NECİP F. BAHADIR | YORUM
Osman Bölükbaşı’nın parti transferleri karşısında söylediği şu söz siyaset tarihine geçti; “Düğünü biz yapıyoruz, gerdeğe başkasıyla giriyorlar!” Milletvekilini veya yoldaşını başka partilere kaptıran sadece o değildi. Tarih ‘mebus pazarını, transfer borsasını’ pek hayırla yad etmese de Türk siyasetinde parti değiştirenlerin önü arkası kesilmedi. Siyasetin kirli yüzü mü yoksa aktif politikaya ilgi duyanların karakteri mi? Ya da Osman Yüksel’in dediği gibi Meclis’in döner kapısı mı siyasetçiye dönek yapıyor?
Cevabı ‘hepsi’ olsa gerek.
Tarihten bir sahne… 1970’li yıllarda 11 milletvekili AP’den CHP’ye geçti. Meşhur ‘Güneş Motel’ rezilliği… Pazar açıldı, borsa kuruldu ve CHP tek başına iktidar olabilecek sandalye sayısına ancak 11 kişiyi transfer ederek ulaşabildi. ‘Hokus Pokus Ali Topuz!’ dönemi. Ecevit kurduğu kabinede her birine ‘bakanlık’ verdi. Daha sonraki yıllardaysa, “Hayatımın hatasıydı!” diyecekti.
Pek hayrını da görmedi. Taşıma suyla değirmenin dönmediği gibi hükümetler de pek uzun ömürlü ol(a)madı. İlk rüzgarda yıkıldı gitti.
Bölükbaşı, transferler sonrası çoğunluğu yitirince teselli ve moral vermek için Süleyman Demirel’i ziyarete gitti. O zamanlar güvenoyu ve gensoru gibi Meclis’in yürütme üzerinde etkisi vardı. Hükümet düşmüştü. Sistem bugünkü gibi ‘ne idüğü belirsiz’ değildi. Parlamenter demokrasiydi. Bir milletvekilinin oyu kıymetliydi. Siyaset dengeler üzerine kuruluydu. Sisteme ‘çek balans’ egemendi. Kuvvetler tek elde ve tek adamda toplanmamıştı. Bölükbaşı, yakın dostu Demirel’e, “Süleyman Bey, üzülme…! Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı’na döndü. Gördüğüm vefasızlık, nankörlük ve ihanetler gönlümde sızısı bir türlü dinmeyen yaralar açtı. Bağrım Karacaahmet Mezarlığı gibi. Senin bağrın ise, sadece, daha köy mezarlığı…” dedi.
Mesut Özarslan, CHP’den istifa ettiğini sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu. İstifasına gerekçe olarak Özel’in ‘hakaret içerikli’ mesajlarını gösterdi. Ancak Özel’in çağrılarına neden cevap vermediğini, hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili Özel’e ne dediğini açıklamadı.
Kavga ve öfkenin eksik olmadığı o yılların siyasetçisinde böyle ‘zarif üslup ve ifade’ vardı. Siyasetçi ‘keçilerini kaçırmaz’, öfkesine ve aklına mukayyet olurdu. Mizah siyasetin olmazsa olmazıydı. Tabii ‘siyasi latife’ bir beynin harcı değil. Akıl ve işlek zeka ister. Herhalde siyasetin son mizah ustası Sırrı Süreyya Önder’di. Onun Ankara’da bıraktığı boşluğu doldurmak mümkün değil. Önder’i de, Bölükbaşı’nı da, tepkiler karşısında sözünü düzeltirken, “Bu Meclis’in yarısı şerefsiz değildir!” diyen ve kravatı boynu yerine beline bağlayan Osman Yüksel’i de ‘rahmetle’ anmış olduk.
Eskiyi hatırlamam ve hatırlatmam sadece sebepsiz değil. Siyasette ve ülkede bir Keçiören kavgası var. Belediye Başkanı Mesut Özarslan CHP’den istifa etti. Ve yönünü Cumhur İttifakı’na çevirdi. MHP’nin kapıları kapalı gibi… AKP ise değerlendirme aşamasında… Bugün yarın rozet takması sürpriz olmaz. Özgür Özel’in açıklamasına göre yarın (Çarşamba) AKP’ye katılacak…
İsmi bir süredir CHP’den kopması beklenen belediye başkanları arasındaydı. İlk başlarda ‘Hayır!’ dedi transfer haberlerine tepki gösterdi. Son dönemde sessizliğe gömüldü. Duymazdan, görmezden geldi. Belli ki ‘pazar ve borsa’ işi olgunlaştı. AKP’nin kapısı aralandı.
Mesut Özarslan, CHP lideri Özgür Özel’in telefonuna çıkmadı. Bir ilçe belediye başkanının, genel başkanın telefonunu cevapsız bırakması bugüne kadar görülmüş şey değil. Belli ki gemileri yakmış. Özel’in attığı mesajlarda çok sinirlendiğini ve öfkeye kapıldığını gördü herkes. Genel başkan düzeyinde bir ismin bu denli kontrolü yitirmesi makul görülemez. Türk siyasetinde de örneği yok.
Daha sonra üslubuna, “Öfke ve hakaret siyasete dahildir!” diyerek açıkladı. Hayır, ‘hakaret’ siyaset kapsamı içinde değerlendirilemez. Bir parti lideri ne denli öfkelenirse öfkelensin, küfür seviyesine inecek kadar ağzını bozamaz. Mesajları okuyunca, “Nedir bu… Herhalde Ankara keçileri kaçırdı!” diyebildim.
CHP için Mesut Özarslan vazgeçilmez bir isim değil ki… Hem Paris mezarlığı ‘kendisini vazgeçilmez kişilerle dolu’ değil mi? Ankara’nın siyaset çöplüğü de farklı değil. Mansur Yavaş kanalıyla gelmiş, aday yapılmış biri. CHP kimliği geçici… Konjonktürel, bir seçimlik. CHP açısından başarılı bir operasyon. Keçiören gibi sağın kalesi olduğu bir bölgede seçim kazandı. Özarslan’ın kişisel oyuyla değil. Mansur Yavaş etkisi ve CHP rüzgarı sonucu belirledi. Yoksa Mesut Özarslan’ın ismini ve cismini ne siyaset tanıyordu ne de kamuoyu.
AKP’den aday adayı olsaydı, Keçiören’de aday gösterilir miydi? Hiç sanmıyorum. Tut ki aday oldu, AKP’den Keçiören’e belediye başkanı seçilebilir miydi? Neredeyse imkansız. Özgür Özel’in olayı bu kadar büyütmesini anlayamadım. Son ana kadar kendisini aldattığını düşünüyor olmalı çünkü bunu sürekli söylüyor. Son grup konuşmasında da bu noktaya vurgu yaptı: “Defalarca sordum hakkındaki iddiaları. ‘Yalan, uydurma’ dedi. Üç gün öncesine kadar!”
Muhtemelen Özel, kendisinin aldatıldığını, ‘aptal’ yerine konulduğunu düşünüyor olmalı. Yoksa bu kadar ağır bir tepki vermesi normal değil…
Mesut Özarslan’ın AKP’ye bir katkısı olur mu? 3 yıllık performansı çok mu iyi? Sıradan bir başkan… Sivrilen bir icraatı yok. Aksine çok fazla eleştiri aldı. Bir tabanı falan da yok. Sivas kökenli… AKP’ye bir getirisi olacağına ihtimal vermiyorum.
31 Mart sonuçları Erdoğan’da büyük travmaya neden oldu. O tarihten sonra ne yapacağını şaşırdı. Siyasi hayatının en ağır yenilgisini aldı. Sağlıklı bir yol haritası belirleyemedi. Bir muhasebe ve özeleştiri yapamadı.
“Nerede hata yaptık?” sorusuna doğru ve yerinde bir cevap bulamadı. Tek yapabildiği ‘kirli pazar ve borsa kurup’ partisine yeni isimler kazandırmak. Rakibi CHP’nin canını sıkmak… Yoksa gidenlerin CHP’yi zayıflattığını düşünmüyorum. Belki Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu biraz zarar vermiş olabilir.
AKP’nin duayen isimlerinden Bülent Arınç, Erdoğan’ın transferlere umut bağlamasından rahatsız… “Biz parti olarak transferlere sıcak bakmıyoruz… Adam parti kongresinde yine selam vermeye çalışıyor. Sen kimsin be kardeşim, biraz ciddi ol. Ben olsam oradan bir tekme vururdum, adamı aşağıya atardım”.
Arınç farkında çünkü, bu ilkesizliğin, partiye ‘siyasetin zübüklerini’ doldurmanın halkta olumlu karşılığı yok. Bugüne kadar da transferlerin hayrını gören çıkmadı. Ne gidene yaradı, ne alana… Ne siyasetin kazancı oldu ne de ülkenin. Aksine herkes kaybetti. İtibar diye bir şey kalmadı. Siyasi makamlar alınıp satılan metaya dönüştü.
Özgür Özel, grup toplantısında “Bir tosuncuk vardı ya hani, milletin helal paralarını çalan… Bu tosuncuk da milletin helal oylarını çaldı. Kaçmaya kalkıyor…” dedi.
Doğru… Seçimde ‘CHP’ dedi, sonra tam karşısına yöneldi, AKP’nin kapısını çaldı. İlkesizliğin, tutarsızlığın zirvesi… Artık dosyası mı vardı? Silivri korkusu mu depreşti? Her ikisi de mi söz konusu? Kamuoyu ve toplumun algısı bu yönde. Keçiören’in efsane başkanlarından Turgut Altınok bazı iddiaları gündeme getirdi. AKP’li Osman Gökçek’in suç duyurusu var.
Suçladıkları bir ismi partiye kabul etmek nasıl olacak? Hangi bünye bunu kaldırır. AKP’den başka tabii…
Keçiören gibi bir ilçenin belediyesi üzerinde kopan fırtınayı anlamakta zorlanıyorum. Hele Özgür Özel’in hakaret dolu mesajlarını… AKP’nin suç duyurusu yaptığı bir isme kapısını aralamasını…
Kelimenin tam anlamıyla Ankara keçileri kaçırdı. Başka ne denebilir ki…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

