Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nden verdiği röportajda cumhurbaşkanı adaylığının kesin bir biçimde sürdüğünü belirtti. İmamoğlu, kendisinin katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçimin ise “Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği” bir seçim olacağını anlattı. İmamoğlu, “İnanın bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa’mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa; 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmeyecekti, sandıkta karşıma çıkmaktan korkmayacaktı. 400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa, çok beklerler.” ifadelerini kullandı.
- Anayasa’nın 101. maddesi açıkça şunu söyler: “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.” Tayyip Erdoğan, 2018 ve 2023 yıllarında iki kez (YSK’ya göre iki ama aslında 3 kez seçildi!) çumhurbaşkanı seçildiği için, normal şartlarda görev süresi bittiğinde (2028) tekrar aday olamaz. Anayasa’nın 116. maddesi bu kurala tek bir istisna getirir: Eğer Cumhurbaşkanı ikinci dönemindeyken, TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla (600 milletvekilinden 360’ının oyuyla) seçimlerin yenilenmesine karar verirse, mevcut Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabilir.
CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Silivri Cezaevi’nden T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlayan İmamoğlu, “Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir.” dedi.
İmamoğlu, röportajda hem kendi siyasi geleceğine hem de Türkiye’nin gidişatına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Hakkındaki diploma davasına ilişkin açıklamalarda bulunan İmamoğlu, bu davayı “hukuk tarihinin kara lekesi” olarak nitelendirerek devlet kurumlarına duyduğu güvenin kötüye kullanıldığını belirtti:
- Diploma davası, hukuk tarihimizin gördüğü en büyük kara lekelerden biridir. Devlet kontenjan açıyor; belgelerimi eksiksiz ibraz ediyor ve yatay geçiş hakkı kazanıyorum. Bırakın lisansı, aynı üniversitede yüksek lisans bile yapıyorum. Bütün bunları yaparken devletin kurumlarına ve adaletine güvendim ben. 19 yaşında bir genç olarak, devletin ilanına, evraklarına ve onayına güvenmeyip kime güvenelim Allah aşkına? Biz devleti hep güvenilir bildik; vatandaşını, gencini, yaşlısını korur kollar diye öğrendik.
- Fakat maalesef ki bugün bir avuç muhteris, devletimizin yargısını, kurumlarını istismar ederek 35 yıllık diplomamı almaya çalışıyor. Anlaşılan o ki Cumhurbaşkanı adayı olduğunuzda, helal olan haram edilmek isteniyor. Bu kumpas, net bir kara lekedir. Yalnız benim haklarım değil, devletin yargısının ve kurumlarının şeref ve namusu, güvenilirliği de söz konusudur. Biz inşallah siyasi tarihimize ve hukukî değerlerimize bu kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz.
‘KİM ADAY OLACAK’ GİBİ BİR ENDİŞEMİZ YOK!
Ekrem İmamoğlu, adaylığının kişisel bir tercih değil, milyonlarca vatandaşın iradesi olduğunu anlattı. Diploma davasının henüz sonuçlanmadığını belirterek sürecin sürdüğünü söyledi:
- Adaylık meselesine gelince, ben kendi irademle değil, 15,5 milyon vatandaşımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayı oldum. Yetkiyi millet verir, millet alır. Diploma davası henüz sonuçlanmamıştır. Adaylığım kesin bir biçimde devam etmektedir. Ancak sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi, milletin iktidarını kurmak için milletimize karşı üzerine düşen vazifeyi yapacaktır.
- Onlarla yol arkadaşlığı yapmaktan onur duyduğum Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve Sayın Başkan’ım Mansur Yavaş, Türkiye’nin önemli değerleri. Cumhuriyet Halk Partisi, birçok Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilecek kalitede ve kalibrede bir partidir.
- İnanın bizim kim aday olacak gibi bir endişemiz yok! Fakat iktidardakilerin Anayasa’mızdaki dönem şartını nasıl aşacağını çok merak ediyorum. Eğer adaylıkta ısrar ediyorsa; 15,5 milyon insanımızın iradesine halel getirmeyecekti, sandıkta karşıma çıkmaktan korkmayacaktı.
- 400 milletvekili hülyasına kapılırlarsa, çok beklerler. Milletin önüne referandum sandığının koyulacağı günü heyecanla ve hevesle beklediğimizi bilsinler. Ekrem İmamoğlu’nun katılamadığı, özgür bir şekilde yarışamadığı bir seçim, Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetinin bittiği bir seçim olur. On milyonların, Ekrem İmamoğlu yerine adaylaştığı bir seçime dönüşür.
SELAHATTİN DEMİRTAŞ AÇIKLAMASI
Ekrem İmamoğlu, Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın uzun tutukluluğunu Türkiye’deki hukuk anlayışının en yakıcı göstergelerinden biri olarak nitelendirdi. AİHM kararlarına rağmen süren tutuklulukların yargının siyasi bir araç haline getirildiğini ortaya koyduğunu belirten İmamoğlu, bunun bireysel değil yapısal bir adalet krizi olduğunu kaydetti:
- Selahattin Demirtaş’ın on yıla yaklaşan tutukluluğu, iktidarın hukuk anlayışının nasıl olduğunu ortaya koyan yakıcı bir durumdur. AİHM’nin bağlayıcı kararlarına rağmen özgürlüğüne kavuşamaması, hakkında yeni cezaların verilmesi de yine iktidarın yargı eliyle yaptığı siyasi kumpasların açık delilidir.
- Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı ve daha nice siyasetçi, hak savunucusu için tutukluluğun cezaya dönüştürülmesi, çıktığı anda yine cinayet işleyenlere, polis katleden teröristlere ise tahliyelerin kolaylıkla verilmesi, iktidarın dilinden düşürmediği yargı reformlarının, hukuk devleti cümlelerinin lafta olduğunun açık delilidir. Milletimiz de bunu görüyor, biliyor. O yüzden de adalet mücadelesinde her gün meydanlarda bizimle birlikte…”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

