Site icon Serbest Görüş

AKP kulislerinde ‘umut hakkı’ konuşuluyor; Öcalan’a tahliye kapısı aralanıyor mu?

TR724 HABER


Erdoğan’ın yeni “açılım” tartışmalarına dair sessizliğine karşın, AKP kulislerinde sürecin “umut hakkı” başlığı etrafında ilerlediği konuşuluyor. Bahçeli’nin daha önce gündeme getirdiği “umut hakkı”, Öcalan’ın serbest kalmasını mümkün kılabilecek şartlı ve aşamalı bir infaz modeli olarak tartışmaya açıldı. AKP içinde genel af ya da doğrudan tahliye senaryosu olmadığı; düzenlemenin infaz hukuku içinde “teknik” bir değişiklik şeklinde kurgulanmak istendiği aktarılıyor. Kulislerde, AİHM içtihatlarının gerekçe gösterilmesi ve silah bırakma/fesih adımlarıyla eş zamanlı ilerleme şartı öne çıkarılıyor. Parti içi değerlendirmelerde, toplum tepkisi riski nedeniyle “umut hakkı” ifadesinden kamuoyu önünde kaçınma ve süreci sessiz-kontrollü yürütme stratejisi anlatılıyor.

“Umut hakkı” kavramını ilk kez MHP lideri Devlet Bahçeli, süreci fitilleyen konuşmasında kullanmıştı. Bahçeli, o konuşmasında, “Şayet tecridi kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın!” demişti.

AKP ise bugüne dek bu kavramı kullanmaktan kaçındı. AKP kurmayları, umut hakkına kapının kapalı olduğunu sık sık dile getirdi. Öte yandan Bahçeli, geçtiğimiz günlerdeki bir açıklamasında, “PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ve özgürlüğüne kavuşma talebinin bulunmadığı ortadadır.” ifadelerini kullandı. Ancak DEM Parti, ısrarla ‘umut hakkı’ talebini yineleyerek Meclis’teki araştırma komisyonu için hazırladığı raporda da yer verdi.

Komisyonun ortak raporuna ilişkin de umut hakkına yönelik iktidar ortakları arasında anlaşmazlık yaşandığı kamuoyuna yansıdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin sessizliğini korudu. AKP’li kurmaylar ise umut hakkına karşı sert çıkıştı. Ancak Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre AKP içinde yapılan değerlendirmelerde, yeni açılım sürecinin bir sonraki aşamasının bu başlık etrafında şekillendiği kabul ediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kamuoyuna tek kelime etmese de, parti kurmayları arasında “umut hakkı”nın artık soyut bir tartışma olmaktan çıktığı ifade ediliyor. Kulislerde dile getirilen bilgilere göre, sürecin taraflarından Öcalan’ın da “umut hakkı” talebini doğrudan ve açık biçimde gündeme getirdiği belirtiliyor. Ancak AKP’de hâkim görüş, bu başlığın son derece dar, kontrollü ve siyasi maliyeti en aza indirecek edecek bir çerçeveyle ele alınması gerektiği yönünde.

AKP’de konuya yakın isimlerin aktardıklarına göre, masada genel bir af ya da doğrudan tahliye seçeneği bulunmuyor. Aksine, “umut hakkı”nın infaz hukuku sınırları içinde ve teknik bir düzenleme olarak ele alınması planlanıyor. Kulislerde öne çıkan başlıklar şöyle sıralanıyor:

Şartlı ve aşamalı model: Umut hakkının otomatik bir serbest bırakma anlamına gelmeyeceği, iyi hâl, şiddetten kopuşun tespiti ve örgütsel bağların kesildiğinin teyidi gibi koşullara bağlanacağı ifade ediliyor.

İnfaz hukuku içinde düzenleme: Yeni ve özel bir yasa yerine, infaz rejimi içinde teknik bir değişiklik yapılması gündemde. Bu yolla, düzenlemenin siyasi bir “jest” olarak değil, hukuki bir uyum adımı olarak sunulması hedefleniyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi referansı: AİHM içtihatlarının gerekçe gösterilerek, düzenlemenin uluslararası hukukla uyumlu bir adım olarak savunulması planlanıyor.

Süreç teminatı: Umut hakkının, örgütün silah bırakma ve fesih adımlarıyla eş zamanlı ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor. Tek taraflı bir adım atılmasının söz konusu olmadığı özellikle dile getiriliyor.

AKP içinde önemli bir kesim, “umut hakkı” başlığının toplumda ciddi tepki doğurabileceği görüşünde. Bu nedenle parti içinde şu stratejiler öne çıkıyor:

Siyasi maliyet korkusu; Erdoğan suskun!

Kulislerdeki ortak değerlendirme, Erdoğan’ın bu aşamada bilinçli bir suskunluk stratejisi izlediği yönünde. Parti içi yorumlara göre Erdoğan, süreç henüz olgunlaşmadan ve somut bir mutabakat zemini oluşmadan yapılacak açıklamaların siyasi maliyetini görüyor. Bu nedenle “önce zemin, sonra söylem” yaklaşımını benimsendiği ifade ediliyor. Özetle AKP kulislerinde “umut hakkı”, geniş kapsamlı bir siyasi açılım ya da sembolik bir jestten ziyade, yeni sürecin ilerlemesi için hukuki bir kaldıraç olarak kurgulanıyor. Ancak bu çerçevenin nasıl bir metne döküleceği ve hangi takvimle hayata geçirileceği, henüz partinin üst karar mekanizmalarında netlik kazanmış değil.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version