Site icon Serbest Görüş

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Birleşmiş Milletler Kadınlar Zirvesi’nde 12 panele imza attı

Tr724 Haber


Birleşmiş Milletler Kadınların Statüsü Zirvesi (CSW70) kapsamında düzenlenen en kapsayıcı ve etkili kadın hakları forumunda, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), 9 farklı ülkeden 22 sivil toplum kuruluşunun güçlü iş birliğiyle toplam 12 farklı panel gerçekleştirdi.

Bu yıl Birleşmiş Milletler Kadın Zirvesinin öncelikli gündem maddesi, kadınların ve kız çocuklarının adalete ve adil yargılanmaya erişiminin sağlanması oldu. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, New York Barosu’nun Birleşmiş Milletler Komitesi ile ortaklaşa
düzenledikleri panelde, “Kadınların Adalete Erişimini Güçlendirme ve Adil Yargılanmanın Önündeki Yapısal Engelleri Kaldırma” konusunu ele alındı.

20 yılı aşkın süredir ilk kez, dünya üzerinde otokratik rejimlerin sayısı demokratik devletlerin sayısından daha fazla olarak raporlara yansıdı. Bu değişim, özellikle siyasette, yargıda, insan hakları savunuculuğu ve gazetecilik alanlarında, kadınlara
yönelik insan hakları ihlallerini daha da artırdı. Kadınlar, artan ayrımcılık, sistemik engeller, çevrimiçi şiddet, karalama ve cinsel istismar gibi risklerle karşı karşıya kalıyorlar ve çoğu zaman suçlulara karşı hesap verebilirlik neredeyse hiç olmuyor.
Ayrımcı yasa ve uygulamaların devam etmesi, otoriter rejimlerin hukukun üstünlüğünü zayıflatması, dünya genelinde şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kalıp yargıların derinleşmesine neden oluyor. Bu sistemik sorunlar, kadınların adalete erişimini ve topluma anlamlı katılımını engellemeye devam ediyor. Kadınların adalete erişiminin azalması, yalnızca eşitsizliği derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir barışın teminat altına alınmasını da zorluyor.

Panelin moderatörlüğünü, New York Barosu Birleşmiş Milletler Komitesi Başkanı Sophia Murashkovsky yaptı. Konuşmacılar arasında, Kosta Rica Yüksek Mahkemesi Adalete Erişim Birimi Başkanı Hâkim Melissa Benavides Víquez; Kenya’nın Eski Kadın, Gençlik ve Aileden Sorumlu Bakanı ve St. Paul’s Üniversitesi Rektörü Prof. Margaret Kobia; TASSC International İnsan Hakları Savunuculuğu ve Bilgilendirme Programı Yöneticisi Andrea Barron ve Uluslararası Karayip Kadınlar Güçlendirme İttifakı’nın kurucusu ve New York Barosu’na kayıtlı Avukat Yveline Dalmacy bulundu.

KİLİC: ”GAZETECİLER VE YAZARLAR VAKFI, KADINLARIN GÜÇLENMESİ VE KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ KONUSUNA ADANMIŞ BİR STK” 

Panelin açılış konuşmasını yapan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Dr. Mehmet Kilic, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu (UN CSW) toplantılarının tüm dünyadan gelen kadın liderlerin ve delege temsilcilerinin New York’ta bir araya geldiği
önemli bir platform olduğunu söyledi. Kadın haklarının, cinsiyet eşitliğinin ve kadınların güçlendirilmesi konusunda farkındalık oluşturmak ve toplumda pozitif sosyal değişimi sağlamak için sivil toplum kuruşlarının yanı sıra kadın ve erkek herkesin dayanışma göstermeleri gerektiğini söyleyen Kilic, “Kadınların güçlenmesi ve kız çocuklarının eğitimi konusuna adanmış bir STK olarak Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, son 14 yıldır BM Kadın Zirvesine aktif olarak katılım sağlamaktadır. Bu yıl, 9 ülkeden 22 STK ile iş birliği içinde 12 paneli ortaklaşa düzenlemekten gurur duyuyoruz” dedi.

KADINLARIN SESLERİNİN SUSTURULMAMASI İÇİN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E ÇAĞRI

Panelin moderatörü Prof. Sophia Murashkovsky yaptığı konuşmada yasalarla uygulama arasındaki uçuruma ve özellikle kadınlar, mülteciler, engelliler ve gazeteciler gibi marjinal grupların adalete erişiminde yaşanan zorluklara dikkat çekti. Otokratik rejimlerin ve sistemik silmenin hukuku zayıflattığını belirten Prof. Murashkovsky, adaletin somut ve erişilebilir olması gerektiğini vurguladı. Sadece farkındalıktan öteye geçilerek, hesap verebilirlik, bütçe ve güvenli erişim sağlanması çağrısında bulunan Murashkovsky, kadınların seslerinin susturulmasına yönelik yeni yöntemleri ve adalete erişimin temel hak olduğunu ifade etti. Murashkovsky, sistemik değişim için kurumlara ve BM’ye çağrıda bulundu.

İşkence ile mücadele eden TASSC International avukatı Andrea Barron, kadınlar ve kız çocuklarının adalete erişimi konusunda yaptığı konuşmada, TASSC’nin esas olarak Afrika’dan gelen, işkence ve tecavüze maruz kalmış mağdurlarla çalıştığını açıkladı. Bu kuruluş, Guatemala’da yaşadığı işkence ve tecavüz deneyiminden ilham alan Sister Danna Ortiz tarafından
kuruldu. Barron, çalışmasının odak noktasının mağdurların direncini ve sesini ön plana çıkarmak olduğunu ve onları ABD Kongresi ve diğer yetkililere adalet talebinde bulunmaları için eğittiğini vurguladı.

BARRON: ”İSTANBUL’DAKİ GENÇ KIZLAR GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ ÜZERİNDEN SUÇLANDI”

Türkiye’deki duruma da değinen Barron, Türk hükümetinin terörle mücadele yasalarını yanlış kullanarak, kadın ve genç kızları haksız yere terör suçlamasıyla yargıladığını söyledi. İstanbul’da katıldığı kız çocukları davasında, mahkemede delil yerine günlük aktivitelerin, örneğin ders çalışmak, İngilizce ve matematik dersleri almak, Kur’an okumak veya alışveriş yapmak gibi günlük ve sıradan faaliyetlerin terörizm suçlamasıyla değerlendirilmesine tanık olduğunu belirten Barron, bu uygulamaların, siyasi amaçlı ve keyfi suçlamaların açık örneği olduğunu vurguladı.

Avukat Barron, 18 ay boyunca İstanbul’daki “genç kızlar” mahkemelerinde birçok genç kadının, suç delili olmadan, sadece günlük yaşam aktiviteleri veya bağlantıları üzerinden suçlandığını anlattı. 52 yaşındaki bir kadının, eğitimli kadınların tehdit olarak görüldüğü gerekçesiyle 6 yıldan fazla hapis cezası aldığını örneğini veren Barron, ayrıca, gözaltında tutulan ve tecavüze maruz kalan 25 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin, tecavüz deneyimini cesaretle mahkemede anlatarak, benzer durumların tekrar yaşanmaması için mücadele ettiğini söyledi.

TÜRKİYE’DE SUÇSUZ YERE TUTUKLANAN KADIN VE KIZLARIN SERBEST BIRAKILMASINI TALEP ETTİ

Birçok kadın, suçsuz yere mahkûm edilmesine rağmen, kişisel alışkanlıklar veya dini pratikler nedeniyle yargılandığına işaret eden Barron, bu haksız mahkumiyetlere karşı Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları kuruluşlarının ortak açıklamalar yaparak Türkiye’nin yasa suiistimalini kınadığını belirtti. Barron BM’nin, özellikle dini yaşantıları, eğitimi veya sosyal aktiveleri nedeniyle hedef alınan kadın ve kızlara yönelik suçlamaların durdurulması çağrısında bulundu.

Son olarak, Barron, Türkiye’nin adaleti sağlaması ve suçsuz yere tutuklanan kadın ve kızların serbest bırakılmasını talep etti. Terörizm gerçek bir tehdit olsa da bunun keyfi ve geniş kapsamlı kullanımıyla demokratik değerlerin ve insan haklarının zarar gördüğünü vurguladı. Dünya genelinde, özellikle Türkiye gibi ülkelerde, kadınların ve kız çocuklarının adalete
erişiminin tam ve özgür olmasını savundu.

VÍQUEZ: ”DEMOKRASİ KADINLARIN SESLERİYLE GÜÇLENİR”

Kosta Rika Anayasa Mahkemesi Hakimi Melissa Benavides Víquez, konuşmasında demokrasi krizine ve özellikle gençler arasındaki hayal kırıklığına dikkat çekti. Bu durumun kadınların adalete erişimini zorlaştırdığını vurgulayan Melissa Benavides Víquez demokrasi, insan hakları için temel olup, otoriter eğilimlerin ve toplumsal cinsiyet önyargılarının ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Yasal ve politik reformların yanı sıra kültürel değişimin de şart olduğunu belirten Melissa Benavides Víquez, kadınların karar alma süreçlerinde görünürlüğü, yasal düzenlemeler, dijital adalet, uluslararası koalisyonlar ve gençlerin güçlendirilmesi gibi altı öneri sundu. Víquez, ”Demokrasi kadınların sesleriyle güçlenir.” dedi.

PROF. KOBİA: ”KADINLAR EĞİTİMLE GÜÇLENEBİLİR”

Kenya’nın eski Kadın, Gençler ve Aileden sorumlu Bakanı Prof. Margaret Kobia, cinsiyet eşitliğinin sürdürülebilir kalkınma için şart olduğunu belirterek kadınların haklarının evde, toplumda ve iş yerlerinde sıkça ihlal edildiğine dikkat çekti. Sosyo-kültürel
normlar, ekonomik engeller ve kurumların yetersizlikleri kadınların adalete erişimini zorlaştırdığını ifade eden Prof. Margaret Kobia, kadınların eğitimle güçlenebileceğini belirtti. En az 8 yıllık eğitimi olan kadınların haklarını savunma ve adalete erişim olasılığının daha yüksek olduğunu savunan Prof. Margaret Kobia,  genç kadınların normlara sorgulayıcı yaklaştığını ve kolektif kadın gruplarının çözüm ürettiğini dile getirdi. Prof. Kobia, işbirliği ve sürdürülebilir finansmanın önemine değinerek, aktif katılım ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu.

DALMACY: ”GERÇEK ADALET, HAKLARIN KORUMA ALTINA ALINMASIYLA ÖLÇÜLECEĞİNE İNANIYORUM”

Avukat Yveline Dalmacy, Uluslararası Karayip Kadınlar Güçlendirme İttifakı kurucusu olarak yaptığı konuşmada, demokrasinin ve adaletin önemine değindi. Birçok ülkede kadın haklarına ilişkin yasalar genişletilse de bu hakların erişilebilir, uygulanabilir ve etkili olması büyük bir sorun olmaya devam ettiğini kaydeden Dalmacy, adalete erişimde coğrafi, ekonomik ve sosyal engellerin olduğunu belirtti. Hukuki yardım, eğitim ve dijital platformlar gibi reformların gerekliliğine vurgu yapan Dalmacy, adaletin üç temel direği olarak hukuki tanıma, kurumsal kapasite ve erişilebilirliği önerdi. Dalmacy, gerçek adaletin, hakların koruma altına alınmasıyla ölçüleceğine inandı.

BM Kadın Zirvesi’nin resmi açılış etkinlikleri arasında yer alan Birlesmis Milletler Resepsiyonu, GYV’nin ev sahipliğinde gerçekleşti ve yaklaşık 100 seçkin misafiri ağırladı. Programda, Birleşmiş Milletler Büyükelçileri, diplomatlar, gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, insan hakları uzmanları ve sivil toplum liderleri gibi çeşitli alanlardan önemli kişiler yer aldı. Katılımcılar arasında Kanada, Kosta Rika, Kenya, Litvanya ve Romanya’dan heyetler bulundu. Bu yıl 14’üncü kez düzenlenen resepsiyona, Avusturya, Bangladeş, Japonya, Kosta Rika, Malta ve Yeni Zelanda’nın BM Daimî Büyükelçileri ile
diplomatları da katıldı.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version