Bu Cuma günü Almanya’nın Münih kentinde başlayacak Güvenlik Konferansı (MSC) öncesinde yayımlanan raporda, dünyanın, kurumların kademeli reformu yerine yıkımını önceleyen tehlikeli bir döneme girdiği uyarısı yer aldı. Raporda bu politika tarzı için “yıkım güllesi siyaseti” benzetmesi yapıldı.
MSC 2026, 13-15 Şubat tarihlerinde yaklaşık 65 ülkeden devlet ve hükümet başkanları ile 100 dışişleri ve savunma bakanını bir araya getirecek.
Münih’te ağırlanması beklenen en dikkat çekici konuklar arasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bulunuyor. Geçen yıl ABD’yi Başkan Yardımcısı JD Vance temsil etmişti.
Vance’in demokrasi, göç ve ifade özgürlüğü konularında Avrupa devletlerine yönelik sert suçlamaları geçen yılki etkinliğe damgasını vurmuştu. Konferansın başkanı Wolfgang Ischinger, bu yıl benzer bir olay yaşanmamasını umduğunu, ABD Dışişleri Bakanı’nın konuşmasında, “Amerikan dış politikası ile sınırlı kalmasını” beklediğini söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz konferansa katılacak liderler arasında olacak.
Ayrıca Filistin Dışişleri Bakanı ve İsrailli yetkililerin konferansa katılımı bekleniyor. Nobel Barış Ödülünü ABD Başkanı Donald Trump’a hediye eden Venezuelalı muhalefet lideri Maria Corina Machado’nın da video bağlantı yöntemiyle etkinliğe katılacağı belirtildi.
Trump “buldozer siyaseti” izliyor
Konferans öncesi yayımlanan 2026 Münih Güvenlik Raporu, diplomatik normların parçalanması sürecini mercek altına alıyor.
“Yıkıcı” gelişmelerden büyük ölçüde ABD Başkanı Donald Trump’ın sorumlu tutulduğu raporda, Trump’ın “mevcut kurallara balta vurduğu” ve “buldozer siyaseti” izlediği ifade ediliyor.
Ancak Trump’ın, birçok ülkede eş zamanlı olarak yaşanan daha geniş bir eğilimin yalnızca en güçlü tezahürü olduğu da belirtiliyor.
Raporun yazarları, pek çok Batı toplumunda, “reformdan ziyade yıkımı savunan siyasi güçlerin ivme kazandığını” vurguluyor.
Karar alıcılarının artık “lider” olarak değil, giderek “statükonun bekçileri” ve çoğunluğun ihtiyaçlarına yanıt veremeyen, felç olmuş bir sistemin yöneticileri olarak görüldüğü kaydediliyor.
Raporda, kurallara dayalı düzene bağlı kalmayı sürdüren ülkelerin örgütlenmesi ve Washington’a bağımlı olmayan yaklaşımlar geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor.
Aksi halde bu ülkelerin “büyük güç siyasetinin insafına kalma” riskiyle karşı karşıya olacağı uyarısı yapılıyor.
Ischinger raporun tanıtımı sırasında, “1945’ten sonra uluslararası düzeni herkesten fazla şekillendiren, destekleyen ve savunan ülke (ABD), bu düzenin artık kendi çıkarına olmadığına karar verdi” diye konuştu.
Batı’da karamsarlık yüksek
Raporda, mevcut hükümet politikalarının gelecek kuşakların beklentilerini iyileştirip iyileştirmediğine ilişkin çeşitli ülkelerde yapılan bir anketin sonuçlarına da yer verildi.
Çin’de katılımcıların yüzde 80’i, Hindistan’da ise yüzde 61’i iyimser yanıtlar verirken ABD’de pozitif görüşü paylaşanların oranı yalnızca yüzde 31 oldu. Pozitif beklentiler Avrupa’da daha da düşük: İtalya’da katılımcıların yüzde 22’si, İngiltere’de yüzde 20’si, Almanya’da yüzde 13’ü ve Fransa’da ise sadece yüzde 12’si daha iyi bir gelecek bekliyor.
MSC Başkanı Ischinger, küresel ölçekte “derin bir belirsizliğin” dünyayı sarstığını söyledi.
Raporun tanıtımında, Trump’ın politikalarına yönelik onay oranlarına dair de bir anket sonucu paylaşıldı. Buna göre, ABD’de katılımcıların yalnızca yüzde 39’u Trump’ın politikalarının ülke için iyi olduğunu görüşünde.
ABD’ye yönelik şüpheciliğin en güçlü olduğu ülkeler Kanada ve Almanya. Kanadalıların yüzde 77’si, Almanların ise yüzde 72’si Trump’ın politikalarının kendi ülkeleri için olumsuz olduğunu söylüyor.
Sonuçlar, Kasım ayında her ülkeden biner kişinin katılımıyla yapılan anketlere dayanıyor.
Fransızlar Türkiye’yi tehdit olarak görüyor
Raporda G7 ve Rusya hariç BRICS ülkelerinde yapılan anketlerle derlenen “Münih Güvenlik Endeksi” sonuçları da yer aldı.
Buna göre, Türkiye’yi müttefik olarak algılayanların oranı en fazla Çin ve Japonya vatandaşları olurken; anket yapılan ülkeler arasında Türkiye’yi tehdit olarak gördüklerini söyleyenler yalnızca Fransızlar oldu.
Kasım 2024-Kasım 2025 döneminde Türkiye’ye bakışın en fazla iyileştiği ülkeler Çin ve İtalya olurken; aynı dönemde algının en hızlı bozulduğu ülkeler Hindistan ve İngiltere oldu.
Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

