Site icon Serbest Görüş

Barış Kurulu’nun heybesinden çıkan savaş…

Yüksel Durgut


YÜKSEL DURGUT | YORUM

Şubat ayında Washington’dan servis edilen bir fotoğraf karesi gazetelere düştü. Liderler aynı masada, arkada büyük bir pankart: Board of Peace. Türkçesiyle: Barış Kurulu.

Diplomasi böyle anları sever. Masalar kurulur, bildiriler yazılır, barış kelimesi bolca kullanılır. O fotoğrafın üzerinden birkaç ay geçti. Şimdi İran semalarında savaş uçakları dolaşıyor. İnsanın aklına şu soru geliyor: Washington’daki o toplantıda gerçekten ne konuşulmuştu?

Zirvede Ortadoğu’nun geleceği ele alınıyordu. Gazze’nin yeniden inşası, bölgesel istikrar, diplomatik çözümler…

Ama aynı toplantıdan çok geçmeden ABD ve İsrail İran’a karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlattı. Barış Kurulu’nun fotoğrafı daha duvardan indirilmeden savaş başlamıştı.

KISA SAVAŞ PLANI

Washington’un hesabı başlangıçta basitti: Yoğun bombardıman, kritik suikastlar ve İran’ın askeri kapasitesinin çökertilmesi. Kâğıt üzerinde plan kusursuz görünüyordu. İran ağır kayıplar verdi. Komutanlar öldürüldü, enerji tesisleri vuruldu. Ama beklenen çöküş gerçekleşmedi. Tahran teslim olmadı.

Yeni bir dini lider seçildi. Tahran sokaklarında yüzbinlerce insan toplandı. İran karşılık vermeye devam ediyor.

“Kısa operasyon” diye başlayan cümleler yavaş yavaş Ortadoğu’nun tanıdık hikâyesine dönüşüyor: Sonu belirsiz bir savaş.

Bu sahne daha önce de yaşandı.

2003’te ABD Başkanı George W. Bush, Irak işgalinin ardından USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde konuşmuş, arkasındaki pankarta şu cümle yazılmıştı: “Mission Accomplished.”

Savaşın bittiği ilan edilmişti. Gerçekte ise savaş yeni başlıyordu.

DÜNYANIN GARİP SESSİZLİĞİ

Bugün bu savaşın en dikkat çekici tarafı cephede değil. Avrupa başkentlerinden gelen açıklamalar dikkatle seçilmiş diplomatik cümlelerden ibaret. Almanya temkinli, İngiltere uyumlu, Fransa hesaplı.

Kurallara dayalı uluslararası düzen tam da böyle zamanlarda test edilir.

Testin sonucu ise genellikle aynıdır: Kural vardır. Ama herkes için geçerli değildir. Yine de bir istisna çıktı. İspanya hükümeti, ABD’nin ülkedeki ortak üsleri İran operasyonu için kullanmasına izin vermedi. Washington’dan tehditler geldi, Madrid geri adım atmadı.

KÖRFEZ’DEKİ RAHATSIZLIK

Savaşın ironisi Körfez’de ortaya çıktı. ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkeler başlangıçta bu çatışmanın dışında kalabileceklerini düşündü. İran’ın füze saldırıları enerji tesislerini hedef alınca tablo değişti. Ortadoğu’da kimse gerçekten tarafsız kalamaz.

Birleşik Arap Emirlikleri’nden milyarder iş adamı Halif Ahmed el Habtur’un attığı bir mesaj bu yüzden dikkat çekiciydi: “Bölgemizi İran’la savaşa sürükleme yetkisini size kim verdi?

Bu soru aslında birçok liderin yüksek sesle söyleyemediği rahatsızlığın ifadesi gibi.

KURALLARIN SESSİZ ÖLÜMÜ

Savaşın en sembolik sahneleri cephede değil. Biri İran’da bir kız okulunda yaşandı; sınıflarda oturan öğrenciler bombardımanın kurbanı oldu. Diğeri Hint Okyanusu’nda.

Hindistan’daki MILAN 2026 deniz tatbikatından dönen İran fırkateyni IRIS Dena, Sri Lanka açıklarında seyrediyordu. Protokol gereği silahsızdı. Bir Amerikan nükleer denizaltısından ateşlenen torpido gemiyi omurgasından vurdu. Gemi battı. Denizciler hayatını kaybetti.

Seksen yıldır dünyaya anlatılan o meşhur kavram var ya…

“Kurallara dayalı uluslararası düzen.”

Bazen o düzen gürültüyle yıkılmaz. Bazen bir torpidoyla, sessizce batar. Diplomasi fotoğraf vermeyi sever. Tarih ise fotoğraflara değil, sonuçlara bakar.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version