Site icon Serbest Görüş

Her şey İsrail için; selefi eksen mi kuruluyor?

Her şey İsrail için; selefi eksen mi kuruluyor?


MAHMUT AKPINAR | YORUM

İran Devrimi’nden sonra Ortadoğu’da ve Müslümanlar arasında Sünni-Şii gerilimi yükselişe geçti. Irak-İran savaşında Şiiler İran’ı desteklerken, Sünni gruplar ve devletler Saddam’ın arkasında durdu. 8 yıl süren savaş bölgede kitlesel ölümlere, derin yarılmalara neden oldu.

ABD ve müttefikleri 2003 yılında, sonradan yalan olduğu ortaya çıkan argümanlar üzerinden Saddam’ı devirdiler. Irak toplumunu önce kağıt üzerinde, sonra alanda Şii, Sünni ve Kürt şeklinde kompartımanlara ayırdılar. Bu ayrışma medya marifetiyle zihinlere kazındı.

Alanı bilen uzmanlar Saddam’ın devrilmesi sonrası bölgedeki boşluğu İran’ın dolduracağı uyarısında bulundu ama ABD yönetimi bunu önemsemedi veya zaten bunu amaçlıyordu. İran, hem ordusuyla, hem de Haşdi ‘Şabi’ denilen silahlı Şii milislerle Irak’ı domine etti. Irak, Şii eksenin önemli unsuruna dönüştü.

2011 yılında Erdoğan’ın desteğiyle bu defa Suriye’de Esed rejimini devirme projesi başladı. Yine uzmanlar Esed’e zaman vermeyi ve ‘yumuşak geçişi’ önerdiler. Aksi halde Suriye’nin İran etkisine gireceği uyarıları yapıldı. Beklendiği üzere Suriye, İran’ın arka bahçesine dönüştü. Aynı dönemde İran Yemen’de Husileri, Lübnan’da Hizbullah’ı, Filistin’de Hamas’ı kullanarak etkili bir ‘Şii Hilali’ oluşturdu.

BOP çerçevesinde yürütülen operasyonlarla İsrail, Arap-İsrail savaşlarında hasmı olan Irak, Suriye, Libya gibi devletleri zayıflattı ve böldü. İslam dünyasında Şii-Sünni ekseninde derin bir yarılma oluştu. Ama İran, İsrail’i de tehdit edecek güçlü bir Şii eksen kurmuştu.

Bu tehdit sonlandırılmalıydı. Şii ekseninin tam karşısına konacak Selefi devletlerin/grupların oluşturacağı ittifak İran’ın etkisini kırıp, İsrail için riski azaltabilirdi. Bunun ilk adımı Suriye’de İran müttefiki Esed’in devrilip yerine Selefi Cihadist Colani’nin getirilmesiyle atıldı.

Böylece;

  1. İran’ın müttefiki Esed rejimi devrildi, Şii eksenin önemli bir ayağı yok edildi.
  2. Suriye topraklarının Hamas, Hizbullah, Haşdi Şabi vd. unsurlarca kullanılmasının, İsrail’i tehdit etmesinin önüne geçildi.
  3. Rusya’nın bölgedeki etkisi azaltıldı.
  4. Gazze ve Lübnan’da İsrail’le mücadele eden gruplara Suriye topraklarından giden lojistik ve militan sevkiyat kanalları tıkandı. Hizbullah ve Hamas’ın İran’la arasına selefi bir tampon (Yeni Suriye) sokuldu.
  5. İsrail stratejik önemdeki Golan Tepelerini işgal etti, Şam’ın güneyini silahsız bölge ilan etti. Suriye rejimi bunu problem etmiyor.

Yeni proje muhtemelen, Esed’in devrilmesinden önce İsrail’in, ABD’nin ve Erdoğan’ın olduğu bir masada oluşturuldu. Sonra bu koalisyon IŞİD uzantısı Selefi, cihadist Colani ve grubunu eğittiler. Altı boşalmış, Rusya desteği azalmış Esed rejimini kısa sürede devirdiler. Suriye’de İran’ın ellerini kestiler ve İsrail’i rahatlattılar.  

18 Ocak 2026’dan itibaren projede yeni bir evreye geçildi. Dünya, “Kravat taktırılan eski teröristten devlet adamı olur mu?” konusunu, yönetimin geçiciliğini tartışırken, merkezi Suriye güçleri hızlı şekilde SDG’nin kontrol ettiği alanları, enerji ve petrol sahalarını ele geçirdi. Arap aşiretlerinin desteğiyle ayakta duran SDG dağıldı, PYD/YPG Kürtlerin yaşadığı bölgelere çekilmek zorunda kaldı.

Bu günlerde anlıyoruz ki İsrail, ABD ve Türkiye SDG’nin geriletilmesi, Colani’nin tüm Suriye üzerinde kontrol kurması için anlaşıp yol haritası oluşturmuş.  

Suriye’de yapılanların Ortadoğu’da planlanan büyük resmin bir parçası olduğu anlaşılıyor. Asıl amaç, İsrail’e tehdit kapasitesini sınırlandırabilmek için, İran odaklı Şii ekseni karşısına bölgede Suudi Arabistan, Katar, Suriye gibi devletlerin ve diğer Sünni Arapların destek verdiği selefi bir eksen çıkarmak.

AKP iktidarı bölgedeki Cihadist Selefi örgütleri 15 yıldır zaten himaye ediyordu. Ama bunun ABD ve İsrail’e rağmen olduğu sanılıyordu. Artık AKP’ye biçilen bu misyonun İsrail ve ABD’nin izni ve bilgisi dahilinde olduğu netleşti.

(MİT TIR’larını, cihadist gruplar için eğit-donat projelerini, buna engel olan kesimlerin bürokrasiden tasfiyesini aynı düzlemde düşünebiliriz.)

Selefi eksen neden ihtiyaç?

Geçen sene 12 Gün Savaşları’nda İsrail İran’ın stratejik hedeflerini vurdu. Bakanlarını, devlet adamlarını öldürdü. Ama rejim karşıtı gösterilere rağmen İran’a diz çöktüremedi. İsrail’in çok güvendiği “Demir Kubbe” İsraillileri korumakta yetersiz kaldı. Muhtemelen İran’a karşı Selefi Eksen oluşturma projesi önceden tasarlanmıştı. Lakin geçen sene İsrail’in hedef olup zarar görmesi, Selefi Eksen projesini hızlandırmış olabilir.

‘Abraham Lincoln’ uçak gemisi İran’a doğru hızla yaklaşıyor, Trump tehditlerin dozajını yükseltiyor. Venezuela’da yaptığı gibi bazı ekonomik, siyasi kazanımlar mukabili İran rejimini boyun eğmeye zorlayacaktır.

Trump tüccar kimliği gereği İran’dan koparacağı ekonomik çıkarların peşinde. Ama İran rejimine şart koştuğu maddeler tamamen İsrail’in güvenliğine yönelik. Zira Trump’ın talepleri arasında demokrasiye, rejimin niteliğine, İran halkının ihtiyaçlarına dair tek madde yok.

Başlıca şartlar:

BOP müdahaleleri sonrası İran bölgede güçlendi ve bir Şii eksen kurdu. Bu bölgenin enerjisini kendi içinde yok etmek, Müslümanların ayrışmasını derinleştirmek için muhtemelen istedikleri bir şeydi. Ama İran’ın Şii ekseni kullanarak İsrail’i tehdit etmesi ABD-İsrail açısından kabul edilebilir değildi. ABD’nin İran’ın Şiiler üzerindeki etkisini bitirmek gibi talebinin olduğunu sanmıyorum. Mezhepçilik kartını kullanabilen ama İsrail’i tehdit edemeyecek bir İran’ı gayet yararlı bulurlar.

Ancak, işi şansa bırakmayıp Şii Hilal’in karşısına Selefi bir eksen çıkararak hem İran’ın etkisini zayıflatmayı, hem de Ortadoğu’daki mezhep bölünmesini derinleştirmeyi arzu ederler. İran ve Şii düşmanlığı açısından Cihadist Selefilerden daha iyisini bulamazlardı. Tam da bu sebeple Ahmet El Şara’yı Suriye’nin başına getirdiler. HTŞ kökenli bir grubun Suriye’nin bütününe hakim kılınması, ABD ve İsrail tarafından açıkça desteklenmesi, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin rejime silah ve ekonomik destek vermesi Orta Doğu‘da mezhep odaklı çatışmaların harlanacağı anlamına gelir.

Sünni niteliğiyle öne çıkan BAE, Ürdün ve Mısır gibi ülkeler de Şara yönetimine sıcak duruyorlar. Irak’ın İran ekseninden koparılması için Suriye yönetiminin ve Selefi cihadist grupların kullanılacağı konuşulmaya başlandı bile.

Sonuç itibariyle Ortadoğu’da her şey İsrail’in güvenliği, hedefleri doğrultusunda işliyor. Bölgedeki cerrahi operasyonlar için ABD’nin muazzam gücü bazen neşter, bazen manivela olarak kullanılıyor.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version