TR724 EKONOMİ | Merkez Bankası rezervlerinde son haftalarda sert bir düşüş yaşandı. 27 Şubat’ta 210,2 milyar dolar olan brüt rezervler, 13 Mart’ta 189,6 milyar dolara indi.
Net rezervler aynı dönemde 91,8 milyar dolardan 70 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 78,9 milyar dolardan 55 milyar dolara geriledi. Aynı sırada 1 yıl içinde çevrilmesi gereken dış borç stoku 230,5 milyar dolar seviyesinde kaldı. Merkez Bankası’nın rezervleri son haftalarda sert biçimde gerilerken, özellikle swap hariç net rezervlerdeki düşüş ve kısa vadeli dış borç karşısında büyüyen açık, Türkiye’nin döviz tamponunun hızla inceldiğini gösteriyor.
Peki bu neden önemli?
Rezervler, Merkez Bankası’nın kur şoklarına ve dış finansman krizlerine karşı elindeki en önemli savunma aracı olarak bilinyor. Son veriler, bu savunma gücünün özellikle net ve swap hariç net rezerv tarafında hızla zayıfladığını gösteriyor. Kısa vadeli dış borç yüksek kalırken rezervlerin erimesi, ekonomiyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor.
Merkez Bankası rezervlerindeki düşüş artık sıradan bir gerileme olarak görülemeyecek bir noktaya geldi. Çünkü sorun sadece toplam rezerv rakamının aşağı gelmesi değil. Asıl dikkat çeken, Merkez Bankası’nın piyasayı savunmakta kullanabileceği daha “gerçek” rezerv kalemlerinde çok daha sert bir erime yaşanması. 13 Mart haftasında toplam resmi rezervler 189,6 milyar dolara geriledi. Bu rakam, daha önce görülen 218,2 milyar dolarlık seviyenin belirgin biçimde altında.
İktisatçı Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabında, “TCMB Rezervlerinde geçen haftaki durum. Bu hafta altındaki değer kaybı sonrası düşüş artmış olacak” notuyla önemli bir tablo paylaştı. (Aşağıda!)
Tabloya göre 27 Şubat ile 13 Mart arasında brüt rezervler 210,2 milyar dolardan 189,6 milyar dolara düştü. Yani iki haftada 20,6 milyar dolarlık kayıp oluştu. Aynı dönemde döviz rezervleri 73,4 milyar dolardan 55,5 milyar dolara indi. Bu da 17,9 milyar dolarlık sert bir düşüş anlamına geliyor. Altın rezervleri de 136,8 milyar dolardan 134,1 milyar dolara geriledi.
En çarpıcı bozulma ise net rezervlerde görüldü. Net rezervler 91,8 milyar dolardan 70 milyar dolara inerken, swap hariç net rezervler 78,9 milyar dolardan 55 milyar dolara düştü. Başka bir ifadeyle, Merkez Bankası’nın en çok önemsenen tamponlarından biri olan swap hariç net rezervler iki haftada 23,9 milyar dolar eridi.
Piyasalar için ‘swap hariç net rezerv’ önemlidir; çünkü brüt rezerv dediğiniz rakamın içinde altın da var, çeşitli yükümlülükler de var, yani tamamı serbestçe kullanılabilecek bir para gibi düşünülmüyor. Swap hariç net rezerv ise dışarıdan ödünç alınmış ya da geçici kaynakların etkisi ayıklandığında geriye kalan daha sade tabloyu gösteriyor. Bu yüzden manşette 189,6 milyar dolarlık toplam rezerv görülse bile, piyasa “Gerçekte elde ne kaldı?” sorusunu swap hariç net rezerv üzerinden soruyor. Asıl sert bozulma işte bu kalemde…
Rezerv erirken borç yükü azalmıyor!
Bu tabloyu daha çarpıcı hale getiren nokta ise kısa vadeli dış borçla karşılaştırma. Tabloda vadesine 1 yıldan az kalmış dış borç stoku 27 Şubat’ta 225,4 milyar dolar, 6 Mart ve 13 Mart’ta ise 230,5 milyar dolar görünüyor. Yani Türkiye’nin kısa vadede çevirmesi gereken dış borç yükü gerilemiyor; aksine artıyor! Buna karşılık rezervler düşüyor. Sorun tam da burada büyüyor: Elinizdeki tampon (swap hariç net rezervler) küçülürken duran döviz ihtiyacı daha da artıyor!
Bu karşılaştırmayı daha açık anlatan bölüm, Guidotti-Greenspan rezerv açığı hesabı. (Tabloda görebilirsiniz)
Bu yaklaşım kabaca şunu söyler: Bir ülkenin rezervleri, en azından bir yıl içinde gelecek dış finansman baskısına karşı yeterli bir tampon oluşturmalı. Ama tabloda bu koşul sağlanmıyor. 13 Mart itibarıyla brüt rezervlere göre açık 40,9 milyar dolara çıkmış durumda. Net rezervlere göre açık 160,5 milyar dolar. Swap hariç net rezervlere göre açık ise 175,5 milyar dolara yükselmiş. Yani brüt rezerv bile kısa vadeli dış borcu karşılamaya yetmiyor; net tarafta ise açık çok daha ağır.
İki haftalık bozulma da sert: Swap hariç net rezervlere göre açık 146,5 milyar dolardan 175,5 milyar dolara çıktı. Bu, sadece 14 günde 29 milyar dolarlık ek bozulma demek.
Peki rezervler neden düştü?
Son haftalardaki haber akışı üç temel nedene işaret ediyor.
Birincisi, şubat sonunda yapılan eurobond geri ödemesi gibi teknik ama büyük tutarlı çıkışlar. Reuters’a konuşan bankacılar, 20 Şubat haftasındaki yaklaşık 5,8 milyar dolarlık düşüşte eurobond geri ödemesinin belirleyici olduğunu, aynı hafta piyasaya yaklaşık 3 milyar dolarlık döviz satışı yapıldığını aktardı.
İkincisi, jeopolitik gerilim ve savaş riskinin kur üzerinde oluşturduğu baskı. Reuters’a göre mart başında Merkez Bankası kurdaki baskıyı sınırlamak için bir günde yaklaşık 7-8 milyar dolar döviz sattı. Merkez Bankası bunu ilk kez yapmıyor! Daha önce de kuru baskılamak için milyarlarca dolar satmıştı!
Üçüncüsü ise içeride dövize artan talep ve piyasa oynaklığı. Yani düşüş tek bir nedene bağlı değil; hem dış şoklar hem de kur savunması aynı anda rezervleri aşağı çekiyor.
Peki bütün bu tablo bir bütün olarak ne anlama geliyor?
Türkiye’nin kısa vadede çevirmesi gereken dış borcu yüksek. Buna karşılık Merkez Bankası’nın rezervleri, özellikle net ve swap hariç net tarafta hızla geriliyor. Savaşın devam etmesi durumunda rezervlerin daha da erimesi kuvvetle muhtemel… Bu ise ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını zayıflatıyor. Çünkü rezerv, kötü günde kullanılan hava yastığı gibi kullanılıyor! Hava yastığı küçülürse, kurda yeni bir baskı olduğunda Merkez Bankası’nın hareket alanı da daralıyor.
Brüt rezervin yüksek görünmesi de tek başına rahatlatıcı bir veri değil. Çünkü piyasa artık sadece “Kasada toplam ne var?” diye bakmıyor. “Kullanılabilir olan ne kadar, yükümlülükler düşüldükten sonra geriye ne kalıyor, kısa vadeli dış borca karşı elde ne var?” sorularını soruyor. Bu yüzden 189,6 milyar dolarlık toplam rezerv rakamı ilk bakışta yüksek görünse de, 55 milyar dolara inen swap hariç net rezerv ve 175,5 milyar dolarlık açık çok ciddi bir probleme işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde kur üzerindeki baskı sürerse, rezervlerdeki erimenin ekonomide daha geniş bir baskı alanı yaratması ihtimali de güçlenecek.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

