TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde artık sonlara gelindi.
Ortak rapor yazım koordinatörleri her partinin sunduğu raporlar üzerinden 7 veya 8 ana başlık altında çalışmalarını tamamladı ve koordinatörlerin raporun son halini görüşmek üzere önümüzdeki günlerde bir kez daha bir araya gelmesi bekleniyor.
İmralı’da tutuklu olan PKK lideri Abdullah Öcalan için talep edilen “umut hakkı”nın da farklı bir formülasyonla rapora yansıması bekleniyor.
Ancak edinilen bilgiye göre ise taslak metin henüz sadece partilerin koordinatörlerinde ve yetkili kurullara ulaşmış değil.
Raporun üç ana bölümden oluşması bekleniyor
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bugün yaptığı açıklamada beş koordinatörün çalıştığı taslak metni dün itibariyle partilere gönderdiklerini söyleyerek “Herhalde önümüzdeki günlerde komisyonu 50 vekili bir araya getirerek oylamayı gerçekleştirip komisyon olarak görevimizi tamamlayıp Meclis Başkanlığına teslim ederiz” dedi.
Raporun giriş, sunum ve ana başlıklar olmak üzere üç ana bölümden oluşması ve giriş yazısını Kurtulmuş’un kaleme alması bekleniyor.
Sunum bölümünde komisyonun nasıl ve ne amaçla kurulduğu, PKK’nın kendini feshetmesi ve silahları bırakma süreci, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürece yönelik açıklamaları gibi ara başlıklar yer alacak.
“Umut hakkı” olacak mı?
Ortak raporla ile ilgili en çok merak edilen konuların başında “umut hakkının” olup olmayacağı geliyor.
DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, raporda doğrudan “umut hakkı” ifadesinin yer alması beklenmiyor. Bu başlığın doğrudan bir yasal düzenleme olarak değil, infaz rejimi çerçevesinde ele alınması bekleniyor.
Umut hakkının tek başına özel bir düzenleme olmadığını ve infaz sistemine ilişkin daha geniş bir çerçevenin başlıklarından biri olarak değerlendirileceğini söyleyen yetkililer, bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatlarına atıf yapılması ve ağırlaştırılmış müebbet dahil uzun süreli hapis cezalarında, belirli bir sürenin ardından hükümlünün durumunun gözden geçirilmesine imkân tanıyan bir yaklaşımın raporda yer almasının söz konusu olduğunu belirtiyorlar.
Raporda yer alacak bu dolaylı atıf ile Öcalan gibi ağırlaştırılmış müebbet cezalarında “denetimli serbestlik ya da koşullu salıverilme” ihtimali ortaya çıkıyor.
Komisyon çalışmalarında partilerin ortaklaştığı noktanın “kişinin umudunu tamamen ortadan kaldıran bir infaz rejiminin evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığı görüşü olduğu” belirtiliyor. Buna göre, ortak raporda infazın “denetlenebilir, şeffaf ve insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesine” yönelik genel ilkelerin vurgulanacağı ifade ediliyor.
DEM Parti de “umut hakkının” doğrudan bir şekilde raporda yer almayacağı bilgisini doğruladı. Parti, dolaylı şekilde atıfta bulunulması ve ardından gerekli yasal düzenlemeler için adım atılması beklentisinde.
Edinilen bilgiye göre, komisyonun hazırlayacağı metin bir yasa teklifi niteliği taşımayacak. Ortaya çıkacak olan rapor komisyona katılan siyasi partilerin ve milletvekillerinin katkılarıyla oluşturulan bir ortak metin niteliğinde olacak.
Bu raporda uzlaşılan başlıklar ve genel öneriler yer alacak; doğrudan bir yol haritası ya da bağlayıcı düzenleme sunulmayacak.
Yetkililer, olası yasal düzenlemelerin raporun ardından ikinci aşamada, klasik yasama süreçleri içinde ve siyasi partilerin inisiyatifiyle gündeme gelebileceğini ifade ediyor.
Bu arada DW Türkçe’ye konuşan CHP’li yetkililer Öcalan’a özel bir düzenlemeye onay vermelerinin mümkün olmadığını vurgulayarak “Kişiye özel bir düzenlemeye karşıyız. Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler ve yasalar çerçevesinde herkesin aynı kurallara tabi olması gerektiğini düşünüyoruz” yorumunu yapıyor.
Kim ne demişti?
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız koordinatörlerin 4 Şubat’taki toplantısının ardından yaptığı açıklamada “Umut hakkı konusunda uzlaştık. Sıkıntı yok” demişti. Yıldız, prensipte uzlaşmaya vardıklarını söyleyerek detayları şöyle açıklamıştı:
“Hukuki düzenlemeler gerekiyor. İnfaz Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nda engeller var. Ağırlaştırılmış müebbet alan ve idam cezası alanlar yönünde şartlı tahliye yasağı var. Bu iki kanunda ve Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik gerekiyor. Önce yasal engel ortadan kaldırılacak. Ardından ikinci aşamaya geçilecek. Yeni bir yasaya gerek yok. Bu yasalarda düzenleme yapılırsa AİHM’nin umut hakkı konusunda verdiği kararlar uygulanır.”
Aynı toplantıya katılan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de “Tam mutabakat olmasa da o mutabakata varacağız” açıklaması yaparken daha sonra X hesabından Yıldız’ın sözlerine atıfta bulunarak “Hiçbir konuda tam uzlaşmadığımızı, her konuyu konuştuğumuzu ve partilerin birbirine yaklaştığını ama mutabakat olmadığını ısrarla söylüyorum” demişti.
AKP Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ise 5 Şubat’taki açıklamasında koordinatörlerin bazı açıklamaları olduğunu hatırlatarak “Bu açıklamalarla ilgili bir kısmı kendi görüşleri olabilir. Çünkü ‘anlaştık’ dediğine diğeri daha henüz net olmadığını ifade ettiğine göre demek ki kendi görüşlerini ifade edecekler. Ama dileğimiz o ki komisyondan tek bir sesin çıkması” yorumunu yapmıştı.
Umut hakkı nedir?
“Umut hakkı” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen hükümlülerin belirli süreler boyunca gösterdikleri iyi hal ve davranışları göz önünde bulundurularak kanunla belirlenmiş şartlar dahilinde koşullu salıverilme olasılıklarının değerlendirilmesini kapsıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

