alan. Bu mekânlarda çalarken müziğin yankısı, ışığın mekânla ilişkisi ve dinleyicinin bulunduğu ortam, performansın duygusunu daha da derinleştiriyor. Dinleyiciler için de bu deneyim bir konserden çok daha fazlasına dönüşüyor, adeta müzikle birlikte mekânın tarihini de hissettikleri bir an yaşanıyor.

HER KONSER YENİ BİR DENEYİM

– Bu performansları hazırlarken müzik dışındaki unsurları nasıl tasarlıyorsunuz?

Biz konserlerimizi bir sahne bütünlüğü içinde düşünmeyi seviyoruz. Müzik elbette merkezde ama ışık, mekânın mimarisi ve sahnedeki atmosfer de bu deneyimin önemli parçaları. Mum ışığı zaten başlı başına güçlü bir görsel unsur yaratıyor. Bunun üzerine mekânın karakterini ve müziğin akışını düşünerek sahnenin ritmini oluşturuyoruz. Amacımız görsel olarak da dinleyicinin dikkatini dağıtmayan, aksine müziğin duygusunu güçlendiren bir atmosfer kurmak.

– Konuk sanatçılarla yaptığınız işbirliklerinde neye dikkat ediyorsunuz?

Konuk sanatçı seçiminde en çok önem verdiğimiz şey sahnede oluşan enerji. Müzikal olarak güçlü ve kendine özgü bir ifade dili olan sanatçılarla bir araya gelmek bizim için çok değerli. Bu işbirlikleri repertuvara yeni renkler katıyor ve her konseri biraz daha farklı bir deneyime dönüştürüyor. Aynı zamanda sahnede farklı yorumların buluşması hem bizler hem de dinleyiciler için oldukça ilham verici oluyor.

KLASİK MÜZİKLE İLK BULUŞMA

– Türkiye’de klasik müziğin yeni dinleyicilere ulaşması sıkça tartışılan bir konu. Sizce Musicandle’ın sunduğu deneyim bu anlamda farklı bir dinleyici kitlesi yaratıyor mu ve bu alanda nasıl bir rol üstlenmek istiyorsunuz?

Bizim gözlemimiz şu: İnsanlar klasik müziğe uzak değil, yalnızca bazen onunla buluşacak doğru ortamı bulamıyorlar. Musicandle Concerts’ta oluşturduğumuz atmosfer, dinleyicilerin müzikle daha samimi bir ilişki kurmasını sağlıyor. Konserlerimizde klasik müziği ilk kez dinleyen pek çok kişiyle karşılaşıyoruz. Bu bizim için çok değerli. Amacımız klasik müziği daha geniş bir kitleyle buluşturmak ve insanların bu müziğin ne kadar evrensel ve duygusal olduğunu deneyimlemelerini sağlamak

– Birlikte uzun süredir müzik yapan bir kuartet olarak sahnede kurduğunuz iletişim nasıl gelişti? Provalarınızda sizi en çok zorlayan ya da en çok heyecanlandıran anlar neler oluyor?

Sahnede kurduğunuz iletişim kelimelerin ötesine geçiyor. Bazen küçük bir bakış ya da nefes alış bile müziğin akışını belirleyebiliyor. Provalarda en çok üzerinde durduğumuz şey eserin ruhunu doğru yakalamak. Bazen bir eserin tek bir cümlesi üzerinde uzun süre çalıştığımız oluyor ama o an doğru hissi yakaladığımızda tüm yorgunluk 

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version