DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, ‘süreç’ komisyonunda kabul edilen ortak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Raporda kullanılan ‘terör örgütü’ gibi ifadelere tepki gösteren Doğan, “Eskinin diliyle yeniyi inşa etmek imkansız. O yüzden eskinin dilinden vazgeçmek gerekiyor. Raporda eskinin diline dair bir ısrar var. Ortak raporda diyor ki, ‘Terörsüz Türkiye süreci, terör belası, terör örgütü…’ Bu kavramlar gerçekçi kavramlar değil. Kürt meselesi böyle indirgemeci bir yaklaşımla onlarca yıldır çözülmedi, çözülemedi. O yüzden bu yaklaşımı terk etmeye davet ediyoruz. Yeni bir yaklaşıma ve yeni bir dile ihtiyacımız var. Bunun yönteme de yansıması gerekiyor.” dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin Genel Merkezde basın toplantısı düzenledi. Doğan, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun son toplantısı ve ortak raporuna ilişkin konuştu. Raporda kullanılan dile yönelik eleştirileri vardı. PKK’ya ‘terör örgütü’ denmesinden rahatsızlık duyduklarını, artık yeni bir dile ihtiyaç olduğunu anlattı. Doğan şöyle konuştu:
- Yazılı bir halde duyurulduğu gibi artık ilk aşama resmen tamamlanmış oldu. Yeni bir aşamaya geçildi. Bu raporu ikinci aşamanın resmen başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Bundan sonra Türkiye’nin yeni bir takvime ihtiyacı var. Bu yeni takvimin nasıl işleyeceğini Komisyon raporunda detaylı bir şekilde aslında ifade ediyor ama bu başlıkların altı nasıl doldurulacak, nasıl uygulanacak? Dünden beri kamuoyunun en çok merak ettiği ve bu konuya ilişkin yoğun olarak yönelttiği sorular arasında da bunlar yer alıyor.
- Komisyon’un raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden yerine getirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere dair çalışmalara başlanmalı. Yani Meclis bütün vesaisini bundan sonra çünkü Komisyon’dan çıktı. Bu meselenin çözümüne dair, Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılması gerekenler. Şu ana kadar Komisyon bekleniyordu. Komisyon’un iradesi bekleniyordu. Komisyon üyelerinin üzerinde mutabakata varabilecekleri bir nihai rapor bekleniyordu. Şimdi artık o rapor tamamlandı.
- Asıl ve birincil gündemi bu hukuki ve yasal düzenlemeler olmalı. Eskinin diliyle yeniyi inşa etmek imkansız, çok zor bile değil. O yüzden eskinin dilinden vazgeçmek gerekiyor. Bu bizim yaptığımız en başından bugüne kadar en temel uyarılardan biriydi. Diyordu ki: ‘Raporda eskinin diline dair bir ısrar var.’ Türkiye’nin acı deneyimler ve tecrübe ettiği vazgeçmek için o kadar çok neden var ki… Buradan ders çıkarmış olmak gerekirdi.
- Peki bir de rasyonel durum var. Bölge değişti; sözünü ettiğimiz mesele çok boyutlu, çok katmanlı, tarihsel, sosyolojik ekonomik, pek çok açıdan değerlendirebileceğimiz boyutu olan bir hak ve özgürlükler meselesidir. İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları konuşuyoruz. İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları konuşurken bunu gerçekçi bir şekilde ortaya koymak gerekir. Öyle ortaya koymak gerekir ki bundan sonraki yol buna uygun bir şekilde yürünebilsin.
- Bu ortak raporda görülmeyen, bizim farklı görüşlerimiz olarak ifade ettiğimiz, dün Komisyon üyelerimizin komisyonda da ifade ettikleri ‘Terörsüz Türkiye, terör belesı, terör örgütü’ süreci gibi tanımlandırmalar gerçekçi kavramlar değil. Kürt meselesi böyle indirgemeci bir yaklaşımla onlarca yıldır çözülmedi, çözülemedi. O yüzden bu yaklaşımı terk etmeye davet ediyoruz. Yeni bir yaklaşıma ve yeni bir dile ihtiyacımız var. Bunun yönteme de yansıması gerekiyor.
- İlla bir isim bulunacaksa rapora Komisyon’un isminden ilham alabilirdi. Mesela Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu… Buradan ilham alabilecek bir isim toplumun daha geniş kesimler tarafından desteklenebilirdi ve güven duygusu pekiştirilebilirdi. Bu yapılmadı, bu tercih edilmedi.
- En kısa sürede, zamana yaymadan raporda da sözü edildiği gibi dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının çok ötesinde bir yaklaşımla bu raporun takipçisi olmak gerekiyor. Ortak raporda da yer verilmiş olan ve takibinin yapılması konusunda kamuoyunun da dikkatlerinin yöneldiği başlıklar hangileri?
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve AYM kararlarının tamamının eksiksiz bir şekilde uygulanması, infaz mevzuatının adalet ilkesi gözetilerek yeniden ele alınması, koşullu salıverme şartlarının daha adil ve eşit bir şekilde ele alınması, yaşlı ve hasta mahpusların yaşam hakkı İdare ve Gözlem Kurullarının yapısı ve karar süreçlerinin gözden geçirilmesi, tutuklamanın tedbir olduğu vurgusuyla istisnai ve son çağrı olarak uygulanmasının gerekliliği, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kayyum uygulamalarına son verilmesidir.
- Tabii ki Kürt meselesinin şiddetten arındırılması ve bir geçiş hukukunun uygulanması için de öngörülen yasal düzenlemelerin resmen ikinci aşamanın başladığının görünür olması için de hayata geçmesi gerekiyor. Rapor bu açıdan baktığımızda siyaset kurumuna, topluma yeni sorumluluklar yüklüyor. Bu rapor bizim açımızdan yalnızca tavsiyelerde bulunan bir rapor değildir, bağlayıcıdır.
ÖNCEKİ YAZIRahmetliyi nasıl bilirdiniz?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

