NECİP F.BAHADIR | YORUM
Siyasetçilerin iftar sofrasında bir araya gelmesi doğal. Saadet Partisi’nin geleneksel hale getirdiği İstanbul’daki iftar masasında Özgür Özel’den Ali Babacan’a kadar bir çok isim buluştu. Sadece AKP ‘vekil’ düzeyinde, Mustafa Elitaş ismiyle temsil edildi. Davetiye doğrudan Erdoğan’a gitmiş olmalı… O katılsaydı daha anlamlı bir fotoğraf olabilirdi. Yerine birini göndermesi de önemli kuşkusuz… Ekrem İmamoğlu’na vekalet eden Nuri Aslan’ın da masada olması dikkat çekti.
Konuşmalarda ağırlıklı olarak ‘Filistin’ gündeme geldi. Saadet lideri Mahmut Arıkan, “Ülkenin dört bir yanında adalet sofraları kuruyoruz.” dedi. İftar sofrasında bile adaleti aramak Ramazan’ın ruhuna son derece uygun ve isabetli bir karar; “Ramazan ayı bizler için bir okuldur. Pek çok şey öğretir. Sadece aç kalmamayı değil, aç bırakmamayı da öğretir…”
AKP Türkiye’sinde adaleti ara ki bulasın… Mahkeme salonlarından ekonomiye ve iftar sofralarına göre ülke adaletten yoksun.
Bu cümlenin üzerine gel de Üstad Necip Fazıl’ı hatırlama… Erdoğan da sık sık hatırlar ama işine gelen tarafı… Şu mısralar AKP Türkiye’sinin tarifi değil mi; “Allah’ın o pulunu bekleye dursun on kul / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul / Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa…”
Kurdun yapmayacağı taksimi AKP veya Erdoğan yaptı. Ülkeyi gelir adaletsizliğinde zirveye çıkardı. Ah Necip Fazıl bugünleri görseydi, raporlarına yenisini eklerdi…
Sosyal medyada rastladım, ekranda gazeteci kılıklı bir AKP trolü Saadet’in iftar masası görüntüsünden rahatsız ve “Acaba iftar programının arkasında Ekrem İmamoğlu mu var?” diye absürt bir soru eşliğinde ipe sapa gelmez yorumlar yapıyordu.
Bu AKP’lilerin tamamı mı aklını yitirdi Allah aşkına…? Bir parti kendi irade ve inisiyatifiyle iftar programını tertip etmekten aciz midir? Herkesi kendileri gibi mi sanıyorlar? Mehmet Bekaroğlu’nun ‘yeniden gönderdiği’ mesajda bir vatandaş “Şerefsizliğin fotoğrafını çiz deseler direk bunu atarım!” demiş.
Haksız mı?
Nazım Hikmet, Abdidin Dino’ya, “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin / İşin kolayına kaçmadan ama…” diye sormuştu. Ne yazık ki bu ülkede “gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin veya akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığın’ mutlu görüntüsü çizilemedi. Fakat alçaklığın, ihanetin, zulmün ve zübüklüğün sadece resmi yapılmadı, ete kemiğe büründü ve AKP diye yaşandı.
Örnek mi? O kadar çok ki… İşte onlardan biri…
AKP ve Erdoğan’ın dini ve kutsalları siyasetine nasıl ‘malzeme ve sermaye’ yaptığını bilmeyen yok. Amaç dine ve kutsallara hizmet olsa kimsenin itirazı olamaz. Hatta takdir bile görür. Maksat hizmet falan değil, tamamen istismar…
Kameralar eşliğinde fakir sofrasına oturmanın samimiyetinden, iyi niyetinden söz edilebilir mi?
Hani bir elin verdiğini diğer el duymayacaktı. AKP’nin iftar programlarında bir davul zurna eksik. Hele bakan koltuğunda oturan bir AKP’li ismin yaptığı istismarın da zübüklüğün de zirvesi. Ne siyaset ne ülke bu kadarını görmedi.
AKP yine propaganda ve siyaset amaçlı, 6 Şubat depreminden etkilenen yurttaşların yeni evlerindeki iftar sofralarına konuk olacağını duyurmuştu. Bu politika doğrultusunda partililer seferber oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da onlardan biriydi. Işıkhan, depremin sarstığı şehirlerden bir olan Elazığ’a gitti. Yıldırım ailesinin evine konuk oldu. Tabii rastgele o ailenin kapısını çalmış değil. İl teşkilatının özel olarak belirlediği bir hane… Siyasette tesadüfe yer yok. Hele AKP türü siyasette; asla…
Dikkat edin; Erdoğan ve AKP’lilerin tüm programları ‘özel olarak belirlenmiş ortamlarda’ gerçekleşir. Doğaçlama halkın arasına karışabilmeleri mümkün değil. Erdoğan en son Soma’da yıllar önce kontrolsüzce topluma karışmıştı da başına gelmeyen kalmamıştı. Bir markete zor sığınmıştı. Yine farklı olmaz.
O yüzden programların hepsi kurgu ve özel tasarım ürünü… Amaç da siyasi propaganda, başka bir şey değil. Siyaset için kullanmayacakları hiçbir kutsal yok… İnsanın ağrına giden de din ve kutsalların bu kadar pervasızca siyasete sermaye yapılmasına… Bugüne kadar din ve kutsallar siyasetin elinde bu denli oyuncağa dönüşmemişti. Din başta olmak üzere bütün kutsalların içini boşalttılar…
Bu tablo karşısına hayıflanmamak mümkün mü?
Muhtemelen aile AKP’li… Ailenin siyasi tercihini asla sorgulamıyorum; tabi ki istediği partiye oy verebilir, istediği siyasetçiyi destekleyebilir. Bu onların en demokratik hakları… Ancak bir bakanın iftar ziyareti için kendi partisinden bir aileyi seçmesi siyasi ahlakla bağdaşmaz. Ama amaç farklı… Amaç propagandadan başka bir şey değil.
Fakir bir aile olmalı… Umarım o yer sofrası kurgu değlidir! Ailenin bakanı ağırlayacak büyük masası gerçekten yoktur. Eğer öyleyse ki mümkün, bunun adı tam tiyatrodur. Sofranın etrafında yurdum insanı… Kadınların başı örtülü… Aralarında çocuklar da var. Eğer doğruysa 8 porsiyon döner sipariş edilmiş.
Bakan tek başına gitmemiş… Yanında fotoğrafçısı da var. Sanki bir siyasi faaliyet… Alt tarafı bir iftar sofrası… Bir aileye konuk olmak… Yemekler sofraya dizilmiş sonra sağlı sollu oturan hane halkıyla birlikte bakan tamamı objektife poz vermiş. Yüzünde hafif tebessüm… Halinden memnun. Herhangi bir rahatsız yok.
İlk bakışta mutlu bir sofra görüntüsü… Aaa o da ne? Baş köşeye oturan Bakan Işıkhan’ı arkasında bir afiş… Duvara iliştirilmiş. Afişte ilk dikkat çeken Erdoğan’ın o artık klasik hale gelen yukarıya doğru anlamsız ve boş bakışı… Ve de imzası. AKP amblemi altında ‘Niyetimiz bir / İnancımız bir / Yolumuz bir’ yazısı.
Nedir şimdi bu? Hangi siyasi anlayışla bağdaşır? Dinde yeri var mı? Bundan daha açık istismar olabilir mi? Nerede ihlas? Nerede samimiyet?
Ramazan, oruç, iftar, manevi iklim bu sofranın neresine düşer Abidin? Propagandanın da siyasetin de bir üslubu ve zerafeti olur. Bu kadar kaba, ham ve zübükçesini ülke ilk kez görüyor olmalı. Bir ara AKP’ye ‘zübüklerin partisi oldu’ diye yazmıştım! Beni haklı çıkarmak için bu kadar örnek fazla değil mi?
Doğal olarak afişli iftar sofrası medyada yankılandı. AKP medyası görmezden geldi. Bakan Işıkhan’dan ‘tık’ yok. Yaptığından memnun. Ben Erdoğan’ın bir itirazı olacağını sanmıyorum.
Siyasetçi iftar sofrasına oturmasın değil, otursun… Saadetin sofrasında da aransa siyasi ton ve renk bulunabilir. Bu doğal da…
Fakat AKP’li Bakan Vedat Işıkhan’ın afişin altında yere kurulan iftar sofrası istismar, kaba propaganda, Zübük’lükten başka şey değil. İstismar ve günlük politikaya sermaye edilmesinin dine ve kutsallara verdiği zararı AKP ne zaman anlayacak? AKP tabanı ne zaman uyanacak? Derin uyku yetmedi mi? Ramazan bir diriliş ve uyanış mevsimi değil mi? Yoksa orucun açlık ve susuzluktan ne farkı kalır?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

