Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | LGS’de ‘mülakat’ kapısı aralandı, kriter hâlâ muamma!

TR724 HABER


AKP rejiminin ‘LGS’de mülakat’ adımı kamuoyunun tepkisini çekti. İddia şuydu: LGS’de çok yüksek başarı dilimine giren öğrenciler, özellikle “proje okul” olarak bilinen seçkin liselere yerleşirken artık yalnızca puanla değil, ayrıca yazılı sınav ve/veya mülakat benzeri ek aşamalarla da değerlendirilecek! MEB iddiayı ‘kısmen’ yalanladı, uygulamanın sadece iki okulu kapsayacağını açıkladı. Ancak o ik okulun hangi kriterlerle seçildiğini kimse bilmiyor. Yarın bu uygulamanın daha da genişletilerek bütün ‘başarılı’ okullara yayılmayacağının da garantisi yok.

Eğer bu düzenleme uygulamaya girerse, en yüksek dilimdeki öğrenciler için bile ek eleme (mülakat) ihtimali doğuruyor. Dolayısıyla sınavda tam puan alıp yüzde 1’lik dilime giren bir öğrenci, örneğin mülakatta sorulan ‘siyasi’ bir soruya istenilen cevabı vermediği taktirde elenecek. Sadece bu da değil; öğrencinin ailesi de muhtemelen araştırılacak ve diyelim ki rejime muhalif… Bu durumda da yüksek ihtimal öğrenci yüzde 1’lik dilime girmiş olsa bile elenecek. Zira bu sistem öğretmenlik mülakatlarında yıllardır uygulanıyor… 

Hükümet kanadının savunması iddiayı daraltmak üzerine kuruldu. Bakanlığın açıklamasına göre, kamuoyunda “proje okul” denilen tüm liselerde böyle bir uygulama söz konusu değil. Bakanlık, tartışmanın dayandırıldığı düzenlemenin ancak “özel program uyguladığı” mevzuatla belirlenmiş okullar için geçerli olduğunu, bunun da şu aşamada iki okulla sınırlı olduğunu söyledi: TÜBİTAK Fen Lisesi ve BAYKAR Fen Lisesi. Bakanlığa göre bu iki okul, “özel program” yürüttüğü için, merkezi sınav şartına ek olarak programa uygunluğu ölçen ayrı bir sınav şartı getirebiliyor; dolayısıyla “genel bir mülakat dönemi başlıyor” yorumları yanıltıcı.

O iki okul hangi kritere göre seçildi?

Ama tartışmanın asıl düğümü tam burada: “İki okul” denilerek konu daraltılıyor, fakat “özel program” etiketiyle bir okula ek sınav koymanın somut kriterleri netleşmiyor. Bakanlık “mevzuatla belirlenmiş” ifadesini kullanıyor; ancak kamuoyunun aradığı cevaplar, bu cümlenin içinde kayboluyor.

Bu iki okul hangi ölçütlerle bu kategoriye alındı? “Özel program” tanımı hangi eğitim hedeflerine, hangi objektif standartlara dayanıyor? Yarın üçüncü, dördüncü okul hangi gerekçeyle eklenebilir? Kararı kim verir, hangi kurul denetler, süreç şeffaf biçimde nasıl ilan edilir?

Bu sorular açık biçimde cevaplanmadığı için “şimdilik iki okul” ifadesi, “kapsamın istendiği an genişletilebileceği” endişesini ortadan kaldırmıyor.

Muhalefetin itirazı da bu belirsizlik ve öznel değerlendirme ihtimali üzerine oturuyor. Eleştiri şu: LGS gibi merkezi bir sınav, en azından kâğıt üzerinde, “ölçüt belli – puan belli” diye çalışıyor. Ek sınav veya mülakat benzeri bir aşama devreye girerse, özellikle de kuralları ve puanlaması net çizilmezse, sistem “ikinci bir eleme kapısı”na dönüşebilir. Bu kapının varlığı bile, veliler ve öğrenciler için “Torpil olur mu, kayırma olur mu, kriterler kişiye göre mi işler?” kaygısını büyütür.

Muhalefet, “bugün iki okul” denilen çerçevenin yarın genişletilmesi halinde, sınavla elde edilen başarının gölgelenebileceğini ve eğitimde eşitsizlik tartışmasını derinleştireceğini savunuyor.

LGS neden var?

Bu noktada mesele sadece “mülakat var mı yok mu” tartışması olmaktan çıkıyor; devletin eğitimde seçme-yerleştirme mekanizmasını hangi ilkeye göre yöneteceği meselesine dönüşüyor. Çünkü LGS’nin mantığı, milyonlarca öğrencinin yarıştığı bir düzende belirsizliği azaltmak. Oysa “özel program” başlığı altında ek sınav kapısı açıldığında, belirsizliği azaltmak yerine artıran bir etki de doğabiliyor: Öğrenciler yalnızca LGS’ye değil, hangi okulun hangi ek şart koyacağına, bu şartın nasıl uygulanacağına, sonucun nasıl değerlendirileceğine de hazırlanmaya zorlanıyor.

Eğer “özel program” bahanesiyle öğrenciye yeniden ders düzeyinde sınav yapılacaksa, LGS’nin “merkezi ve tek ölçüt” olma mantığı fiilen boşa düşer. Çünkü çocuk zaten LGS’de en üst başarıyı göstermiş; aynı bilgi/başarı tekrar ölçülüyorsa LGS, yerleştirmede yalnızca “ön eleme”ye indirgenmiş olur. Bu da şu soruyu doğurur: O zaman merkezi sınav niye var; madem okul ayrıca sınayacak, sistemin ana omurgası neden LGS?

Kısacası bakanlık “Genel mülakat yok!” diyerek yangını söndürmeye çalışıyor; fakat “Neden bu iki okul, hangi kritere göre, hangi denetimle?” sorularına net cevap verilmedikçe, tartışmanın tamamen bitmesi zor görünüyor. TR724, HABER MERKEZİ 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version