Site icon Serbest Görüş

HABER İNCELEME | Adalet satılık; muhalefet sessiz, muhalif basın görmüyor!

TR724 HABER


HABER İNCELEME | İş insanı Öncü Sönmez’in X platformunda paylaştığı ses kaydı ve belgeler, Türkiye’de yargı, medya ve organize suç bağlantılarını içeren ağır iddialarla gündemi sarstı. İddialar, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Abdurrahman Şimşek ve yeraltı dünyasıyla ilişkilendirilen Ali Uzun’un adlarının karıştığı bir şantaj ve kumpas mekanizmasını gündeme getiriyor. “Ünlülerin operasyonu” olarak bilinen soruşturmaların perde arkasında, para karşılığı koruma veya itibarsızlaştırma yapıldığı öne sürülüyor. Çetenin yargı ayağındaki isim olmakla suçlanan kişi bugün Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Akın Gürlek… İddialar dehşet verici ancak Türkiye’de ne muhalefetin ne de sözde muhalif basının ‘ağzını bıçak açmıyor!’ Bu sessizlik de en az ülkenin içine düştüğü rüşvet, şantaj ve çökme bataklığı kadar dehşet verici…

Öncü Sönmez, olayın Dilara Kirmit adlı bir kadının “görüntülerimi zorla çektiler” talebiyle başladığını belirtiyor: ”Olayın aslı şudur; Dilara Kirmit beni arayarak, “Öncü yardım et, görüntülerimi çektiler, şişe çevirmece oynatıp zorla kayıt aldılar” diyerek benden yardım istedi. Ben de o kızın videolarını silmeleri için bu şahıslara tepki gösterdim, sövdüm. Bu küfür olayını mahkemede kabul ettim ve cezasını da çektim. Ancak asıl tezgah burada başlıyor: Abdurrahman Şimşek, Ali Uzun ve “Bakan Bey’in yeğeniyim, MİT adına çalışıyorum” diyen Mehmet isimli şahısların benden bu küfür meselesi üzerinden 250 bin dolar para istediklerine dair ses kaydı mevcuttur. (Ses kaydını yayınladı) Şu an ise Dilara Kirmit üzerinden üç kez haber göndererek, “Yalan ifade ver, seni içeriden çıkaralım!” diyerek kumpası devam ettirmeye çalışıyorlar. Mahkemede ceza almış olmama rağmen, bu şahısların benden haraç istemesi ve devletin adını kullanarak yaptıkları bu şantajın tüm belgeleri mevcuttur. Kimse “Bakan yeğeniyim” diyerek şantajla para koparamaz!” 

Akın Gürlek’ten ‘yakalama’ kararı desteği!

Sönmez’in anlatımına göre küfür olayı üzerinden kendisinden önce 250 bin dolar, ardından milyonlarca dolarlık haraç/rüşvet talep ediliyor. Sönmez’in iddiasına göre, MİT’le çalıştığı bilinen gazeteci Abdurrahman Şimşek’in, “Ali Uzun’a 5 milyon dolar vereceğine bize 2 milyon dolar ver, işi çözelim; yoksa seni itibarsızlaştıracak haberler yaparız!” diyor. Abdurrahman Şimşek bununla da yetinmiyor, bugün Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan Akın Gürlek tarafından verildiği belirtilen 4 gün sonrasına ait yakalama kararını da göstererek şantaj yapıyor. Öncü Sönmez iddialarını, ses kaydı ve ekran görüntüleri gibi belgelerle destekliyor.

Öncü Sönmez, operasyonun bir kısmının gerçek suç soruşturması değil, “ünlüler borsasına” dönüşmüş organize bir çökme düzeni olduğunu söylüyor. Yani Sönmez’in açıklamasına göre ‘ünlülere uyuşturucu operasyonu’ haberlerinin yüzde 90’ı uydurma; amaç yeni bir çökme düzeni inşa etmek ve bu sayede tanınmış, ünlü isimlerden milyonlarca dolar koparmak…

Abdurrahman Şimşek, Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü olarak biliniyor.. Ses kaydındaki pazarlık iddialarının doğrudan muhatabı olarak gösteriliyor. Akın Gürlek ise bugün Adalet Bakanı. O dönemde ise (2025 Haziran-Temmuz) İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapıyordu. İddialara göre yakalama kararlarının kaynağı ve mekanizmanın “devlet gücü” ayağı. Gürlek’in daha önce mal varlığı tartışmaları da kamuoyunda yer almıştı. Paraya olan zaafıyla öne çıktığı görülüyor. Öncü Sönmez’in ifadelerinde geçen Ali Uzun ise yeraltı dünyasıyla ilişkilendirilen isim. İddialarda “sopa” görevi üstlendiği, işkence ve tehdit unsuru sağladığı belirtiliyor. Ekol TV bağlantıları da gündeme getiriliyor.

Çark nasıl işliyor iddiası?

İddialara göre sistem şu şekilde işliyor: Hedef kişi (iş insanı veya ünlü) “fuhuş + uyuşturucu” soruşturmasına dahil ediliyor. Akın Gürlek üzerinden yakalama kararı alınıyor. Abdurrahman Şimşek devreye girerek “para öde, haberleri durdururuz!” teklifinde bulunuyor. Ali Uzun gibi isimler fiziki baskı ve tehdit unsuru sağlıyor. Para ödeyen kurtuluyor, ödemeyen itibarsızlaştırlıyor, “ünlüler operasyonu”nda kamuoyuna mal oluyor.

Öncü Sönmez, 30 milyon dolar verenlerin olduğu, ödemeyenlerin ise uydurma haberlerle itibarsızlaştırıldığını anlatıyor. Emniyete yaptığı şikayetin sonuçsuz kaldığını da öne sürüyor.

X platformunda “Öncü Sönmez”, “Abdurrahman Şimşek 2 milyon”, “Akın Gürlek şantaj” gibi ifadeler hızla yayıldı. Kullanıcılar “hükümet-mafya ortaklığı”, “içten çürüme” ve “devlet adına şantaj” yorumlarıyla tepki gösterdi. Henüz resmi makamlardan bir yalanlama ya da açıklama gelmedi.

Sözde muhalif medya suspus!

İktidar medyasının dehşet iddiaları ‘görme’ ihtimali zaten yok ancak işin garip tarafı sözde muhalif medya da ‘üç maymunu’ oynuyor. Şu saate kadar söz konusu iddialarda ilgili ‘sözde’ muhalif medyada tek kelime haber bile yapılmadı/yapılamadı. Tam bu noktada Öncü Sönmez’in şu açıklaması daha da önemli hale geliyor: “Benimle ilgili haberleri Halk TV’de ve muhalif basında da çıkartacaklarını, orada da güçlü olduklarını söylediler. İlk ne dediklerini anlamadım. Haber sildirme kararını mahkemeden alınca dedim ki Abdurrahman Şimşek’e, Halk TV’deki haberlere ne olacak? Merak etme onlarda iki adamımız var.”

Ünlülere uyuşturucu operasyonunda medya-yargı-mafya ayağını ifşa eden Öncü Sönmez’den Nevşin Mengü ile ilgili ilginç iddialar.

Nevşin Mengü ajan ilan edilerek hapse atılmakla tehdit edilince, iktidarın istediği çizgide yayınlar yapacağına dair söz vermiş. pic.twitter.com/0WK51hJaBT

— SaidSefa (@SaidSefa) March 30, 2026

Öncü Sönmez’in ‘sözde’ muhalif Nevşin Mengü ile ilgili söyledikleri de kayda değer. Buna göre Nevşin Mengü ‘ajan’ ilan edilerek hapse atılmakla tehdit edilince, iktidarın istediği çizgide yayınlar yapacağına dair söz vermiş. Hatırlarsanız Nevşin Mengü, geçtiğimiz günlerde Akın Gürlek’in 16 tapusu olduğuna dair iddialarla ilgili yaptığı videoda, “Ne var yani, bize ne! Belki ailesinden kalmıştır!” demişti. Halbu ki Akın Gürlek’in bizzat kendisi ‘fakir bir aileden’ geldiğini, üniversitede ders notlarını satarak okuduğunu anlatmıştı. 

Siyaset de sessizliği gömüldü! 

Meselenin bir de siyaset ayağı var. Orada da durum ‘sözde’ muhalif basından farklı değil. Normal şartlarda ‘kıyametin koparılması’ gereken iddialar söz konusu ancak dünden bu yana muhalif siyasetçiler bu konuyla ilgili tek kelime etmedi. Konu Özgür Özel’in gündeminde bile değil… Şimdilik sessiz… 

Bu iddiaları duymamış olma ihtimalleri yok; dolayısıyla ortada birkaç seçenek var… Ya gerçekten korkuyorlar, ki öyleyse durum fena zira insanlar onlara umut bağlıyor. Siyaset korkarak yapılacak bir iş değil… Ya da kapalı kapılar ardından iktidarla pazarlık halindeler ki bu durum diğerinden daha kötü… Eğer öyleyse muhalefetin de en az mevcut rejim kadar ‘yozlaştığını’ söylemek mümkün… Zira bu kadar ağır ve dehşet verici iddialar karşısında susmak başka hiçbir kelimeyle açıklanamaz… 

Devlet çürümüş! 

Bu iddialar, Türkiye’de yargı sistemine yönelik uzun süredir dile getirilen güven erozyonu tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi. Bir Adalet Bakanı’nın adının doğrudan şantaj çarkıyla anılması, sesli ve belgeli delillerin varlığı, “adaletin satılık olup olmadığı” sorusunu kamuoyunun gündemine taşıyor.

Benzer geçmiş vakalarda da (ünlüler operasyonları, mal varlığı iddiaları) yargıdaki siyasallaşma ve rant tartışmaları gündeme gelmişti. Eğer iddialar doğruysa, bu durum yalnızca bireysel bir skandal değil; sistematik bir çürümenin işareti olarak yorumlanabilir.

Önce mal varlığı tartışmaları ardından rüşvet çarkında yer aldığı iddiaları… Akın Gürlek gibi şaibeli bir isim daha ne kadar ‘Adalet Bakanlığı’ koltuğunda oturabilir? Daha tapu sicil kayıtlarını bile açıklayamamışken, üzerine bir de yargıda çeteleşme iddialarıyla adının gündeme gelmesi Akın Gürlek’in işini iyiden iyiye zorlaştırdı…


Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version