Site icon İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

Vekil pazarı!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Türk siyaseti ‘mebus transferlerine’ yabancı değil. Birçok isim parti değiştirmekte sakınca görmedi. Sırasıyla bütün partileri dolaşan milletvekiline bile rastlandı. Kubilay Uygun bunlardan biriydi; ‘fırıldak Kubi’ diye nam saldı. Bir başka milletvekili için bir gazete ‘dansöz’ manşeti attı. Yıllar önce Osman Yüksel Serdengeçti Meclis’in döner kapısından zor girmişti. “Ulan” demişti; “Daha girmeden, kapısında başladı döneklik! Allah içeride bize yardım etsin!”

Siyasetin renkli simalarından Osman Bölükbaşı, kendisini terk eden milletvekilleri için, “Dost ve dava adamı diye bağrıma bastıklarımdan çok çektim.” demiş ve eklemişti; “Gördüğüm vefasızlık, nankörlük ve ihanetler gönlümde sızısı dinmeyen yaralar açtı. Bağrım Karacaahmet Mezarlığı’na döndü. Bunların düğününü yapan biziz ama gerdeğe başkalarıyla giriyorlar…”  

Milletvekili pazarı daha önce istisnaydı. Pazara düşen vekil sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi. AKP’nin devri iktidarında çürüme ve yozlaşma zirveye çıktı. Sınırlar aşıldı. Mayıs 2023 seçimlerinden bu yana 30’un üzerinde milletvekili parti değiştirmiş. Bu rakam çok fazla… Parlamento ‘transferlerle’ yaralanmış. Siyaset erdemini yitirmiş.

Geçiş daha çok muhalefetten iktidar partisine doğru; imkan ve nimetler orada çünkü. Satın almak kolay… Kendisini satışa çıkaran vekil sayısı da artınca AKP sandıkta kazanamadığını, halkın vermediğini Ankara’nın kirli ve ahlaksız yöntemleriyle elde etti. Sadece milletvekili değil, belediye başkanı da satın aldı. En şaşırtıcı olan ‘Topuklu Efe’ diye nam salmış Özlem Çerçioğlu’ydu.

‘Batan geminin son yolcusu’ diye yazmıştım. Büyük transferdi. CHP’de potansiyel isimlerden biriydi. Genel Başkanlığa aday olsa yeriydi. Dosyalardan korktu. AKP’ye dümen kırınca dosyalar da rafa kalktı ve ‘sütten çıkmış ak kaşık’ oluverdi. “Çerçioğlu, AKP’nin hayrını gördü mu?” sorusunun cevabı ‘evet’… Çünkü AKP’ye geçmese hapishaneyi boylayabilirdi.

Bir siyasetçi için ‘onurlu hapis’ itibarına da ikbaline de katkı yapar. Erdoğan, hapishane günlerini sıçrama tahtası olarak kullandı. Tabii hapishane her babayiğidin harcı değil. Malcolm X, “İnancımı ve vicdanımı satın alamadılar… En büyük öfkeleri buna…” demiş ve sisteme meydan okumuştu. AKP bugün toplumda kime öfkeliyse bilin ki satın alamadığı, boyun eğdiremediği içindir.

Özlem Çerçioğlu gibi isimler ise korku belasına, (Merhum Sezai Karakoç’un tabiriyle) ‘bir köle gibi satıldı, pazarlar pazarında…’

Konstantin duvarında güneşin sarardığını da gördü mü acaba? Çinlilerin dediği gibi, “Bir yerde küçük insanların büyük gölgesi düşmüşse” orada güneş batıyor demektir.”

31 Mart seçimlerinde bozguna uğrayan AKP biri CHP’den, biri Deva’dan, biri Gelecek’ten 3 milletvekilini ‘transfer etti’. Rozetlerini grup toplantısında Erdoğan taktı. Her 3 isim de CHP listelerinden Meclis’e girmişti. Seçim meydanlarında AKP ve Erdoğan politikalarına sert muhalefet etmişlerdi. Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığını ve CHP’nin iktidarını hedefliyorlardı. Milattan önce falan değil sadece iki yıl evvel… Daha o sözleri atmosferden kaybolmadı.

Bir özeleştiri yaptılar mı? Hayır… Kendilerine oy veren seçmenle helalleştiler mi? Ne gezer…

Üçünün de hikayesi ibretlik, Hasan Ufuk Çakır’ınki bir başka… Mersin’den seçildi. Aslında seçilmedi. Parti yönetimi ismini listenin üst sıralarına yazdı… Öyle kazandı. Yemin dışında Meclis kürsüsünde hiç görünmedi. Kanun teklifi, yazılı soru önergesi yok. Milletvekili olarak tek aktivitesi Genel Kurul’da parmak kaldırmak. Partisinden koptu, AKP’ye geçeceği konuşulmaya başladı. Bir ay önce bir televizyon programında gazeteci ‘kayda geçsin diye soruyorum’ dedi; “AKP’den yarın teklif gelirse kabul eder misiniz?” Çakır soruya bozuldu, biraz öfkeyle sesini yükseltti ve “Hiç böyle bir düşüncem yok… Hiç böyle düşüncem yok… Kimse böyle uyduruk uyduruk haberler yapmasın…”

O sözleri orada duruyor. İnsan biraz zamana oynar. Bir ay içinde ne değişti? Keşke onu anlatsa… Gerekçesini herkes öğrense… Yakasına AKP rozeti takılırken çok heyecanlıydı. Hızını alamadı. Ve yine tok ve yüksek ses tonuyla siyaset tarihine geçen şu ifadeleri kullandı; “İki başkomutan var… Biri Gazi Mustafa Kemal Paşa, diğeri Türkiye Cumhuriyeti ordularının başkomutanı Recep Tayyip Erdoğan. Ben de selam duruyorum kendisine selam…” 

Kürsüde Erdoğan’a bir asker selamını çaktı. Ne diyelim, hayrını görsün… Batan geminin son yolcularından biri olduğunu çok geçmeden anlayacaktır. Batan geminin malları olarak yeni pazarlarda satışa çıkar. Gerisini alıcısı düşünsün.

Deva kontenjanından seçilen Kahramanmaraş milletvekili İrfan Karatutlu’nun şu cümlesi pespayeliğin itirafı gibi; “Ben zaten aklen ve vicdanen buradaydım. Şimdi bedenen de geldim…

İki yıl önce CHP listelerinden seçilirken aklı ve vicdanını AKP’de mi bırakmıştı? Seçmen farkında mı acaba akılsız ve vicdansız birine oy verdiğinin? Peki Ali Babacan nasıl güvendi de böyle bir ismi milletvekili yaptı?

Kalabalık bir grup olsa neyse… Topu topu bir elin parmakları kadar… Doğru dürüst yol arkadaşını bile seçemeyen bir parti ve liderinin ülke yönetimine talip olması ne büyük talihsizlik… Toplumsal muhalefetin ‘umut’ olarak gördüğü Deva Partisi ve Ali Babacan’ın düştüğü hale bakın… Yazık ki ne yazık…

Adı hem İsa, hem Mesih olan Şahin ise 2023 Mayıs’ın da Erdoğan politikalarına öfke doluydu. Muhalefetin oylarıyla seçildi. Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi kontenjanından… O da kürsüye çıktı, AKP için, ‘ailem, gençlik yuvam, baba ocağım’ gibi ifadeler kullandı. Ve “Bazen nehirler farklı kollara ayrılsa da finalde vuslat oluyor… Aynı denize dökülüyor…”

Yine bir özeleştiri yok. Kendisini Ankara’ya taşıyan seçmenle istişare yok. Dün kara dediğine bugün ak dedi. Ve kapağı AKP’ye attı. Batan geminin lüks kamarasında olsan ne yazar? İkbal arıyorsa beyhude… Bedelini  başka türlü tahsil ettiyse bilemem…

Meclis’te kritik bir denge söz konusu değil. Transferlerin matematik olarak AKP’ye bir faydası olmaz. Anayasa değişikliği için gerekli rakama ulaşırsa başka… O da kolay değil. ‘Arkası gelecek’ deniyor. Kendisini satışı çıkarmış daha kaç milletvekili var ki!

Ben rakamın yüksek olduğu kanaatinde değilim. Transferler AKP’deki çöküşü durduramaz. Deva ve Gelecek gibi alternatif olmayı hedefleyen partilere zarar verir. Sonuçta bu kan kaybıdır. Bir yönetim zaafıdır. Bir partileşme sorunudur.

AKP’nin düştüğü yerden kalkması ‘taşıma suyla’ değil, temel politikalarda değişimle mümkün… Demokrasi, adalet ve ahlak reformlarıyla mümkün…

Saadet Partisi’nin bir mesajını gördüm. Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, Saadet’in milletvekillerinin görsel tablosunu, “İçlerinden bir tek Azrail adam alabildi!” başlığıyla paylaşmış… Yerinde bir siyasi duruş ve espri…

Isparta Milletvekili Hasan Bitmez’i kastediyor; kürsüde konuşma yaparken AKP’li Özlem Zengin’in sözlü saldırısı sonrası fenalaşmış ve hayatını kaybetmişti. Hayata ve siyasete onuruyla veda etti.

AKP kirli ve ahlaksız milletvekili pazarını kurdu. Erdoğan hiç olmadığı kadar siyaseti çürüttü ve yozlaşırdı. Ama yaşanmışlıklar ve tarihi tecrübelerle sabit, siyasette transferler ne alana ne satılana hayır getirdi. Bu pazarın kazananı yok. Kaybedeni ise çok.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version