Site icon Serbest Görüş

Yük ücretlinin sırtında: 12 yılda 5,2 trilyon TL gelir vergisi kesildi

TR724 HABER


Vergi Haftası “bilinç” mesajlarıyla başlarken sendikalar, vergi sisteminin tablosunu rakamlarla ortaya koydu: Bütçede dolaylı vergilerin payı yüzde 62, kurumlar vergisinin payı yüzde 11. DİSK’e göre son 12 yılda ücretlilerden 5,2 trilyon TL gelir vergisi kesilirken şirket kârlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon TL’de kaldı.

Dolaylı vergiler, gelirine bakılmadan mal ve hizmeti satın alırken ödediğin vergiler. KDV, ÖTV gibi. Bu yüzden düşük gelirli de aynı oranı ödediği için yük daha çok dar gelirlilerin üzerine biniyor. Kurumlar vergisi ise şirketlerin yıl sonunda elde ettiği kâr üzerinden devlete ödediği vergi. Dolaylı vergi tüketimden (vatandaşlardan), kurumlar vergisi şirket kârından alınıyor.

Somut verilerle anlatalım…

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri verilerine göre, geçtiğimiz yıl toplanan toplam vergi geliri 11 trilyon 49 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu tablonun en dikkat çekici kısmını, vergi sisteminin omurgasını oluşturan ve yaklaşık yüzde 62’lik bir paya sahip olan dolaylı vergiler (KDV, ÖTV vb.) oluştururken; sadece Dahilde Alınan KDV tahsilatı yaklaşık 1 trilyon 556 milyar TL ile toplam gelirlerin önemli bir bölümünü kapsadı. Şirketlerin kârları üzerinden ödenen Kurumlar Vergisi ise toplam vergi gelirleri içerisinde yaklaşık yüzde 11’lik bir pay alarak 1 trilyon 224 milyar TL seviyesinde kaldı. Bu veriler, Türkiye’deki vergi yükünün büyük ölçüde tüketim harcamaları üzerinden karşılandığını, doğrudan kazanç vergilerinin ise genel bütçe içindeki ağırlığının sınırlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Vergi Haftası’nda sendikaların “yük ücretlinin sırtında” eleştirisi, vergi pastasının hangi kanaldan toplandığına dayanıyor. Cumhuriyet’in konuyla ilgili haberinde, merkezi bütçede dolaylı vergilerin payının yüzde 62’ye çıktığı, kurumlar vergisinin payının ise yüzde 11’de kaldığı vurgulanıyor. Yukarıda aktarılan geçtiğimiz yılın verileri de bunu doğruluyor…

Bu tablo, verginin önemli bölümünün markette, akaryakıtta, faturada herkesin ödediği KDV/ÖTV gibi dolaylı kalemler üzerinden toplandığını; bu yüzden dar gelirlinin yükü daha ağır hissettiğini anlatıyor.

Avrupa Birliği’nde ise tüketim (dolaylı) vergilerinin toplam vergiler içindeki payı 2023’te yüzde 26,9; yani vergi kompozisyonu ortalamada daha az “alışveriş ve fatura” üzerinden kuruluyor. Daha dengeli bir durum var. Kurumlar vergisinin toplam vergiler içindeki payı Türkiye’de OECD verisine göre 2023’te yüzde 11,3 bandındayken AB-27’de 2022’de yüzde 8,1 seviyesinde. Ancak bu oranlar Avrupa’da “şirketler daha az vergi ödüyor” hükmünden çok, ülkelerin toplam vergi sepetinde gelir vergisi ve sosyal güvenlik kesintilerinin ağırlığı gibi kompozisyon farklarını gösteriyor.

Her yıl şubat ayının son haftasında kutlanan “Vergi Haftası” başladı. Gelir İdaresi Başkanlığı 37. Vergi Haftası kapsamında çocuklarda ve genç nesillerde vergi bilincinin oluşturulması, mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunun artırılması ve kayıt dışı ekonomi ile mücadele bilincinin oluşturulması amacıyla yurt genelinde bilgilendirme faaliyetleri yürütecek. Vergi konusu resmi söylem içerisinde “bilinç ve sorumluluk” çerçevesinde sunulurken sivil alanda vergi daha çok “adalet, yük dağılımı, toplumsal refah” başlıklarıyla tartışılıyor. En sert eleştiriler ise emek cephesinden geliyor. En temel sorun ise çalışan kesim ile sermaye sahiplerinin ödediği dolaylı vergi oranlarındaki eşitlikten doğan adaletsizlik. Üstelik bütçede dolaylı vergilerin payı yüzde 62 iken kurumların payı yüzde 11 seviyelerinde.

ADALETSİZ SİSTEM DEĞİŞMELİ

Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu’na göre iktidar bilinçli olarak vergi adaletsizliği yaratıyor. Gelir vergisi tarife dilimleri düşük belirlenirken işçilerin her yıl daha üst vergi dilimine girdiğine dikkat çeken Çerkezoğlu, “İşçilerin patronundan fazla vergi verdiği düzen bu. Son 12 yılda ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 5,2 trilyon lira iken şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon lirada kaldı. Gelir vergisi tarife dilimleri yeniden değerleme oranında artırılmalı. Asgari ücret istisnası matrahtan indirim yoluyla uygulanmalı. Asgari ücret sonrası ilk gelir vergisi tarife oranı ücretliler için yüzde 10’a düşürülmeli. İşverenlere uygulanan 5 puanlık prim desteği çalışanlara da uygulanmalı. Çağ dışı damga vergisi kaldırılmalı.” diyor.

Burada bir noktayı açıklayalım; Arzu Çerkezoğlu’nun verdiği rakamlar maaştan bordro ile kesilen gelir vergisini kapsıyor. Yani ücretliden alınan vergi… Maaş alanların bordrosundan kesiliyor… Dolaylı vergi ise alışverişte, akaryakıtta, faturada ödenen KDV/ÖTV gibi vergileri kapsıyor… Yani alışveriş yapan herkes ödüyor; zengin de, yoksul da, işçi de, patron da… 

 

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version