AKP kulislerinde erken seçim olasılığının giderek daha fazla konuşulduğu ileri sürülüyor. Ekonomide hedeflerin tutmaması ve savaşın neden olduğu olumsuz tablo iktidarın planlarını bozdu. Anayasa’ya göre AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için erken seçim “zorunluluk”. Nefes yazarı Nuray Babacan’ın aktardığı kulis bilgilerine göre; kulislerde seçim için 2027 sonbaharı ile 2028 ilkbaharı olmak üzere iki tarih konuşuluyor. Babacan’ın yazısınan ilgili bölüm şöyle:
“Erken seçim AKP için mecburiyettir!” sözleri, bir parti kurmayına ait. Ancak savaşın yarattığı etkiler, ekonomide bir türlü tutturulamayan hedefler, en geç 2028 yılının baharında erken seçim planları yapan iktidar partisinin hesaplarını zora soktu. Bu konu, parti içindeki sohbetlerde sıkça konuşuluyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aday olabilmesi için zorunlu olan erken seçim planları, iki yıl içerisinde pek de düzelme olasılığı görülmeyen ekonomik tablo nedeniyle sıkıntılı. Kendilerini kârlı çıkaracak planlar, pek iç açıcı değil. Bu konuda yapılan değerlendirmelere gelince;
- “Eksikleri olsa da uygulanan ekonomi programının sonuçlarının 2027’de görülmesi bekleniyordu. Şimdi savaşın etkileri nedeniyle bu hedefler zora girdi. Enflasyonun tek haneye inmesinin ardından vatandaşın hissedeceği rahatlamayla birlikte erken seçim öngörülüyordu.
- Bu planların revize edilmesi gerekecek. Adına ne derseniz deyin, erken seçim ya da erkene alınmış seçim, AKP için mecburiyettir. Eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aday olmasını istiyorsak başka çaremiz yok. Takvimle ekonomi arasına sıkışmışlık söz konusu.
- İki tarih var önünüzde ya 2027’nin sonbaharı ya de 2028’in ilkbaharı. Eğer size seçim kazandıracak göstergeler ikisine de yetişmezse ne yapacağınızın yanıtı yok.
- Aksi durum, cumhurbaşkanının aday olamaması, zamanında seçim demektir. Konjonktür, iktidar açısından açmaz doğurdu. Ekonomik kriz, pandemi, 19 Mart İBB operasyonu, savaş, erken seçim takvimine ekonomi hedeflerini yetiştirmeyi zorlaştırıyor…
Soruna ciddiyetle bakan bazı isimler, antidemokratik uygulamalardan vazgeçilmesi, Terörsüz Türkiye Komisyonu raporunun hayata geçirilmesi, AB ile ilişkilerin yeni bir evreye geçmesi durumunda kurtuluş olabileceğini iddia ediyor. Bunun için iktidarın mevcut politikalarından 180 derece dönmesi gerekecek.
Onlara göre hukuka güven, zedelenen adalet duygusunun tamir edilmesi, antidemokratik uygulamaların ortadan kalkması gibi bir bütüncül anlayış değişikliği gerekecek. Vatandaşlar bu değişimi hayatlarında görürse, bunun yaratacağı psikoloji ekonomiyi de olumlu etkileyecek. Bu görüşü savunanlar;
- Örneğin, Türkiye’nin Avrupa ve NATO için önemini ortaya çıkaran gelişmelerin ışığında AB ile yeni adımlar atılabilir. Vize serbestisine kapı aralanması ya da gümrük birliği ortaklığının geçersiz kalmasının önlenmesi gibi adımlar, vatandaş üzerinde olumlu etki yaratabilir.
- ‘Avrupa sanayisini hızlandırma yasa taslağının’ Türkiye için ya da Türkiye’de yatırım yapmayı planlayanlar için olumlu sonuçları olabilir. Biz de yönetim olarak bunların altını çizer ve gerekli adımları atarak, makas değiştirirsek seçim için avantajlı olabiliriz…
Bazı AKP’lilerin ‘seçim kazanmak için’ çizdiği iyimser tablo, son yıllarda baskı aracı olarak uygulanan tüm anti demokratik uygulamalardan, tartışmalı tutuklamalardan, belediye baskınlarından, kayyum kararlarından vazgeçilmesi anlamına geliyor ki; AB’ye sempatik gelecek böyle bir yaklaşım ortada görünmüyor.
Şimdilik hepsi, ‘Nasıl kurtuluruz?’ diye kafa yoran AKP’lilerin düşü gibi…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

