Site icon Serbest Görüş

Türkiye’nin “Yeter artık!” dediği katliam; Hrant Dink

TR724 HABER


HACHİK ARSHAKİAN | YORUM*

Hrant Dink’in öldürülmesi üzerinden 19 yıl geçti. 19 senedir hala İstanbul, Pangaltı’da katledildiği Agos gazetesi önünde anılıyor. Halen Türkiye ve dünyanın farklı şehirlerinden farklı etnik kimliklere, farklı dinlere, farklı mezheplere ve farklı görüşlere sahip insanlar Hrant için bir araya geliyorlar. Halen Hrant için kalabalıklar toplanıyor. Halen Hrant Dink’in sesini Pangaltı’da duyunca tüyleriniz diken diken oluyor ve halen ilk günkü gibi gözyaşlarımız dökülüyor.

Peki neden 19 yıldır Hrant Dink anılıyor? Günde binlerce kişinin yürüdüğü bir caddede öldürüldü diye mi? Ya da öldürülme şeklinden mi? Öldürüldükten sonra saatlerce kaldırımda bekletildiği için mi yoksa bir iç hesaplaşmaya dönen dava sürecinden mi? Hrant’ın yazdıklarından dolayı mı hala insanlar onu anıyorlar? Yoksa herkes için bir hakikat anlatıcısı olduğu için mi? Anadolu insanı olduğu için mi? Ya da Ermeni olduğu için mi?

Belki hepsi belki de hiçbiri. Sanırım Hrant Dink’i katledilmesi hepimize bir “Yeter artık!” dedirttiği için halen onu anıyoruz.

1915 Ermeni Soykırımı Ermeniler için ne ilkti ne de son oldu. Cumhuriyet döneminde her on yılda bir; bir ayrımcı uygulama, bir talan, bir pogrom, bir cinayet, bir nefret suçu işledi bu topraklarda. Kemalisti, İslamcısı, muhafazakarı, liberali, solcusu, sağcısı, iktidara kim gelirse gelsin Ermenilerin ve diğer azınlıkların payına sürekli aynı şeyler düştü: Ayrımcılık, yağma, hakaret, katliam…

İşte Hrant Dink’in öldürülmesi bir “Yeter artık!” anıydı. Bu kadar da yeter artık dedi insanlar. Yıllarca yapılan ayrımcılıklara ve katliamlara karşı söz söyleyen yegâne kişi, göz göre göre öldürülünce artık dayanamadılar. Bir araya geldiler ve halen de bir araya geliyorlar.

Hrant Dink’in öldürülmesi bir milli mutabakat cinayetiydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi ya da gayri resmi iktidar sahiplerinin bile isteye yaptığı sonrasında ise timsah gözyaşları döktükleri bir cinayetti. Farklı grupların kendi aralarında anlaştığı bu cinayetin dava süreci ise güç savaşları ve hesaplaşmalar ile geçti, gitti. Bugün Hrant Dink’in katili dışarıda ve zerre pişmanlık duymadan hayatında hepimizin arasında devam ediyor. Öyle ki artık Hrant Dink sonrasında tehdit ya da darp edilen ve hatta öldürülen Ermenileri konuşmuyoruz.

Peki tüm bunlar olurken biz ne yapıyoruz? Geçmişte yaşanan katliam ve soykırımlara karşı tepki gösteriyor muyuz? Bu felaketlerin ulusal ve uluslararası arenada kabulü için ses çıkarıyor muyuz? Yoksa Türkiye’de yapanın yanına kar kalan sistemi sessizliğimiz ile büyütüyor muyuz?

Bugün artık hepimizin yapması gereken yegâne şey öncelikle kişisel olarak geçmişimizle yüzleşmemizdir. Mesela geçmişte ne kadar korudunuz kendiniz gibi olmayanın hakkını? Mesela geçmişte kaç kez “sözde” dediniz soykırımdan bahsederken ya da “gavur” dediniz Ermenilerden bahsederken. Geçmişte kaç kez kendi inancınızdan olmayanı yaşamaya, ölünce de cennete gitmeye layık görmediniz.

Karar sizin. Ya kendinizi en doğru olarak görmeye devam edeceksiniz ya da kurcalayacaksınız o rahatsız edici “Yeter artık!” hissini…

* Konuk Yazar… 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version