Site icon Serbest Görüş

Kızılcık Şerbeti’nde ‘ahlak’ krizi!

Kızılcık Şerbeti’nde ‘ahlak’ krizi!


BÜLENT KORUCU | YORUM

Carl Gustav Jung, psikolojinin üç kurucu babasından biri. O, rüyaları analiz için önemli kaynak olarak görür. Rüyalar, sadece geçmişin tortusu değil, geleceğin de habercisidir. Sadece geçmişi anlamak için değil, geleceğe dair ipuçları yakalamak adına da değerlendirir. Sinema ve onun türevi ya da kardeşi diyebileceğimiz diziler de toplumun yorumlanmamış rüyaları gibidir. Beyaz perde ve beyaz cama bakarak toplumun geleceğine dair kehanetlerde bulunabiliriz.

Sokaklarda paltoyu omuzlarına atıp yengeç gibi yanyan yürüyen gençleri sadece ona bağlayamayız, lakin Kurtlar Vadisi’nin etkisini de yadsıyamayız. Şimdilerde ekran karşısında oturan çocukların neye dönüşeceklerine dair ipuçlarını dizilerden bulabiliriz. Sinema pahalı olduğu için artık diziler daha etkin.

Bütün bunlar neden geldi aklıma?

Kızılcık Şerbeti dizisindeki ‘ahlak krizi’ni acı bir tebessümle takip ediyorum. ‘Fatih’ rolünü oynayan Doğukan Güngör kadrodan çıkarıldı. Ünlüleri hedef alan uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınmıştı, testleri pozitif çıkınca yapımcı şirket tarafından kapının önüne konuldu. Aslına bakarsanız, uyuşturucu kullanmak kanunlarda suç olarak yer almıyor. Satmak, aracılık etmek vs. gibi fiillerin cezası var. Yasalarda olmayan bir cezanın hükmünü çekecek. Uzun bir müddet kimse ona iş vermeyecektir.

Kızılcık Şerbeti’ni, ilk yayınlandığı günlerde sosyal medyada estirdiği rüzgardan fark ettim. İki farklı toplum kesiminin çocukları üzerinden kesişen yolları ve yaşanan çatışma anlatılıyordu. Muhafazakar zengin ‘Ünal Ailesi’yle, seküler yaşam tarzını tercih eden ‘Aslan Ailesi’, Fatih ve Doğa’nın evlilikleriyle karşı karşıya geliyordu. Pek çok dizinin içine düştüğü açmaza o da duçar oldu ve reyting uğruna lastik gibi uzatıldı. Ne mantık örgüsü kaldı ne zaman ne de karakter istikrarı.

Geldiğimiz nokta ise bambaşka ve manidar. Ahlak söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayıp, eylemde kurt adama dönüşen Fatih, dizinin maskesini düşürdü. Yapımcı Gold şirketi bir anda ahlak komiserine dönüştü ve Güngör’ü kadro dışı bıraktı. Hiçbir estetik kaygı gütmeden senaryoya ‘günah’ boca edenler, aktörün kabahati üzerinden kendilerini temize çıkarmaya kalktı. Kadına şiddetten aile içi uygunsuz ilişkilere varana kadar, her şey reyting için serbestti oysa.

Dizide, Fatih’in kötülüğüne hâlâ ihtiyaç duyulduğunda karakter öldürülmüyor, oyuncu değişiyor. Yani başrol oyuncu, her bölümde kaba, nobran eril dili kullanmaya devam edecek; bir taraftan ahlak edebiyatı yapıp öte yandan ahlaksızlığı dibine vuracak.

Ve bu kimseye kötü örnek olmayacak. Ekranda her türlü kötülük reyting için mubah; Ekran dışında “ahlak” bir PR aracına dönüşüyor.

Fatih’in en belirgin özelliği, duygusal ve psikolojik manipülasyonla, suçunu bile mağdura yönlendirmesiydi. Şimdi aynı şeyi yapımcı ve senaristler Doğukan Güngör’e yapıyor. Geçtiğimiz yıl aynı yapımda rol alan ve dizinin senaristi Melis Civelek’in kızı olan Feyza Civelek (Nilay), sipariş ettiği uyuşturucuyu teslim alırken polise yakalandı. Satıcı, 15 yıl cezaya çarptırıldı ve Civelek henüz ‘malı’ teslim almadığından takipsizlik verildi. Alın size çifte standartlı ahlak!

Hadi sizinle bir suizannımı da paylaşayım…

Bu kriz, dizinin yeniden hatırlanması ve daha çok reyting alması için fırsata dönüştürülüyor. Yani yapılan ahlak sömürüsünün asıl amacı, seyircinin ilgisini çekmek. Bir taşla iki kuş: Hem ne kadar toplumun ahlakını koruma konusunda hassas olduklarını gösterdiler, hem de gelsin reyting raporları ve reklamlar.

Ahlak, bir ilke olmaktan çıkıp bir kriz yönetimi aracına dönüştüğünde, geriye sadece ikiyüzlülük kalır.

Herkese iyi uykular, tatlı rüyalar…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version