TR724 | HABER MERKEZİ
Ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, sosyal medya hesabından güncel yargılamalara ilişkin önemli bir paylaşım daha yaptı. Önceki yazısında somut delil yokluğunu ve AİHM kararlarının görmezden gelinmesini eleştiren Özgenç, bu kez de “somut suç işlemeyen” kişilerin ‘terör suçlusu’ damgası yemesini hukuk vicdanıyla bağdaşmaz bulduğunu söyledi. Yerel mahkemelerin direnme kararlarıyla yarattığı yanlışlığın düzeltilmesi için “af kanunu”na değil, yeniden yargılama mekanizmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
İzzet Ögenç, şu ifadeleri kullandı:
- Ekonomik durumları, mensup oldukları muhafazakâr aile yapıları ve geldikleri sosyal çevre şartları itibarıyla özellikle yükseköğrenim imkânlarından yararlanabilmek için, Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmalara yönlendirilen insanları, somut bir suç işlemedikleri ve hatta somut bir suç işlemeye yönelik hazırlık içinde bulunmadıkları takdirde, terör suçlusu olarak damgalamak, hukuk vicdanıyla bağdaşmaz.
- Yargısal uygulamamızın ortaya çıkardığı bu yanlışlığın telafisi için af kanunu çıkarılmasına gerek yoktur. Çünkü af kanunu suç işleyenle işlemeyen ayrımını gözetmez. Bunun için malum FETÖ ile bağlantılı olarak silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum edilen kişilerle ilgili olarak yeniden yargılama sürecini işletmeye yönelik bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.
Prof. Dr. İzzet Özgenç, güncel soruşturma ve yargılamalardaki hukuksuzlukları iki ayrı paylaşımında aynı kararlı çizgide ele alıyor. İlk yazısında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1 Ekim 2025 tarihli kararını mercek altına alarak üniversite öğrencisi A. davasını örnek gösteriyor ve “Mahkemeler tarafından A.’nın fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı yönünde bir tartışma ve değerlendirme yapılmamıştır. Herhangi somut bir suç isnat edilmemiştir.” tespitini yapıyor.
Hizmet Hareketi içerisinde bulunmanın “başlı başına bir suç oluşturmadığını” vurguluyor, AİHM’in Demirhan ve Yüksel Yalçınkaya kararlarının “hiç dikkate alınmadığını” söylüyor ve bunu eleştiriyor. Ayrıca yerel mahkemenin direnme kararlarının bozma ilamlarını etkisiz kıldığını ve soruşturma sırasında saklanmanın “başlı başına bir suç oluşturmadığını” belirterek somut delil şartını ısrarla öne çıkarıyor.
İkinci paylaşımında ise bu hukuki eleştiriyi daha geniş bir alana, toplumsal boyuta taşıyor ve ‘hukuk vicdanı’ çıkışı yapıyor. İnsanların somut hiçbir delil olmaksızın ‘terör örgütü üyesi’ gibi ağır bir suçlamaya muhatap olmasını eleştiriyor. “Fetullah Gülen’e izafe edilen yapılanmalara yönlendirilen insanları, somut bir suç işlemedikleri ve hatta somut bir suç işlemeye yönelik hazırlık içinde bulunmadıkları takdirde, terör suçlusu olarak damgalamak, hukuk vicdanıyla bağdaşmaz.” diyor.
Özgenç, yanlışlığın telafisi için af kanununa gerek olmadığını, çünkü afın “suç işleyenle işlemeyen ayrımını gözetmez” olduğunu ifade ediyor. Çözüm olarak ‘yeniden yargılama sürecini işletmeye yönelik bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu’ söylüyor.
İki yazısında da Özgenç, Hizmet Hareketi’ne yönelik davalrada somut suç ve somut suç hazırlığı bulunmadıkça terör örgütü üyeliği cezası verilemeyeceğini, mevcut yargı uygulamasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini ve tek kurtuluşun yeniden yargılama olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

