Site icon Serbest Görüş

İslam’ı yargılarken Epstein’da yakalanmak!

Süheyla Gültekin


SÜHEYLA GÜLTEKİN | YORUM

Epstein skandalı, kıraathane köşelerinde konuşulup “komplo teorisi” klişesiyle sözüm ona eğitimli tayfa tarafından alaya alınan pek çok meselenin gerçeğin ta kendisi olduğu gerçeğini gözler önüne serdi.

Önce olaya pek vakıf olmayanlar için kısaca özetleyelim: Kimdir bu Epstein? Nedir bu Epstein adası?

Jeffrey Epstein, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla tutuklanıp, itirafçı olmak istedikten sonra tutuklu bulunduğu hapishanede intihar eden (!) ya da öldürüldüğüne dair ciddi şüpheler bulunan Yahudi kökenli ABD’li bir finansçı.

Epstein Adası ise, Jeffrey Epstein’ın dünya yönetimine dahil olan ülke başkanları, prensler, bakanlar dahil olmak üzere pek çok politikacının, iş adamlarının, medya çalışanlarının, oyuncuların yani dünya yönetiminde etkin akla gelebilecek pek çok ismin, insanlık dışı fantezilerini hayata geçirmeleri için kurduğu, hiçbir denetimin ya da hukuki sürecin işletilmediği gözlerden uzak adası.

Adanın kurulma sebebi: Tahmin edebileceğiniz üzere, dünya yönetiminde söz sahibi insanları, iştahla hayata geçirdikleri mide bulandırıcı suçları işlerken kayda almak, görüntüleri şantaj malzemesi olarak kullanmak ve bu yolla dünya gidişatına kendi taleplerine göre yön vermek. İspatlanmış olmasa da adanın İsrail İstihbarat Servisi Mossad için işletildiğine dair ciddi iddialar var. Zaten değilse, kendi halinde bir finansçının, ünlü insanların sapkın fantezilerini gerçekleştirmelerine alan sunmasının sebebi başka ne olabilir?

Hâlihazırda yayınlanmış milyonlarca belge olmasına rağmen bunun aslında var olanın sadece küçük bir kısmı olduğu söyleniyor.

Sadece dünya siyasetine yön veren politikacılar, yöneticiler, bürokratlar değil, teknolojiden sinemaya, akademiden müzik sektörüne, devasa şirketlerin yöneticilerine, medyaya kadar bizlere saygın diye pazarlanan, insanların hayatına doğrudan nüfuz eden, bir anlamda tüm insanların fikirlerine, düşünme biçimlerine, inançlarına yön veren pek çok ismin yolunun bu mide bulandırıcı çarktan geçtiğini anlıyoruz.

İnsanı insan olmaktan utandıran detaylara ve teker teker isimlere burada girmeyeceğim ama geriye dönüp bakınca insan düşünmeden edemiyor; ABD’nin Irak operasyonu, Libya’ya yapılanlar, İran’a bugüne kadar yapılanlar ve dünya siyasetini etkileyen başka yüzlerce tarihi olay… Hepsinin gerçekleşmesine onay verenler, Epstein’da videoları çekilmiş politikacılarmış meğer.

Aynı şekilde Filistin meselesinde de görünen o ki; pek çok politikacının, gazetecinin, ünlü ismin, görünürde kendi ülkelerinin ya da kendi kariyerlerinin yararına olmamasına rağmen anlam verilemeyen şekilde ısrarla binlerce insanın katledilmesini güzellemelerinin sebebi de Epstein geçmişleriymiş.

Sürekli hukuktan, adaletten bahseden, sadece insanların değil hayvanların haklarına da riayet ediyormuş gibi yapan, çevre kirliliği üzerine türlü paneller düzenleyen, kadın hakları üzerine türlü nutuklar atan, üniversitelere/eğitime milyonlarca dolar yardım yapıyormuş gibi görünen o kibar adamların pek çoğu, toplum önünde değilken dünyanın dört bir yanından kaçırılan kız çocuklarına tecavüz ediyor, kimisine işkenceler ediyor, kadın erkek çarpık ilişkilere giriyor, çocuk öldürüyor ya da hayal gücümüzü zorlayan türlü sapkınlıklarını gözlerden uzak bir adada tatmin ediyorlarmış.

Bunlara ek olarak Epstein’a gidenlerin içinde sadece fantezi tatmini için değil, kariyer anlamında yükselmenin kolay bir yolu olduğu için de gidenler vardır diye tahmin ediyorum. Sistemin, şantaj videosu olanları kolayca kullanıma elverişli hale getirmek amacıyla yine kendi ellerinde tuttukları medya organlarıyla şişirip, kendi düzenledikleri şaşalı ödül törenlerinde ödüller vererek destekleyip yükselterek sonunda kendi amaçlarına uygun şekilde kullanmış olabileceklerini varsaymak çok da mantıksız bir tahmin olmasa gerek.

Dünyanın ahvali artık haddinden fazla ızdırap verici. Burada dikkat çekici bulunabilecek şeylerden biri de Epstein başta olmak üzere bu kirli dünya düzeninin kurucuları arasında her kötülüğün kökeni gibi gösterilen Müslümanlar olmaması.
Tüm bu liberal değerler, cinsiyet rolleri üzerinden gerçekleşen mide bulandırıcı propagandalar, ailenin yok edilmesi, tüm insanlığın bu sapkın insanların ceplerine daha fazla para girmesi üzerine köle gibi hunharca çalıştırılması, dinlerin yok edilmeye çalışılması; hepsi bu insanların oluşturduğu, insanlığı mahveden, dünyayı yaşanılmaz kılan sistemin ürünü.

200 yıldır gerçekleşen her tekil örneği genelleyip Müslümanlar teröristtir, sapıktır, kadınları değersizdir algısı oluşturanlar, 200 yıldır bizleri sürekli kendimizi açıklama zorunluluğu hissettiren bu insanlar, sapkınların ta kendileriymiş. (Tekil örnekler olmadıkları bu kadar açıkken, ortaya dökülen bunca olaydan sonra -Müslümanlar söz konusu olduğunda yapılan genellemelerin aksine- bu sistemi kuranların dini aidiyetleriyle ilgili hiçbir yorumun yapılmıyor olmasına da ayrıca dikkat çekmek isterim.)
Müslümanlara, kadınlara zulmediyor diye iftiralar atan bu “iyilik meleği” adamlar, zorla ellerinde tuttukları kadınlara zulmediyorlarmış meğer.
İslam’ı çok eşliliğe müsaade ediyor diye ağzına dolayanlar, kadınlarını dünyanın bir köşesinden kaçırıp tecavüz ettikleri çocuklarla aldatıyorlarmış.

Bu mesele hem dünya politikası yönüyle hem insanlığın içinde bulunduğu ahlaki kokuşmuşluk kapsamında, hem insan hakları bağlamında hem de böylesi bir kötülükle çepeçevre sarılmış olduğumuzun bugüne kadar kimilerince fark edilmemiş olması ya da fark edenlerin sürekli küçümsenmesi ve komplo teorisyeni olarak sunulması bağlamında kuşkusuz çok su götürür.

Ortalığa saçılan bunca rezalet karşısında yere göğe sığdırılamayan uluslararası hukuk işletilir mi, işletilirse nasıl işletilir, politikacıları sapkınlıklarından avuçları içine alanlar hukukçulara da aynısını yapmamış mıdır, tüm bu düzen pratikte uygulanması mümkün olmayan hayal ürünü yasalardan mı ibaret, bunları göreceğiz.

Ama şurası açık ki; ana akım küresel medya, bu kirli düzenin zaten temel yönlendiricisi olduğundan olup biten her şeyi küçümseyecek ve önemsiz göstermeye çalışacaktır. Yayınlanan şeylerin de zaten kontrollü olarak yayınlanan kısımlar olduğunu tahmin etmek zor değil. O yüzden ortalığa çıkan haberlere, “henüz ispatı yok” nazarıyla bakmaktansa, “açıklanan buysa açıklanmayanlar kim bilir nelerdir” nazarıyla baktığımızda hataya düşme ihtimalimizin daha düşük olacağını düşünmenin mantıksız bir akıl yürütme olmayacağı kanaatindeyim.

Yazıyı tamamlarken şu farkındalığın oluşması gerektiğini düşündüğümü söylemek isterim: Burada pek çok kez Batı medeniyeti eleştirisi yaptım. Çok itiraz edenler de oldu hak verenler de. Ortalığa saçılan bu lağım çukuru, artık bazı şeylere soru işareti yerine nokta koymayı gerektiriyor.

Dünyamız bir avuç pedofili, tecavüzcü, katil, sapık tarafından yönetiliyor.
Kimi zaman Allah’ın indirdiği ayetlerin bile uygun şekilde tevil edilmeye çalışıldığı modern dünyanın hukuk sistemini de, ekonomi sistemini de, insanları ömür boyu kendine borçlu bırakan faiz düzenini de, çıplaklığı kadın hakları ya da gelişmişlik diye pazarlayan bu ahlak düzenini de, nefsin sınırsız arzularının kölesi olmayı özgürlük diye gösteren bu aldatmacayı da; hayal edemeyeceğimiz kötülükleri hayata geçiren bu insanlar inşa etti.

Dışarıdan bakınca şık görünen hayatın özeti işte bu.

“Medeniyet” dedikleri şeye hayran kalıp onunla çeliştiği alanlarda dîni tevil etmeye yeltenenlere bunu, bu düzeni kuranların kimliklerini hafızalarında tutarak yapmalarını önermek hadsizlik olmasa gerek.

Dünya gerçekten tuhaf zamanlardan geçiyor. 200 yıldır ideal diye sunulan her şeyin perde arkası aralanıyor. Âlim zatların; eşyanın perde arkasını görebilen, hakikati kavrayabilen, kalp gözü açık kimselerden olma münacatlarının ehemmiyeti daha anlaşılır oluyor. Bu yakarışların karşılık bulduklarından biri olabilmek, kalbin en derin yerinden gelen bir duâ olarak burada yazılı kalsın.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version