Kısa bir süre de olsa uzun bir sessizliğe bürünen Bakırköy Belediye Tiyatroları (BBT), yeni sanat yönetimiyle deyim yerindeyse yeniden ayağa kalktı. Tiyatronun geleneğinden gelen ve ustaları Zeliha Berksoy ile Müşfik Kenter’in izinden giden Ragıp Savaş, tiyatroya yeni bir soluk getirdi dersek yalan olmaz. BBT, 35 yıllık köklü geçmişini “Büyük dönüşüm” sloganıyla birlikte kurumsal kimliğini de yeniledi. Minimalist logo tasarımı ve dinamik iletişim stratejisiyle unutulmamalı ki tiyatro, sadece bir sahne değil, yaşayan, enerjik bir sanat kurumu.
BBT bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü ise “Eşeğin Gölgesi” adlı oyun ile kutluyor. Oyun Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde saat 20.00’de ücretsiz olarak sahnelenecek.
TURNE VE YENİLİK…
“Büyük dönüşüm”e geri dönecek olursak, tiyatronun yapımları nisan ayı boyunca Türkiye’nin farklı noktalarında perde açacak.
Tiyatronun genel sanat yönetmeni Ragıp Savaş’a yenilikleri sorduk. Savaş, “Bakırköy Belediye Tiyatroları olarak bu yıl sahnemizi yalnızca kendi salonlarımızla sınırlamıyor, tiyatroyu Türkiye’nin farklı şehirlerine taşıyoruz. Nisan ayı ağırlıklı olmak üzere Eskişehir, Manisa ve İstanbul’da gerçekleştireceğimiz turnelerle seyirciyle buluşacağız. Sarıyer Belediyesi’nin her yıl düzenlediği tiyatro festivali kapsamında; Özen Yula’nın yazdığı ve Burcu Halaçoğlu’nun yönettiği ‘Ay Tedirginliği’ adlı oyunumuzla 10 Nisan’da seyirciyle buluşuyoruz. Çocuk izleyicilerimizi de unutmadık! İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Çocuk Festivali dahilinde; Zerrin Akdenizli’nin kaleme aldığı, Kadir Hasman’ın yönettiği ‘Sihirli Oyuncak’ adlı oyunumuzu 26 Nisan’da sahneleyeceğiz. Çocuk, genç ve yetişkin her yaştan sanatseverle bir araya gelecek olmak bizler için büyük bir heyecan ve mutluluk kaynağı” diyor.
BBT, Eskişehir Şehir Tiyatroları ile imzaladığı protokolle gerçekleştirecekleri sahne değişimlerinin ilk adımını ise yine Nisan ayında atıyor. 7 Mart’ta prömiyerini yapan; Tarık Akan’ın aynı adlı romanından Gökhan Aktemur tarafından sahneye uyarlanan, Turgay Kantürk’ün yönettiği “Anne Kafamda Bit Var” adlı oyunu, 10-11-12 Nisan tarihlerinde Eskişehir Şehir Tiyatroları sahnesine konuk olacak.
SEYİRCİNİN OLDUĞU HER YERDE…
Savaş, son olarak, geleneksel Manisa Mesir Macunu Festivali’ne katılma sürecini ise şöyle anlatıyor: “Ebru Nihan Celkan’ın yazdığı, Fidan Tek Koşar’ın yönettiği ‘Babil Kuleleri’ oyunumuzla 19-21 Nisan tarihlerinde Manisalı izleyicilerimizle buluşacağız. Biz bu turneleri yalnızca birer temsil olarak değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma, bir paylaşım alanı olarak görüyoruz. Her şehirde farklı seyircilerle karşılaşmak, onların nefesiyle oyunlarımızın yeniden şekillenmesine tanıklık etmek, tiyatronun en canlı en güzel tarafı bence. Biz de bu canlılığı çoğaltmak, tiyatromuzu daha geniş kitlelerle buluşturmak için yola çıkıyoruz. Bakırköy Belediye Tiyatroları olarak hedefimiz; nitelikli, çağdaş ve güçlü anlatılarla Türkiye’nin dört bir yanında seyircide iz bırakmak. Bu turne programı da BBT vizyonunun önemli bir parçası. Seyircinin olduğu her yerde olmaya, tiyatroyu hayatın merkezine taşımaya devam edeceğiz” diyor.
EPİK BİR HİCİV..
Murat Karasu’nun yönettiği, Haldun Taner’in ölümsüz eseri, “Eşeğin Gölgesi”nde Alper Altuner, Ali Kil, Arda Akyüz, Ayşe Demirel, Burak Dur, Can Esmeray, Doğuş Can Uzun, Eda Özdemir, Emre Koç, Ercan Koçak, Gözde Ayar, Kadir Hasman, Murat Şenol, Nazan Koçak, Özge Çatak, Sevda Karabulut, Zeyno Eracar rol alıyor. Dramaturgluğunu Irmak Bahçeci’nin, dekor tasarımını Ali Yenel’in, müziklerini ise Tolga Çebi’nin üstlendiği oyunda orkestrada; Adem Elkaya, Atiye Eşkiza, Aykut Yıldırım, Ebru Mine Sonakın, Emin Gülfidan, Ersin Toz, Hasan Koç, Melih Yüzer, Şafak Dinlenmez, Uğur Çerkezoğlu yer alıyor. Epik hiciv türündeki oyunda; “Abdalya” ülkesinde bir eşeğin gölgesi üzerinden başlayan absürt bir tartışmanın; medya manipülasyonu, siyasi hırslar ve toplumsal kutuplaşma ile nasıl bir kaosa dönüştüğünü usta bir dille anlatan oyun, izleyiciyi derin bir sistem eleştirisine davet ediyor
Bu yılki 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi, tanınmış ABD’li aktör, tiyatrocu, Venedik Tiyatro Bienali’nin sanat yönetmeni Willem Dafoe tarafından yazıldı. ITI Türkiye Temsilciliği Yönetim Kurulu’nun (Turan Oflazoğlu, Engin Uludağ, Ayşe Emel Mesci ve Savaş Aykılıç) aldıkları ortak karar ile bu yılki Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi ise sahne tasarımcısı ve yönetmen, hem yurtiçinde hem yurtdışında işlere imza atmış, usta sanat insanı Metin Deniz tarafından kaleme alındı.
ŞEHİR TİYATROLARI 26 OYUNLA SAHNEDE
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü 26 mekânda, 26 tiyatro oyunuyla ücretsiz kutluyor. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Haramiler”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Cadı Kazanı”, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Öylece Durur Zaman”, Ümraniye Sahnesi’nde “Fosforlu Cevriye”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Köpek Kalbi”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Geçmişin Gölgesi”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “Sivrisinekler” adlı oyunlar bugün sahnelenecek.
İBB mekânlarından; İBB Arnavutköy Kültür Merkezi’nde “Ben Zek”, İBB Başakşehir Kültür Merkezi’nde “Bir Delinin Hatıra Defteri”, İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde “Montaigne”, İBB Sancaktepe Eyüp Sultan Kültür Merkezi’nde “Nasıl Bilirdiniz?”, İBB Cem Karaca Kültür Merkezi’nde “1984 Büyük Gözaltı”, İBB Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “Cumhuriyetin Dört Kadını Latife, Halide, Fikriye ve Afife”, İBB Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde “Babam Dünyanın En Büyük Şairi”, İBB Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde “Yıldızların Gölgesinde Ağlamak”, İBB Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde “Gençlik”, İBB Şile Kültür Merkezi’nde “Leke”, İBB Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde “Apsolit” ve İBB Baruthane’de “Şatonun Altında” adlı oyunlar bugün saat 20.00’de sahnelenecek
‘ZAMAN İÇİNDE SANAT SAVAŞI DÖVER’
27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun. Sahne tasarımcısı ve yönetmenim. 1960 yılından beri bu işi yapmaktayım. Bütün dünyanın tedirginlik içerisinde olduğu, ülkemizdeki adalet, hukuk ve benzeri tartışmaların alıp başını gittiği bu günlerde Dünya Tiyatro Günü nasıl yorumlanabilir? Sanat ve savaş birbirine karşıdır. İnsan da (insan olan) savaşa karşıdır. İnsan sanatı sever, sanata düşkündür. İnsan sanat için vardır. İnsansız sanat olmaz, sanatı olmayan bir toplum da olmaz. Toplumlar ise asıl sanat aracılığıyla birbirleriyle tanışırlar, ilişki kurarlar, hesaplaşırlar. Tiyatro bu tanışıklığı, asırlardır var olan gücüyle sürdürür. Tiyatronun bu ilişkiyi sürdürebilmek için kullandığı araç ise insandır. Tiyatro her zaman insanı sorgular. İnsandan aldığını insana verir. Sahnelenen her şey insanın kendi gerçeğidir. Jon Fosse’nin dediği gibi. “Tiyatro düşünmediklerimizi hatırlatıp düşündüklerimizi irdelememizi sağlar.” Örneğin, tiyatro sahnesinde deniz yoktur. Tiyatronun gücüyle insanlar, olmayan denizi görürler ve yaşarlar. Tiyatro en yalın biçimde yaratıcılığı önemser, her insanda olan yaratıcılık gücünü pekiştirir, geçmişi hatırlayıp geleceğin planlanmasını sağlar. Dahası, isterse geleceği değiştirebilir. Kısaca, zaman içinde sanat savaşı döver.
METİN DENİZ
Sahne tasarımcısı, yönetmen
‘KAZANMAK İÇİN BURADA OLMALISINIZ’
Willem Dafoe tarafından kaleme alınan bildirinin bir kısmını siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.
Ben esas olarak filmlerdeki rolleriyle tanınan bir aktörüm. Ancak köklerim tiyatroya dayanıyor. 1977-2003 yılları arasında New York’taki The Performing Garage’da özgün eserler sahneleyen, bütün dünyada turnelere çıkan The Wooster Group’un bir üyesiydim. Richard Foreman, Robert Wilson ve Romeo Castellucci ile de çalıştım. Şu anda Venedik Tiyatro Bienali’nin sanat yönetmeniyim. Bu görev, dünyadaki olaylar ve tiyatro çalışmalarına geri dönme arzum, tiyatronun benzersiz pozitif gücüne ve önemine olan inancımı güçlü bir biçimde şekillendirdi. New York merkezli tiyatro topluluğu The Wooster Group’ta çalıştığım ilk zamanlarda, tiyatromuzdaki bazı gösterilere bazen çok az seyirci gelirdi. Genel kural olarak, sahnedeki oyuncu sayısından daha az seyirci gelmişse temsili iptal etme seçeneğimiz vardı. Ama bunu hiç yapmadık. Topluluğun çoğunluğu tiyatro eğitimi almamış ama tiyatro yapmak için bir araya gelmiş farklı disiplinlerden insanlardı, bu yüzden “perde kapanmaz” tam olarak bizim sloganımız sayılmazdı, ancak seyircilerle buluşmamızı sürdürmek gibi bir yükümlülük hissediyorduk. Farklı yaratım… Ayrıca gün içinde prova yapıp akşamları da henüz sonuçlanmamış çalışmamızı seyirciye, süreci devam eden bir iş olarak sunardık sık sık. Bazen bir temsil için yıllarımızı harcarken eski performanslarımızın turneleriyle geçimimizi sağlardık. Bir eser üzerinde yıllarca çalışmak benim için sıkıcı olabiliyordu ve provaları biraz zorlu buluyordum, ancak devam eden çalışmaların seyirciye sunulması her zaman heyecan vericiydi – o seyirci kitlesinin azlığı, yaptığımız şeyin ne kadar ilgi çektiği hakkında acımasız bir fikir verse de. Bu durum, tiyatroya anlam ve yaşam verenin, sayıları ne kadar az olursa olsun ona tanıklık eden seyirciler olduğunu fark etmemi sağladı. Kumarhanelerin duvarlarında yazdığı gibi: “Kazanmak için burada olmalısınız.” Şüphesiz tiyatronun en belirgin gücü, önceden tasarlanmış ve kayda geçirilebilir olsa da her zaman değişen, hep farklı olan bir yaratım eyleminin ânında paylaşılan bir deneyim haline gelmesidir…
WILLEM DAFOE
Aktör, tiyatrocu
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

