Site icon Serbest Görüş

‘Hayatımda hiçbir şeye bu kadar sert vurmadım’: Köpekbalığı saldırısına uğramak nasıl bir şey?

‘Hayatımda hiçbir şeye bu kadar sert vurmadım’: Köpekbalığı saldırısına uğramak nasıl bir şey?


Peter Smith yeniden denize girmeye karar verdiğinde Karayipler’deki Tobago’da tatilinin son gününün son saatini yaşıyordu.

“Her şey yüzmek için mükemmeldi” diyen emekli bilişim direktörü devam ediyor:

“Dalgaların içine daldım, en fazla altı metre yüzdüm. Belime kadar suyun içindeydim.

“Birden bacağıma çok ağır bir cismin çarptığını hissettim. Aşağıya baktım ve bir köpekbalığı vardı, çok büyüktü.

“Belki üç metreydi. İşte o zaman beyniniz saatte bin kilometre hızla çalışıyor”

Peter ve eşi Joanna arkadaşlarıyla birlikte tatildeydi ve akıllarındaki son şey köpekbalığı saldırısı riskiydi.

Bu küçük Karayip adasında köpekbalığı saldırıları duyulmamış bir şeydi.

Dünyanın en tehlikeli köpekbalıklarından biri olan ve sığ sularda avlanmasıyla ün salmış bir boğa köpekbalığı tarafından ısırılmıştı.

Peter, Nisan 2024’teki saldırıdan bu yana verdiği ilk röportajda BBC News’e yaşadığı korkunç deneyimi ve köpekbalıklarından neden hala korkmadığını anlattı.

‘Durum hızla ciddileşti’

66 yaşındaki Peter, bacağına yapışan çenenin bir boğa köpekbalığına ait olduğunu hemen anladığını söylüyor. Suyun altına sürüklenmekten korktuğu için mücadele etmeye karar verdiğini anlatıyor.

“Köpekbalığını yumruklamaya başladım. Dürüst olmak gerekirse ne yapmaya çalıştığımı bilmiyordum ama ona vuruyordum” diye anlatıyor.

“Açıkça söyleyebilirim ki hiçbir şeye o köpekbalığına vurduğum kadar sert vurmamıştım.

“Bacağıma çarptıktan sonra sol koluma ve ardından karnıma saldırmayı başardı. Durum çok hızlı bir şekilde ciddileşti. Çok kan kaybettim.”

Sonunda boğa köpekbalığı, Peter’ın çevredeki insanlar tarafından sudan çıkarılmasına yetecek kadar uzun süre saldırılarına ara verdi.

O sırada denizde yanında olan arkadaşları John ve Moira, köpekbalığıyla mücadelesine şahit oldu.

Sahildeyse arkadaşı Moira’nın çığlıklarını duyan eşi Joanna kıyıya koşmuştu.

Joanna, “Suya girdiğimi ve korkunç yaralarını gördüğümü hatırlıyorum. Kemikleri görebiliyordum, korkunçtu” diye hatırlıyor.

Peter, karnında derin kesikler, bir kolunda büyük bir ısırık ve uyluğunun üst kısmının büyük bir bölümü kopmuş halde Tobago’nun tek hastanesine götürüldü.

Ambulansa bindirilirken çektiği acıyı anlatıyor.

“Çığlık atıyor, ağlıyordum, çok kan kaybediyordum. Bilincimi yitiriyordum. İnsanlar uyanık kalmam için bana bağırıyorlardı.”

Emekli bir sağlık çalışanı olan 64 yaşındaki Joanna, o anda kocasının ambulanstan sağ çıkıp çıkamayacağını bilmediğini söylüyor.

“Çok solgundu, gerçekten korkutucuydu.”

Joanna, Tobagolu doktorların, gerekirse kocasının uzuvlarının alınması için bir form imzalayıp imzalayamayacağını sorduklarını hatırlıyor.

İlk müdahale sonrası doktorlar onun adadan götürülmesi gerektiğine karar verdiler.

“Kanları tükenmişti… Tobago’daki tüm kanı almıştı” diyor Joanna.

Tedavi için Miami’deki Jackson Memorial Hastanesi’ne götürüldü. Sonraki birkaç hafta boyunca onlarca ameliyat geçirdi.

Bunlardan birinde sağlık görevlileri deri nakli için daha iyi bir yüzey sağlamak amacıyla yaranın üzerine özel bir zar koyacaklarını söylediler.

“Sonra güldüler. Biz de ‘Komik olan ne?’ diye sorduk. Onlar da ‘zar köpekbalığından yapılmış’ dediler.”

Peter “Yani bacağımda bir parça köpekbalığı var” diye gülerek anlatıyor.

Böylece uzun iyileşme yolculuğu başladı.

Kalçasının üst kısmındaki yaralanma, yeniden yürümeyi öğrenmesi gerektiği anlamına geliyordu ve köpekbalığının ısırmasıyla kopan kolundaki sinirle ilgili sorunlar, parmaklarında hala his olmaması ve kavrama güçlüğü çekmesi anlamına geliyordu. Bunlar ömür boyu yaşayacağı sorunlardı.

“Gerçekten minnettarım. En azından hareket kabiliyetim var. En azından uzuvlarım var” diye düşünüyor.

“Bir aşamada hiç uzvum olmayacakmış gibi görünüyordu.”

Sadece doktorlarına değil, saldırı sırasında kendisine yardıma gelen arkadaşlarına da minnettar.

“Gerçekten cesur olan diğer insanlarla birlikte savaştım. Onlara sonsuza dek minnettar kalacağım.”

Boğa köpekbalığı Avustralya’da son dönemde meydana gelen birçok saldırıyla ilişkilendiriliyor.

Ocak ayının sonunda ülkede sadece 48 saat içinde dört köpekbalığı saldırısı yaşanmış ve bunlardan biri 12 yaşında bir çocuğun ölümüyle sonuçlanmıştı.

Saldırıların üçü doğu kıyısında birbirlerine 15 kilometre mesafede gerçekleşti.

Uzmanlar halka, okyanusun riskleri olan bir yaban alan olduğu hatırlatmasını yapıyor.

Dünyaca ünlü Uluslararası Köpekbalığı Saldırısı Dosyası’na göre, 2024 yılında Peter’a yapılan saldırı Tobago’da kaydedilen ilk ve tek köpekbalığı saldırısıydı.

Korku içinde yaşamamak

Köpekbalığı uzmanı Tom ‘The Blowfish’ Hird, boğa köpekbalıklarının “içlerinde kesinlikle bir ateş olduğunu” ve “tekneler tarafından kovalandıklarında misilleme yaptıklarının bilindiğini” açıklıyor.

Ancak köpekbalığı ısırıklarından kaynaklanan ölümlerin nadir olmasının, insanların ille de menüde olmadığını gösterdiğini söylüyor.

“Burada çok açık olalım. Bir boğa köpekbalığı, bir kaplan ya da bir büyük beyaz köpekbalığı bir insanı avlamak isteseydi, ortada ceset olmazdı.”

Hird, köpekbalıklarının şeytanlaştırılmasının adil olmadığına inanıyor.

Ayrıca, çoğu köpekbalığının insanların genellikle karşılık vermesi nedeniyle, iyi bir yiyecek olmadıklarını çabucak anladığını söylüyor.

Peter başına gelenlerin Tobago’nun itibarını zedelemesini istemiyor ve korkmak için bir neden olmadığını düşünüyor.

“Tobago’daki insanlar bana karşı gerçekten çok iyiydi. Geçimlerini turizmden sağlıyorlar. Yine giderim” diye ısrar ediyor.

“Hâlâ gökyüzünü ve denizi düşünüyorum. Hayatınızın geri kalanını korku içinde yaşayacaksanız köpekbalığı saldırısından kurtulmanın ne anlamı var?”

KAYNAK: BBC TÜRKÇE

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version