YÜKSEL DURGUT | YORUM
Amerika sokakları bir süredir, “Kahrolsun ICE, Kahrolsun KKK; Faşist Amerika İstemiyoruz!” sloganlarıyla yankılanıyor. “ICE Kaldırılsın” çağrısıyla büyüyen protestolar yalnızca bir kurumu değil, ona işleyen zihniyeti hedef alıyor. Ulusal çapta ilan edilen kapanmayla milyonlar işe, okula gitmedi, sokaklara döküldü. Protestolar ve ardından ulusal düzeyde gerçekleme kapanmalar ekonomiyi felç etti.
Ocak ayında Minnesota’da iki kurşun, tarihe not düştü. Renee Good, sınır dışı işlemini protesto ederken federal ajanlar tarafından öldürüldü. İki hafta sonra Alex Pretti, elinde kamerasıyla Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ajanlarını görüntülerken vuruldu. The New York Times’ın deyimiyle Pretti’nin ölümü tapuları yıktı. Halkın sabrı bu iki ismin öldürülmesiyle taştı. Bir kırılma anının simgesine dönüştü.
Renee Good
Human Rights Watch, Trump’ın bu sert müdahale emirlerinin ardından yaşanan insanlık dramını kayıt altına aldı. 2025’te ICE gözetiminde 32 kişi öldü. 2026’nın ilk ayında bu sayıya dört kişi daha eklendi. Maskeli ajanların özellikle siyahi ve Latin kökenli kişileri hedef aldığı, orantısız güç kullandığı rapora geçti. Florida, Louisiana ve Maine’deki operasyonlar… Her biri, Trump’ın tarihin en büyük sınır dışı operasyonu vaadinin birer parçası oldu.
Trump, başkanlık yetkilerini sonuna kadar zorluyor. 2025’te kabul edilen yasayla göçmenlik uygulamalarına dört yılda 170 milyar dolar aktarılması, işin ekonomik boyutunu da gözler önüne seriyor.
Geçen ay The New York Times’a konuşan Trump, kendisini durdurabilecek tek şeyin “kendi ahlakı ve zihni” olduğunu söylüyordu. Nobel hayali kuran bir barış elçisi portresi çizen Trump’ın ülkesinde adeta iç savaş atmosferi var. Bu atmosferin en acı yüzü, Teksas’ta bir gözaltı merkezinde ortaya çıktı. Babasıyla alıkonulan beş yaşındaki Liam Conejo Ramos’un mavi tavşan şapkalı fotoğrafı, dünyanın vicdanını sızlattı. Democracy Now’a göre, Trump yönetimi günde ortalama 170 göçmen çocuğu gözaltında tutuyor.
Alex Pretti
Geçen hafta Kongre’de yaşananlar işin vahametini gösterdi. ICE yetkililerine, federal ajanların Amerikan vatandaşlarından vatandaşlık belgesi talep ettiği hatırlatıldı. Ardından, “20. yüzyılda başka hangi rejim kendi vatandaşından kimlik kanıtı istedi?” sorusu gündeme geldi.
Amerikan Göçmenlik Konseyi’nin verileri de acı tabloyu rakamlarla özetliyor. Ocak 2026’da ICE gözetiminde altı kişi öldü. Teksas, Pennsylvania, Georgia ve Kaliforniya’daki gözaltı merkezleri ölüm yuvalarına dönüştü. 2025’te kırılan rekor, 2026’nın daha ilk aylarında geçen senenin rakamlarına ulaştı.
Bir zamanların “özgürlükler ülkesi” olarak anılan Amerika bugün ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim başkanını “faşist” olarak nitelerken diğer kesim yaşananlara “aşırı tepki” diyor. Oysa yaşananlar sadece birer etiket değil. Elinde kamerayla görüntü alan bir adamın öldürülmesi, beş yaşındaki bir çocuğun tavşan şapkasıyla gözaltına alınması, protesto hakkını kullanan bir kadının kurşunlanması.
Bunlar yaşanırken de Trump’ın çıkıp da “beni ancak kendi ahlakım durdurur” diyecek kadar kendinden emin olması. Tarih, bu tür çıkışların ve denetimsiz ahlakın en büyük tehdit olduğunu çoktan yazdı. Şimdi o satırlar Amerika sokaklarında yeniden mi yazılıyor?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

