Arkadaşları, gazeteci Alican Uludağ Metris Cezaevi’nden Silivri’deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildiğini duyurdu. Avukatıysa, Uludağ’a soruşturma sürecini anlatıp tutukluluğuna itiraz edeceklerini duyurdu.
Uludağ, 19 Şubat akşamı hakkındaki bir soruşturma kapsamında ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret’ ve ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.
DW Türkçe, muhabiri olan Uludağ’ın gözaltı gerekçesinin İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliye edildiğine ilişkin 2024’teki haberi ve X’teki paylaşımları olduğunu duyurmuştu.
Uludağ 20 Şubat’ta ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla tutuklanıp Metris Cezaevi’ne götürülmüştü.
Gazetecinin arkadaşları, X’te ‘Alican Uludağ’ın Arkadaşları’ adıyla hesap açmıştı.
Hesaptan Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın’ın şu açıklaması paylaşıldı:
“Alican 18 yıldır Ankara’da yaşayan, mesaisini Ankara’da adliyelerde ve yüksek yargı birimlerinde icra eden Türkiye’nin en deneyimli yargı muhabirlerinden biridir.
Soruşturmanın nasıl başladığını anlamak açısından şunu söyleyeyim; Alican 18 yıldır olduğu gibi 19 Şubat günü mesaisine başlıyor. Sabah saat 10.00’da Bakırköy Başsavcılığı’nın bir basın açıklamasını alıntılayarak bir paylaşım yapıyor.
O basın açıklamasında, ‘Casperlar’ olarak bilinen bir yapıya ilişkin soruşturmada elde edilen delillerden bazı kamu görevlilerinin örgütle dirsek teması içinde olduğuna, adli soruşturmalara ilişkin bilgileri örgüt yöneticilerine ilettiklerine dair tespitler yer alıyor.
Alican da bu açıklamayı alıntılayarak mafyanın artık sadece üyelerden ibaret olmadığını, siyasiler, bürokratlar, hâkimler ve savcıların da bu yapılarla birlikte hareket edebildiğini ifade eden bir değerlendirme yapıyor.
Soruşturma bu paylaşımın hemen arkasından TCK 301 kapsamında, ‘yargı organlarını aşağılama’ iddiasıyla açılıyor. Bu suç izne tabi olduğu için bakanlıktan izin isteniyor. Ancak 19 Şubat tarihli bu paylaşım, soruşturmaya hukuki bir görünüm kazandırmanın bir kisvesi.
Nitekim bu paylaşımla soruşturmayı yürütmenin mümkün olmadığı anlaşılınca geriye dönük olarak 2025 yılına ait 22 ayrı paylaşım daha dosyaya ekleniyor.
Bu kez TCK 299, yani cumhurbaşkanına hakaret ve TCK 217/A, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamaları gündeme getiriliyor.
‘Ankara’da bu paylaşımlara soruşturma açılmamış’
Tutuklamaya sevk yazısında suç tarihi 19 Şubat 2026 olarak gösteriliyor. Bu doğru değil. Dosya içeriğinden anlıyoruz ki ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasına dayanak yapılan paylaşımların tamamı 2025 yılına ait. En yakını yaklaşık dört ay önce atılmış, bazıları bir yıl öncesine dayanıyor.
Bir yıl boyunca cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikâyette bulunulmamış. Ankara’daki savcılıklar da bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmamış. Buna rağmen İstanbul’da ve üstelik bir terör savcısı tarafından re’sen soruşturma başlatılıyor.
Biz savcıya sorduk: ‘Niçin terör savcılığındayız? Müvekkilimiz terör suçu ile mi suçlanıyor?’ Hayır, terör suçu isnadı yok. Buna rağmen dosya terör savcılığında yürütülüyor. Soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesinin hukuki bir dayanağı yok.
Gerekçe olarak cumhurbaşkanının ikamet adresinin İstanbul’da görünmesi söyleniyor. Ancak yılın büyük bölümünü Ankara’da geçiren ve görevini oradan icra eden bir cumhurbaşkanı bakımından bu gerekçe hukuki bir açıklama değildir.
‘Paylaşımların tamamı yaptığı haberlere dayanıyor’
Alican’ın paylaşımlarının tamamı olgusal temele dayanıyor. Yaptığı haberlere, yargı kararlarına, resmi açıklamalara ve yürütülen soruşturmalara dayanıyor. Herkes girip Twitter hesabına bakabilir. Hangi paylaşımın yanıltıcı olduğu, hangisinde hakaret bulunduğu sorulduğunda somut bir cevap verilemiyor. Biz bu paylaşımların hiçbirinde hakaret görmedik.
Hakimlik sorgusunda Alican ‘Ben özellikle vize bile almıyorum. Vize başvurusunda bile bulunmuyorum. Çünkü yıllardır hakkımda Twitter’da bir karalama kampanyası var. Kaçtı, kaçacak denmesin diye vize dahi almıyorum’ dedi. Buna rağmen evinden alınıp İstanbul’a getirilen bir kişi hakkında kaçma şüphesinden söz edilerek tutuklama kararı veriliyor.
Tutuklama gerekçesi şu; evinde yakalanmış olması kaçma şüphesi olduğuna dayanaktır. Suçlamaya konu edilen paylaşımlar dosyada. Toplanacak ya da karartılacak başkaca bir delil de yok ama bir diğer tutuklama gerekçesi delil karartma olarak belirtilmiş.
‘İtiraz edeceğiz, tutukluluk devam edecekse Ankara’da mümkün’
Biz tutuklamanın hukuka aykırı olduğunu düşünüyoruz ve karara itiraz edeceğiz. Ancak tutukluluk devam edecekse bile bunun Ankara’da bir cezaevinde sürdürülmesi mümkündür. İki çocuğu ve eşi Ankara’da. Ailesinin yüzlerce kilometre yol katederek İstanbul’a gelmek zorunda bırakılması hem kendisi hem ailesi açısından açık bir mağduriyettir.
Bu soruşturmanın hiç açılmaması gerekirdi. Bu tutuklamanın hiç olmaması gerekirdi. Ama olacaksa da bu şekilde olmamalıydı. Yürütülen işlemlerin tamamının hukuka aykırı olduğunu düşünüyoruz ve gerekli tüm hukuki başvuruları yapacağız.
Alican da ifadesinde ‘Halka asla yalan söylemedim. İşimi doğru yaptım. Bundan geri adım atmayacağım, susmayacağım’ dedi. Mesajı çok açık.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

