NECİP F. BAHADIR | YORUM
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışı MHP’de ‘soğuk duş’ etkisi yapmış. Bir gazetenin kulisine göre bazı milletvekilleri, “Bu kadarı fazla… Bunun izahı yok!” falan demiş. İçinden söylemiş veya birbirlerinin kulaklarına fısıldamıştır belki. Açıkça hele bir gazeteciyle paylaşmak kimin harcı? MHP gibi bir partide liderin sözünü eleştirmek mümkün değil.
Harekette ‘lider kutsal’ kabul edilir. Yan gözle bakılmaz. Ne derse doğru, ne yapsa haklıdır. Şeyh mürit ilişkisi gibi… Aslında sadece MHP’ye de özgü değil bu anlayış ve zihniyet. Parti için demokrasi sıfır…
Peki, diğer partiler MHP’den farklı mı? Parti içi demokrasi işliyor mu?
AKP veya CHP’de sıkıysa bir milletvekili parti politikalarına itiraz etsin, gör başına neler gelir. Onun için ülke demokrasiden mahrum. Partilerinde olmayan demokrasinin kavgasını nasıl versin?
MHP bir adım önde… Değil Bahçeli’yi açıkça AKP ve Erdoğan’ı tenkit eden kapı önünde bulur kendini. Örnekleri ziyadesiyle mevcut… Saffet Sancaklı’yı hatırlayın. AKP’ye dil uzattı ve partiden atıldı. Siyasi anlamda pişman oldu, tevbe etti, epey sonra geri döndü.
Ve fakat bugünlerde MHP’lilerin bile Bahçeli’yi anlamakta ve ne yapmaya çalıştığını çözmekte zorlandığı doğru. Büyük çoğunluğu, “Vardır bir bildiği!” ve “Dur bakalım, filmin sonu ne olacak!” modunda olsa da kafalarında soru işaretleri ve huzursuzluk had boyutta.
Bahçeli’nin dilini ve kodlarını çözecek bir uzman bulmak çok zor. Ancak bazı olasılık ve senaryolardan söz edilebilir. Biraz onu anlayabilen Mümtüz’er Türköne vardı. O da sustu.
Özgür Özel’in yorumuysa ilginç… Üzerinde durmaya ve düşünmeye değer. Ama ondan önce kendi fikrimi paylaşmak isterim.
Benim baştan beri kanaatim, Bahçeli’nin AKP’ye savaş açtığı yönünde… İmralı sürecinin amacı bu. Yoksa niyeti halis değil. Kürt ve terör sorunu çözülsün gibi hedefi yok. Tüm çabası AKP ve Erdoğan’a ateşe atmak için. AKP’ye bu nedenle iliştirildi. Sonuçta kaybeden Türkiye oldu.
Cumhur ittifakı denen oluşum ne iktidarın, ne de ülkenin hayrına… Nitekim ülkeni geldiği yer de felaket… Demokrasi, adalet ve ahlak belki de 1071’den beri bu kadar ağır kriz yaşamadı.
Üç temel direk birden çöker mi? En azından biri ayakta kalır. AKP ve MHP ortaklığı toplum ve devletin temellerini çökertti.
Bahçeli grup toplantısında yaptığı son çıkış herkesin dilinde… AKP ise sessiz. DEM ve PKK çevrelerinde ise bayram havası var. ‘Öcalan’a umut’ doğdu çünkü. Özgürlük umudu… Bahçeli ‘Öcalan’ ismini pek ağzına almazdı. ‘İmralı’ ve ‘Ada’ gibi kavramlar kullanırdı. Bir süredir ‘kurucu önderi’ diline pelesenk etti. Şimdi açıkça ‘Öcalan’ ismini zikretmekte…
‘Umut Hakkı’ Meclis Komisyonu’nun da gündemine girdi. MHP’li Feti Yıldız “Umut hakkı konusunda uzlaştık, bir problem yok. Raporda olacak.” dedi. CHP’nin ise itirazları var. AKP’nin tavrıysa ‘İmralı’ya heyet politikasından’ farksız. Bir şeyler olsun ama sessizce, millet asla duymasın…
AKP ile MHP arasında ciddi görüş ayrılıkları söz konusu… Erdoğan ile Bahçeli’nin görüşmelerinde ihtilaflı konular gündeme gelmiyor mu? İkili en son 1 Ocak’ta bir araya gelmiş. Kamuoyuyla sadece buluşmanın fotoğrafı paylaşılıyor. İçerikle ilgili resmi de olsa herhangi bir bilgi yok. Sızıntı ve kulis ise hiç yok.
Görüşmenin süreci 1 saati geçmiyor. Bazen daha da kısa. Bu zaman dilimi çetrefilli siyasi konuları müzakere etmeye yetmez. Ben sohbetin hal, hatır ve selamlaşmayla sınırlı kaldığı kanaatindeyim. Erdoğan da Bahçeli’nin çıkışlarından habersiz… Şaşkınlığı yüzüne ve diline yansıyor. Bahçeli ‘Öcalan’a umut’ diyerek bir bomba daha attı. Nereye? Hem siyasete, hem de AKP’nin içine…
CHP lideri Özgür Özel, Bahçeli’nin son çıkışını çözümlemeye çalışırken ‘erken seçim’ konusunu örnek verdi. Dedi ki; “Bahçeli, 2018’in ocak ayında “erken seçim beklemek ahmaklıktır!” deyip, erken seçim isteyeni “vatan hainliğiyle” dahi suçlayacak kadar en ağır hakaretleri söyleyerek, “erken seçim talep etmek vatan hainliğidir” demiştir. En son bu sözünü söyledikten bir hafta sonra grup toplantısına çıkıp “ağustos ayında erken seçim yapalım” demiştir…”
Özgür Özel’in söyledikleri doğru… Arşivler ortada. Bunun adı siyaset mi? Bazılarına göre ‘evet…’ Türk tipi veya Bahçeli tipi siyaset bu. Niyetini gizlemek başka, kelime oyunlarına başvurmak başka göz göre göre yalan söylemek başka… Bahçeli’nin anlamaya çalışırken arşive bakmak ve geçmişi referans almak mantıklı.
CHP liderine göre Bahçeli’nin demek istediği şu; “Ya bir erken seçim çağrısı yapacak; geçmişteki gibi lastikleri ısındırıyor, muhataplarının da bundan haberdar olmamasını istiyor olabilir. Ya da Erdoğan’ın adaylığına karşı çıkacak, ona bir mesaj vermektedir…”
Acaba öyle mi? Bir erken ve baskın seçim kartını çıkarmaya mı hazırlanıyor gerçekten? Dün ortada… Geçmişte yaptıkları herkesin malumu. Niye olmasın? 40 küsur milletvekiliyle siyasetin de seçimin de anahtarı onun elinde… MHP, muhalefete doğru dümen kırarsa, AKP Meclis’te çoğunluğu yitirir. Transferler de işe yaramaz. Muhalefetin de bir ‘erken seçime’ hayır deme lüksü yok. AKP mecbur kalır ‘evet’ demeye… Erken seçim konusunda son sözü hep MHP söyledi. Tarih niye tekerrür etmesin?
Erdoğan’ı adaylığına karşı çıkabilir mi? Bahçeli’dir bu… Çelişkilerin ve sürprizlerin adamı. “Kaypak ilgilerin, zarif ihanetlerin insanı.”
AKP, yüzde 50 artı 1’i tartışmaya açmak ve yüzde 40’lar bandına çekmek istedi. Bahçeli şiddetle karşı çıktı ve o kapıyı bir daha açılmamak üzere kapattı. Daha birkaç hafta önce yere göğe sığdıramadığı Erdoğan’ı Sultan Süleyman’a benzeten Bahçeli, günün sonunda adaylığına karşı çıkabilir mi?
Erdoğan da aylar önce, “Benim illa da aday olmak gibi bir derdim yok!” dememiş miydi? Bu ihtimalin Özel’in dilinden gündeme gelmesini önemsemek lazım. Siyasetçi, siyasetçinin dilinden anlar. Gerçi söz konusu Bahçeli olduğunda siyasetçi kimliği ve uzmanlığı işe yaramaz. Yine de bu olasılığı not düşmek lazım.
Evet, Özel’in tespiti yerinde… Lastikler ısınıyor… O kadar ki yanmak üzere… Son yapılan anketler de gösteriyor ki vatandaşlar ‘erken seçim’ istiyor! Ankara’da hatta bütün ülkede kafalar fena karışık. Hemen herkes Bahçeli’yi anlamak ve çözmekle meşgul. Senaryolar ve komplo teorileri havada uçuşuyor.
Siyaset sisler içinde. Her şey olabilir… Kastamonu’nun ağzıyla söyleyecek olursak; “Daş da düşebülü, ayu da çıkabülü…”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

