Definecilerin tahrip ettiği Hitit Kaya Anıtı ve Aslankaya Frig Anıtı’nda ciddi hasarlar oluştu. Aslında Anadolu’nun dört bir yanında arazideki tarihi kaya anıtlarının definecilerce tahribi günümüz Türkiye’sinin en önemli koruma sorunlarının başında geliyor. Arkeologlar ve mimarlar binlerce yıldır zarar görmeden bugünlere ulaşmış anadolu uygarlıklarına ait kaya anıtlarının geldiği son durumu kültür katliamı olarak nitelendiriyor. Son olarak da İzmir ili sınırları içinde Kemalpaşa-Torbalı yolundaki Karabel geçidindeki Hitit kaya anıtı ile Afyon ili İhsaniye ilçesi, Döğer kasabası, Emre Gölü yakınında bulunan Aslankaya Frig Anıtı vandalizmin kurbanı oldu.
Bu konuyu, yıllardır bu kaya anıtların korunabilmesi için büyük bir mücadele veren Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen’e ve uzman mimar korhan Gümüş’e sorduk. Başgelen Karabel ve Aslankaya kaya anıtları ve tahribatı konusunda şu bilgileri aktardı:
“Bu önemli Hitit dönemi anıtı ve çevresi buradaki yol genişletme çalışmaları ve kaçak kazıcılar nedeniyle büyük ölçüde zarar gördü. En son üzerine asit benzeri bir sıvı dökülmüş ve definecilerce de kaya kabartmasının alt bölümü parçalanmış. Yaşadığımız cennet coğrafyayı cehenneme çevirmeye azmetmiş, gözü dönmüş bu zebanilerin buradaki benzersiz kültür varlığını hilti ile parçalayarak büyük ölçüde tahrip etmesi her yönüyle irdelenmesi gereken bir koru(ya)mama örneği. Karabel geçidinde 1926- 1935 dönemi İzmir Valisi Kazım Dirik tarafından buradaki Hitit dönemi kabartmasının yerini belirtmek için yaptırılan çini süslemeli zafer takının yaptırılması o dönem için nasıl bir farkındalık yaklaşımı ise bu önemli takın da son dönemdeki yol genişletme çalışmaları sırasında korunamayıp yıktırılması ayrı bir duyarsızlık konusu.”
KARABEL KABARTMASI
Yaklaşık 2.5 metreye 1.5 metre boyutlarındaki bir niş içindeki Hitit dönemi Karabel kabartmasında sol elinde bir mızrak sağ elinde bir yay tutan belinde kılıcının kabzası görülen bir erkek tasvir edilmiş. Kaya anıtındaki figürün başı ile mızrağı arasında üç satırlık oldukça aşınmış Luvice bir yazıt 1998 yılında David Hawkins tarafından, “Mira (ülkesi) kralı Tarkasnava, Mira ülkesi kralı Alantalli’nin (oğlu), Mira ülkesi kralı …’nın torunu” şeklinde çözümlenmişti. Mira ülkesi Hititlere bağlı bir vassal krallık ve burada bahsedilen kral Alantalli’nin de Hitit kralı IV. Tuthaliya ile çağdaş olduğu biliniyor. Bu bilgiler çerçevesinde MÖ 2. binyılda Seha, Mira ve Harpalla ülkeleri sınırlarının kesiştiği bir kesimde yer alan bu ilginç kaya anıtı MÖ 13. yüzyıl sonlarına tarihleniyor.
ASLANKAYA FRİG…
Afyon ili İhsaniye ilçesi, Döğer kasabası, Emre Gölü yakınında bulunan Aslankaya Frig anıtı ise yüksek bir kaya kütlesinin güney yüzü düzeltilerek oluşturulmuş, bezemeli, üçgen çatılı eşsiz bir tapınak cephesi. Ana cephe geometrik desenli kabartmalarla süslü. Üçgen çatının kiriş boşluklarında karşılıklı iki sfenks (insan başlı kanatlı aslan), ana cephede niş içinde açılan kapı kanatlarının arasında ayakta duran iki aslan arasında Ana Tanrıça Kybele heykeli işlenmiş. Ne yazık ki günümüzde anıtın hem cephesi hem de Kybele heykeli tahrip edildi. Anıtın ise MÖ 7. yüzyılda yapıldığı sanılıyor.
‘KORUMA ÇOK BOYUTLU OLMALI’
KORHAN GÜMÜŞ
(Uzman Mimar)
Yıllardır dünyada eşi benzeri bulunmayan arkeolojik eserlerin giderek daha fazla tahrip edilmeye başlandığını görüyoruz. Yalnızca arkeolojik eserler değil, Osmanlı döneminden, hatta 19. yüzyıldan, yakın tarihlerden kalan kültür mirasının da yok edildiğine şahit oluyoruz. Giderek artan bir tahribat var. Ancak sahadaki eserleri bekçi koyarak da koruyamazsınız, yalnızca bürokratik önlemlerle de. Koruma çok boyutlu ve son derece yaratıcılık gerektiren bir iştir. Yerel halkın bilgilendirilmesini, araştırma alanın kapsayıcı olmasını ve bağlar kurmasını gerektirir. Nasıl araştırma, restorasyon projeleri, fikir üretimi yüklenicilere devredilemezse bakım meselesi de aynı. Koruma, izleme, ziyaretçi yönetimi çalışmaları da bağımsız ihtisas ve deneyim gerektirir. Bakanlık bir an önce bu hayati konuyu bağımsız enstitülere, kuruluşlarla işbirliği yaparak değerlendirmeye almalı. Bu konuda yönetim modelinde bir yöntem sorunu olduğu açık. Alan yönetimi deneyimleri mutlaka bu kuruluşlar aracılığıyla uluslararası işbirliğine açılmalı. Bunu çok iyi başarabilen yönetim deneyimleri var. Başka bir yol göremiyorum.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

