Jeffrey Epstein basit bir sapık milyarder değildi. O, istihbarat dünyasının en eski silahını endüstriyel ölçeğe taşıyan bir operatördü. Hedge fund (koruma fonu) yöneticisi maskesi altında asıl işi, dünya elitini kompromize edici durumlara sokup kayıt altına almaktı. Özel adası, Manhattan malikanesi, Paris’teki dairesi birer “kayıt stüdyosu”ydu. Ve topladığı materyaller dünya siyasetini şekillendirmek için kullanılıyordu.
M. NEDİM HAZAR | YORUM
Epstein dosyaları aslında epeyce uzun bir mahkeme sürecinin ürünü. Jeffrey Epstein ilk kez 2005 yılında Florida’da reşit olmayan bir kızı cinsel istismara teşvik etmekle suçlandı. FBI ve polis soruşturması sonucunda onlarca mağdur tespit edildi ve 2008 yılında federal mahkemede yargılanması gerekirken, o dönemin Miami federal savcısı Alexander Acosta’nın müdahalesiyle son derece tartışmalı bir anlaşma yapıldı.
Bu anlaşmayla Epstein, sadece eyalet mahkemesinde yargılandı ve iki suçtan suçlu bulunarak toplam 18 ay hapis cezası aldı, ancak bu cezanın 13 ayını “iş çıkışı programı” ile dışarıda geçirdi.
2019 Temmuz ayında New York’ta yeniden tutuklandı ve bu kez federal düzeyde reşit olmayan kızları ‘cinsel ticarete teşvik etmek’ ve ‘cinsel ticaret’ suçlarıyla yargılanmaya başladı. Ancak 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center hapishanesinde hücresinde ölü bulundu ve resmi kayıtlara “intihar” olarak geçti. Böylece yargılama süreci sona erdi ve Epstein hiçbir zaman ağır cezalar almadan öldü.
Jeffrey Epstein ilk olarak reşit olmayan kızları cinsel istismara teşvik etmek ve cinsel ticaretle suçlanmıştı. Ancak ifade veremeden, 10 Ağustos 2019’da Metropolitan Correctional Center’daki hücresinde “intihar etti”. Tırnak içinde yazıyoruz çünkü o hapishanenin en güvenlikli bölümünde, 24 saat gözetim altında olması gereken bir tutuklunun, kameraların “arızalandığı”, gardiyanların “uyuduğu” bir anda ölmesi, komplo teorisi üretmek için değil, sağduyu sahibi olmak için yeterli.
Epstein’ın ölümünden sonra dava kapandı ama dosyalar kapanmadı. Çünkü ortada başka bir dava daha vardı: Virginia Giuffre’nin Epstein’ın yakın arkadaşı Ghislaine Maxwell’e ve diğer isimlere karşı açtığı davalar. Bu davalar sırasında mahkeme, belgelerin bir kısmının kamuya açılmasına karar verdi. Yıllarca süren hukuki mücadelelerden sonra, 2025 Ocak ayında binlerce sayfalık belge yayınlandı.
Peki bu belgelerde neler var?
Email yazışmaları: Epstein’ın avukatları, iş ortakları, tanıdıkları arasındaki yazışmalar. Kiminin sıradan iş yazışmaları, kiminin oldukça rahatsız edici içerikler.
İfadeler ve sorgu kayıtları: Epstein vakasında tanık olarak dinlenen kişilerin ifadeleri. Kimileri “sadece sosyalite partilerinde gördüm” derken, kimileri çok daha detaylı anlatımlarda bulunmuş.
Seyahat kayıtları: Epstein’ın özel jetiyle kimlerin nereye gittiğine dair bazı kayıtlar. Ünlü “Lolita Express” uçuşları.
İsimler: Bill Clinton, Donald Trump, Prens Andrew, birçok iş insanı, akademisyen, sanatçı… Ama dikkat: İsmin belgede geçmesi suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Kimisi gerçekten sadece bir partiye katılmış, kimisiyse çok daha derin ilişkilere sahip.
Avukatlık yazışmaları: Epstein’ın 2008’deki ilk davasında (o meşhur “iş anlaşması” ile biten dava) nasıl kıdemli avukatlar ordusu tuttuğu, nasıl anlaşmalar yaptığı.
Bir de olmayanlar var tabii!
Zira asıl ilginç olan, nelerin olmadığı:
Görüntü ve fotoğraflar: Epstein’ın evlerinde bulunduğu iddia edilen binlerce fotoğraf ve video kaydından hiçbiri yayınlanmadı. FBI’ın Epstein’ın evlerinden topladığı malzemeler “delil” statüsünde tutuldu. Peki bu malzemeler nerede? Kimleri gösteriyor? Bunları kim görüyor, kim görmüyor?
Mali kayıtlar: Epstein’ın parası nereden geliyordu? Bir “hedge fund” (koruma fonu) yöneticisi olduğu söyleniyor ama hangi fonları yönetiyordu? Müşterileri kimdi? Servetinin kaynağı ne? Bu sorulara dair tatmin edici bilgi dosyalarda yok.
İstihbarat bağlantıları: Epstein’ın MOSSAD ya da CIA için çalıştığına dair dedikodular yıllardır dolaşır. Eski İsrailli istihbarat görevlisi Ari Ben-Menashe, Epstein’ın İsrail istihbaratı için çalıştığını iddia etmişti. Belgelerde buna dair tek bir referans yok.
“Ulusal güvenlik” gerekçesiyle sansürlenenler: Belgelerin önemli bir kısmı karartılmış. Adalet Bakanlığı’nın açıklaması şu: “Devam eden soruşturmalar, ulusal güvenlik ve mahremiyet endişeleri.” Bu ne demek? Hangi isimler “ulusal güvenlik” nedeniyle korunuyor?
Filtreleme Mekanizması
Belgelerin yayınlanma süreci şöyle işledi: Mahkeme, belgelerin açılmasına karar verdi. Ama yayınlamadan önce Adalet Bakanlığı bir “inceleme” yaptı. Bu incelemede “hassas bilgiler” ayıklandı.
Peki kim karar veriyor neyin hassas neyin hassas olmadığına? İşte burada devreye “derin devlet” dediğimiz yapı giriyor. Adalet Bakanlığı sadece bir bakanlık değil, aynı zamanda FBI’ın da bağlı olduğu kurum. FBI ise CIA ile koordinasyon içinde çalışır. Ve CIA’nın İsrail istihbaratı MOSSAD ile organik bağları biliniyor.
Yani şöyle bir zincir var: Mahkeme belgeleri açın diyor → Adalet Bakanlığı belgeleri alıyor → FBI “hassas kısımları” belirliyor → CIA ve muhtemelen MOSSAD ile koordinasyon yapılıyor → “Bugünkü ABD çıkarlarına zarar verebilecek” kısımlar çıkarılıyor → Kalanlar yayınlanıyor.
Peki bu süreç sonunda elimizde ne kalıyor?
Seçilmiş, filtrelenmiş, kontrollü bir enformasyon akışı. Yani bize gösterilmek istenen gösteriliyor, gösterilmek istenmeyen saklanıyor.
Şimdi kritik bir soru soralım: Epstein bu kadar güçlü insanı nasıl çevresine topladı? Nasıl prenslerle, başkanlarla, milyarderlerle aynı ortamlarda bulundu? Ve en önemlisi: Neden herkes onun geçmişini, şüpheli işlerini görmezden geldi?
Cevap: Çünkü Epstein bir “vazifeliydi”.
Bir istihbarat operasyonunun sahada görünen yüzüydü.
Klasik istihbarat operasyonlarında “bal tuzağı” (honey trap) denen bir yöntem vardır. Hedef, kadınlar ya da başka tuzaklarla kompromize (Anlamını bir önceki yazıda izah etmiştik) edici durumlara sokulur, bu durumlar kayıt altına alınır ve sonra hedef kontrol altına alınır. Epstein’ın yaptığı tam olarak buydu. Ama bireysel değil, endüstriyel ölçekte.
Onun adası, evleri, özel jeti birer “kayıt stüdyosuydu”. Ve bu kayıtlar muhtemelen iki istihbarat servisi tarafından ortaklaşa kullanılıyordu: CIA ve MOSSAD.
Neden ikisi birlikte?
Çünkü ABD ve İsrail’in çıkarları Ortadoğu’da kesişiyor. İsrail’in bölgede kalıcı üstünlüğü, ABD’nin petrole ve stratejik konuma erişimine bağlı. Bu nedenle iki ülke istihbaratı tarih boyunca yakın çalışmış. Bazen rekabet etmişler ama çoğu zaman koordinasyon içinde hareket etmişler.
Epstein dosyaları muhtemelen bu ortak arşivden geliyor. Belki de Epstein öldüğünde bu arşiv tamamen FBI’ın eline geçti. Belki de sadece bir kopyası geçti, asılları hâlâ MOSSAD’da. Bilmiyoruz. Ama bildiğimiz şu: Elimizdeki belgeler bu arşivin filtrelenmiş, seçilmiş, politik amaçlar doğrultusunda yayınlanmış versiyonu.
Ve bu bizi tekrar başa döndürüyor: Neden şimdi? Neden Trump İran’a saldırmak istemediğinde?
Cevabını bir sonraki yazıda verelim…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

