15 Temmuz sırasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı derdest ettirmekle suçlanan eski tümgeneral Mehmet Dişli, “Akar’ın kafasına silah dayadı” iddiasının kurgu olduğunu söyledi. Bu kurgudan en çok Akar’ın yararlandığını anlatan Dişli, Akar’a şu çağrıda bulundu: “Mehmet Dişli kafana silah dayadı mı, cevap ver!”
Mehmet Dişli’nin hedefinde fişleme listeleriyle bilinen eski askeri hakim Ahmet Zeki Üçok da vardı: “İlk tutuklamalar onların hazırladığı listelere göre yapıldı. Bu fişlemecinin hangi delilleri ortaya koyduğunu bilmiyorum, ama beni de fişleyen bu alçağın benimle ilgili söylediği her şey yalan ve iftira. Ôrneğin askeri lisede ışık evlerinden soruşturma geçirdiğimi ve takipli personel olduğumu yazdı. Ben sivil lise mezunuyum ve hayatımın hiçbir döneminde soruşturma geçirmedim, takipli personel olmadım.”
Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yeniden görülmesine başlanan Genelkurmay Çatı davasının bugünkü celsesinde, Hulusi Akar’a yakınlığıyla bilinen Mehmet Dişli savunmasını yaptı. 10 yıl sonra ilk kez kendisine de gözaltında ve cezaevinde işkence yapıldığını anlatan Dişli, “Ama hicap duyduğum için bunu anlatmayacağım.” dedi.
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın aktardığına göre savunmasının ilk bölümünde, hakkında yaratılan algıdan dolayı Abdulkadir Selvi başta olmak üzere bazı isimleri suçladı. Şunları söyledi: “Gözaltındayken, daha ifadem alınmadan hakkımda vahşi bir medya taarruzu başlatıldı, halkta infial uyandıracak bir suçlu profili yaratıldı. Sözde gazeteci, Hulusi Akar’ın kafasına silah dayadığımı, elini ayağını bağlayıp, koltuğa bağlayıp götürdüğümü yazdı. Kabataş yalanından hiçbir farkı yok. Bu nasıl insanlık, ahlak anlayışı, nasıl gazetecilik? Ne yer, ne içer, çocuklarının yüzüne nasıl bakar? Sonradan öğrendik, ellerine tutuşturulanları koyuyorlarmış. Bu şahıs, hakkımda en çok yazan ve yazdıklarının teki doğru olmayan şahış. Demek ki, benimle ilgili ona görev verilmiş.”
Hulusi Akar’ı kast ederek, bu yayınlarla birileri için de mağduriyet oluşturulduğunu belirten Dişli, Akar’ın TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının görüntüleri eşliğinde konuştu: “Kafasına silah dayadığım, o günün standart yalanıydı. Cevap ver, Mehmet Dişli silah dayadı mı? Bu kurgulardan en çok kendisi yararlandı ve buna ilişkin soruları bağırarak çağırarak kapatmaya çalıştı. Buna kendisi inanmış, oradakileri de ikna etmeye çalışıyor. Yapay zekaya, ‘Bir kişiye silah dayayıp başımıza geç denirse, silah zoruyla başa geçen, o silahı dayayana daha sonra ne yapar? Böyle bir teklif ne kadar mantıklıdır?’ diye sorduk. Yapay zeka, ‘Ne mantıklı ne akılcı ne de rasyoneldir’ cevabını verdi. Makinanın bile bir mantığı var.”
15 Temmuz’dan sonra kendisine “alçak” diyen bir gazeteciye bu ifadesini 10 yıl sonra iade ettiğini, yine aleyhinde yazan “saygısız” bir başka gazeteciyi iki gün önce savunmasını dinlemek üzere duruşmaya davet ettiğini ama kendisinin gelmediğini, Genelkurmay Karargahındaki bir başkasına ait görüntüyü Mehmet Dişli diye sunan televizyonu arayan avukatına, “Avukat Bey işimize karışma, sonra kendini Mehmet Dişli’nin yanında bulursun.” cevabının verildiğini anlatan Dişli, “Yerin dibine batsın böyle gazetecilik!” diye konuştu.
Mehmet Dişli’nin hedefinde emekli askeri hakim Zeki Üçok da ardı. Şunları söyledi:
- İlk tutuklamalar onların hazırladığı listelere göre yapıldı. Bu fişlemecinin hangi delilleri ortaya koyduğunu bilmiyorum, ama beni de fişleyen bu alçağın benimle ilgili söylediği her şey yalan ve iftira. Ôrneğin askeri lisede ışık evlerinden soruşturma geçirdiğimi ve takipli personel olduğumu yazdı. Ben sivil lise mezunuyum ve hayatımın hiçbir döneminde soruşturma geçirmedim, takipli personel olmadım.
- FETÖ çuvalına atılmamın ve burada yargılanmamın sebebi, her kelimesi yalan olan Zeki Üçok’un fişlemesidir. Maalesef ‘Sen kimsin ulan; bu çalışmayı kiminle, kimin adına, hangi yetkiyle yaptın?’ diye soran olmadı. Bir gün hukuk hakim olduğunda, bu şahıstan hesap soracağım. Adi fişlemeci biz tutuklandiktan sonra ‘tulum çıkardık’ dedi. Tabi çıkarırsın, senin verdiğin listelerle tutuklandık çünkü. Tepkilerimi maruz görün. Üç beş kişi… Hayatım kaydı.
Hulusi Akar’ın bile böyle iddiası yok
Savunmasının devamında FETÖ çuvalına Zeki Üçok’un fişlemesiyle atıldığı gibi, savcılar tarafından sahte deliller ve kumpas ifadelerle sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi yapıldığını öne süren Dişli, şunları kaydetti: “Ellerinde tek bir delil olsa, aleyhimde ifade almak için insanlara o kadar işkence yapmazlardı. Müşteki Hulusi Akar’ın bile benimle ilgili bir iddiası yokken, hakkımda Frankeştayn hikayeleri yazılıp ütopik bir kişilik yaratıldı. Saygısız bir gazeteci, benim cezaevinde olmadığımı bile yazdı ve bu ciddiye alınıp soru önergesi dahi verildi. Kozmik odaya da ben girmişim. O tarihte Ankara’da bile değilim. Algı böyle yaratıldı. ‘Gel sen de inan, bu sensin’ diyorlar. Hayır, o ben değilim. Gerçekler ortaya çıktı, ama atı alanlar Üsküdar’ı geçti.”
“Yaşar Paşa! Şu dosyalara bir baktırın ya!”
Savunmasının öğleden sonraki bölümünde ilginç bir iddiayı gündeme getiren Mehmet Dişli, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e seslenerek şunları anlattı:
- “Sözde Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğumuz için hakkımızda tazminat davaları açılıyor. Son olarak Merzifon Hava Meydanında 15 Temmuz’da kullanılan uçaklar, yakıt, mühimmat, personel için tazminat davası açıldı. Yaşar Güler, sizi ben iyi tanırım. Benim bildiğim Yaşar Paşa şu dosyaları getireni odasından kovar.
- Kötülüğü içtihat haline getirdiler. Şu dosyalara bir baktırın ya! Merzifon Hava Meydanı 15 Temmuz’dan 2 ay önce bakıma alındığı için kapatılmıştı. Yani benden 15 Temmuz’da kalkmayan uçağın, kullanılmayan yakıt ve mühimmatın, çağrılmayan personelin harcamaları isteniyor.
- Dilim varmıyor, ama Bakanlık bizden resmen haraç istiyor. Yok Bakanlık, ‘Davanın arkasındayız’ diyorsa, bu daha vahim. O halde Bakanlığa, Merzifon’dan kalkan bu uçakların, mühimmatların nerede, ne zaman kullanıldığı, mühimmatların cinsi ve bu emri kimin verdiği sorulsun; Ankara’da kullanılan mühimmatla karşılaştırılsın.”
Hulusi Akar’a hiçbir şey sorulmuyor
Mehmet Dişli kesinlikle sözde Yurtta Sulh Konseyi’nin üyesi olmadığını vurgularken de şöyle konuştu: “Konseyin olduğu, ama belge bulunamadığı söyleniyor. ‘Hulusi Akar Yurtta Sulh Konseyi Başkanı’ yazılı bir evrak da var. Bu, belge değil mi? Ama, ‘belge yok’ denerek, bu görmezden gelinmiştir. Bir başka belge de görevlendirme listesi. Akar ve kuvvet komutanlarının karşısı boş bırakılmış. Zaten Akar için konsey başkanı diye yazılmış. Buradan daha farklı bir sonuç çıkarılamaz mıydı? Evet, bir konsey var, ancak kasten veya bilinçsizce bu isimlerin tespiti engellenmiştir. Kurgulanan bu konsey tutarsızdır, TSK’nın esas ve usullerine de aykırıdır. Hulusi Akar’a hiçbir şey sorulmuyor, mesele yapılmıyor; ama atama listesinde adımın karşısında ‘devam’ yazması, konsey üyeliğinin karinesi yapılıyor.”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

