NECİP F. BAHADIR | YORUM
Bilal Erdoğan gün geçmiyor ki adından söz ettirmesin. Konya’da bir programa katılmış ve demiş ki; “Geçmişte Bosna’da Müslümanlara soykırım uygulandı. Hadi sıkıyorsa bugün yapsınlar. Niye? Bugün Recep Tayyip Erdoğan var…”
‘Tutmayın küçük enişteyi’ diyeceğim ama ayıp kaçacak. Koskoca veliaht, siyasette bir yerlere koştuğu kesin. Yoksa gün aşırı bir ‘arz-ı endam’ eder miydi? Şu soruyu sormaya kimse cesaret edememiş; dünün Bosnası, bugünün Gazze’si… Ve de İran’ı… Gazze de İran da ‘kurtlar sofrasında!’
Babası Erdoğan iktidarda… Netanyahu’yu Gazze’de, Trump’ı İran’da bir milim geriletebildi mi? Var mı Bilal Erdoğan’ın bir cevabı?
Dün üzerine ahkam kesmek kolay. Bindirilmiş kıtalara konuşmak kolay. Çıksın medyanın karşısına… Babasının cesaret edemediğine kendisi cüret edebilir mi? Bak muhalif medyada kalmadı. Akın Gürlek’in mal varlığı ve tapuları karşısında hepsi dut yemiş bülbüle döndü. Cem Küçük’e ilk kez hak verdim. Tespit ve teşhisi doğruydu. Şu cümleye bakın; “Hiç ağlamasınlar. Akın Gürlek Adalet Bakanı olduğu için hepsi ‘yusuf yusuf’ durumdalar… ‘Erdoğan Yüce Divan’a gitsin’ diye yazanlar vardı. Gerçi onlar da vekil mekil olur bir şey demeyeyim…”
Korku ile gazetecilik bir arada olamaz. Cesareti olmayanın savcıdan, siyasetçiden ve hapisten korkanın günün sonunda kalemine ve okuruna ihanet edeceği açık. İki Barış bir Nevşün ve de diğerlerinin hali pürmelali ortada…
Demem o ki Bilal Erdoğan sözde muhalif böylesine gazetecilerin karşısına da çıkamıyorsa işi zor. Bir zamanlar Numan Kurtulmuş soruyordu, “İsrail en büyük kazanımlarını AKP iktidarında elde etmedi mi?” diye…
Erdoğan Gazze katliamına rağmen İsrail ile ticareti bile kesemedi. Tepkiler üzerine ‘dostlar alışverişte görsün kabilinden’ etkisiz kararlar aldı. Ki onlar da çok tartışmalı… Hala iki ülke arasında gemiler gidip gelmekte… Bilal Erdoğan o gemileri iyi bilir!
Trump’a tek kelime söyleyemiyor!
Trump’ın füzeleri ilk gün okulu vurdu, 200’e yakın çocuk hayatını kaybetti. Enkazdan çıkan kanlı çanta savaşın sembollerinden birine dönüştü. Erdoğan, “Ey Trump! Sen ne yapıyorsun? Çocukları, sivilleri öldürüyorsun. Derhal saldırıları durdur!” diyebildi mi? Trump’a karşı ağzını açabildi mi? ABD’de yarım cümle de olsa bir şeyler söyleyebildi mi? Ayrıca sözünün gücünü var mı? Söyledi diyelim İsrail’e geri adım attırabilecek mi? Washington’un saldırılarını durdurabilecek mi? Allah aşkına dünyada Erdoğan’ı takan var mı?
Bu yazıya otururken Boğaz’a doğru seyretmekte olan bir Türk petrol gemisi insansız hava araçları tarafından vuruldu. Olağan şüpheli Rusya veya Ukrayna… Veya bölgeyi daha da karıştırmak isteyen bir başka güç. İran’a açık ve lojistik destek veren Putin niye olmasın? Güneyde Anadolu topraklarına doğru ilerleyen 3 füze NATO tarafından düşürüldü. İran “Biz atmadık!” dedi. AKP’li Binali Yıldırım, “İran değil, Türkiye’ye savaşa çekmek isteyenler attı!” dedi.
Bir köy kahvesinde bu kadar basit ve ucuz cümleler kurulamaz. Peki kim attı? Sorumlusu kim? Ankara faili tespit edebildi mi? Herhalde gökten düşmedi, üç elma gibi…
Bilal Erdoğan “Sıkıyorsa yapsınlar…!” diyor ya… İşte ülkenin hali pürmelali ortada. Erdoğan’dan kimsenin korktuğu, çekindiği falan yok. Üzülerek söylüyorum, Erdoğan Türkiye’yi çok zayıf düşürdü. Hem tarihin hem de vasat güçlerin ‘şamar oğlanı’ yaptı. Ne füzeleri cevap verebildi ne de birkaç ay önce Ankara’ya kadar ulaşan yabancı hava araçlarına…
Çelik Kubbe falan hepsi propagandadan ibaret. Daha S-400 günahının hesabını vermedi. Milyarlar Ruslara aktı, S-400’ler depoda çürüyor. Öyle olacağı biline biline alındı. Erdoğan’ın iktidarı neresinden tutarsan dökülüyor. Keşke Bilal Erdoğan’a birileri bunu hatırlatsa…
Savaşı başlatan kim?
Geçen hafta 12 ülkenin Dışişleri Bakanı Riyad’da toplandı. Türkiye’yi Hakan Fidan temsil etti. Tek gündem vardı; İran Savaşı… Güçlü ve gür bir barış sesi bekleyenler fena yanıldı. 12 ülke bir ‘utanç bildirisine’ imza attı. İran kınandı. İsrail sadece Lübnan saldırıları nedeniyle eleştirildi.
Peki ABD ve Trump yönetimi? Bir cümleyle bile adı geçmedi. İran Savaşı’nın asıl aktörü ABD değil mi? İsrail tek başına bu kadar büyük çaplı saldırı yapabilir miydi? Savaşı başlatan Trump… Bunu göremeyen veya görmek istemeyen sadece 12 ülkenin yönetimi… Erdoğan dahil… Fidan onu temsil etti. Karar tamamen Erdoğan’ın iradesi…
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, “Türkiye’yi yakışmadı!” diyebildi. CHP Genel Başkanı Özel’in tepki ve itirazı daha sert ve anlamlıydı; “Bir bildiri yazdınız… ABD ve İsrail’e tek söz yok. Bu bildirinin tercümesini sitenize koyamdınız. Erdoğan’ın Trump’la kurduğu şahsi, ilkesiz, ve kendine meşruiyet arama odaklı ilişkinin Türkiye için büyük riskler barındırmaktadır…”
Erdoğan’ın dış politikası Riyad’ın çöllerinde son nefesini verdi. Bilal Erdoğan’ın bu bildiri metnine karşı söyleyeceği bir şey var mı? ‘Çekin imzanızı’ diyebilir mi? Hayaller ‘sıkıyorsa…’ ama gerçekler Riyad… Buyrun yüzleşin…
İktidar Halkbank Davası’nın diyetini mi ödüyor?
İnsanın aklına gelmiyor değil; acaba Riyad, onursuz Halkbank anlaşmasının bir bedeli mi? Hani İsrail’in son sözü söylediği ve Trump’ın davaya rafa kaldırdığı anlaşma… Kaç gün geçti üzerinden iktidardan herhangi bir değerlendirme gelmedi. CHP bile topa girmedi. Oysa şartları çok ağır ve kabul edilemezdi. Halkbank yöneticisi Hakan Atilla konuştu da kamuoyu haberdar oldu. “AKP’nin gözünde Reza Zarrab benden daha muteber!” cümlesini tarihe not etmeyi başardı. Polisin ‘İranlı soytarı’ dediği Zarrab ne de olsa Erdoğan’ın gözünde ‘hayırsever bir işadamı’.
AKP iktidarının zulmettiği isimlerden biri de Bilal Erdoğan’ın ‘Cemal Amca’ dediği Cemal Uşşak’tı… Gurbette ruhunun ufkuna yürüdü. Kanser tedavisi görüyordu… “Geleyim, ülkede öleyim!” talebi, “Gelirsen tutuklarız!” denilerek reddedildi.
“Babasıdır, övecek tabii…” denilebilir. Babalığını, aile içindeki yerini istediği gibi yorumlayabilir. Kimsenin söyleyecek bir sözü olamaz. Fakat siyasetiyle ilgili kamuoyu önünde konuşurken dikkat etmek zorunda… Söylediklerinin de az çok gerçeklik payı olması beklenir. Bilal Erdoğan’a hatırlatmak isterim ki ‘Cemal Amcası ve ailesine’, babasının yaşattıklarının Bosna trajedisinden farkı var mı? Ailenin en yakınlarından biri değil miydi? Hastalığı bile zulme engel olamadı. Bilal Erdoğan’ın konuşurken aynaya da bakmasında yarar var… Orada sadece Cemal amcasını değil kendisine kucak açan başka arkadaşlarını da görecek.
Bilal Erdoğan’ın konuşmasına itirazım yok ama söylediklerini kabullenmek mümkün değil. Eser Karakaş’ın tespitini de hatırlayalım tekrar; “Ekranlarda Bilal Erdoğan bin tanrıdan bahseder gibi babasını övüyor… Bu konu öyle ‘babasıdır övecek tabii’ gibi sözlerle geçiştirilemez. Standart terbiye kuralları bir kişinin kamunun önünde yakın akrabalarını övmesine engeldir…”
Hadi övdü diyelim bari haklı olsa… Söyledikleri gerçek olsa… Bosna oradaysa, Gazze burada… İran burada… Riyad burada… Bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Cemal Amcasının hazin hikayesi burada…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

