Nefes Gazetesi yazarı Nuray Babacan, iktidar partisinin içindeki ekonomi yönetiminden duyulan rahatsızlığın boyutlarını kaleme aldı. Babacan’a göre parti içinde Bakan Mehmet Şimşek’e karşı iki farklı grup bayrak açmış durumda.
Ekonomi yönetimindeki hedeflerin revize edilmesi ve hayat pahalılığının yarattığı toplumsal tepki, iktidar partisi AKP’de taşları yerinden oynattı. Nefes Gazetesi yazarı Nuray Babacan, bugünkü yazısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibine yönelik parti içindeki “çatlağın” derinleştiğini iddia etti.
Eleştirenler İki Gruba Ayrıldı
Babacan, parti içindeki muhalif sesleri iki ana motivasyonla kategorize ediyor:
- Koltuk Değişimi İsteyenler: Bir grubun planlı bir şekilde Şimşek’in yerine kendilerine yakın bir ismi getirmek için kulis yürüttüğü, iktidara yakın medya ve meslek örgütleri üzerinden bu operasyonu desteklediği öne sürülüyor.
- Seçim Ekonomisi Yanlıları: Diğer grup ise oy kayıplarından endişe ederek, olası bir erken seçim öncesinde “kesenin ağzının açılmasını” istiyor. Şimşek’in sıkı para politikası, bu kesim tarafından bir engel olarak görülüyor.
“Gelen Gideni Aratır” Endişesi
Haberde dikkat çeken bir diğer nokta ise Şimşek’in gitmesinden korkanların varlığı. Babacan, ekonominin çok kırılgan bir dönemde olduğunu hatırlatarak, bazı parti kurmaylarının “Şimşek’in gidişi, 19 Mart İBB operasyonunun yarattığı sarsıntıdan daha ağır sonuçlar doğurur” görüşünde olduğunu belirtiyor.
“Yukarıdan Müdahale” Şikayeti
Bakan Şimşek ve ekibini destekleyenler ise başarısızlığın faturasını “siyasi müdahalelere” kesiyor. Tasarruf tedbirlerinin ve kamu harcamalarına dair kararların, bizzat “yukarıdan gelen talimatlarla” delinmesinin programın verimini düşürdüğü savunuluyor. Yazıda, rezervlerin iyileştiği ancak enflasyonun kontrol altına alınamamasının temelinde bu siyasi kararların yattığı ifade ediliyor.
Bölgesel Kriz Kapıda: ABD-İran Gerilimi
Nuray Babacan ayrıca, sadece iç dengelerin değil, bölgedeki ABD-İran geriliminin de ekonomi yönetimini köşeye sıkıştırdığını vurguluyor. Olası bir bölgesel savaşın; altın fiyatlarından borsaya, göçmen dalgasından enflasyon hedeflerine kadar Türkiye ekonomisi üzerinde “ürküten” bir maliyeti olacağı değerlendiriliyor.
Sonuç olarak; iktidar kulislerinde “ne alan memnun ne satan” havasının hakim olduğunu belirten Babacan, ekonomideki bu çatlağın artık gizlenemez bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

